| Gel de Spor Yaz |
Kaynak :
16.06.2005 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Yıllar sonra zorunlu bir tatil yaptım; o da zehir oldu. Nedenlerini satırbaşlarıyla özetlemeye çalışalım. Ülke yönetimi, bilim, eğitim dinin egemenliği altına alınmak isteniyor. YÖK, üniversiteler, bütün bilimsel kuruluşlar boy hedefi. Hükümet TÜBİTAK gibi üst bilimsel örgütleri kendi politik ve ideolojik etki alanı içine almaya, okullara, mezarlık ve camilere uzanan uygulamalı zorunlu din dersleri konmaya çalışıyor. Dinci kadrolaşma ülke çapında dinci kuşatmaya dönüşmekte. Hükümet bunlarla da yetinmeyerek kaçak Kuran kurslarını cezadan arındırma (yani koruma, yüreklendirme) savaşımı içinde. Dış ve iç borç gırtlakta… Açıklar artarken ekonomi bıçak sırtında. Yolsuzluklar sürüp giderken milletvekili dokunulmazlıklarına dokunulmuyor. Dışa bağımlılık ekonomik alanda olduğu gibi politikada da giderek artıyor. Uygulanan reçeteler hep dış kaynaklı. Batı Dünyası Sèvres’de yapamadığını ülkenin bugünkü durumunu fırsat bilerek bugün yapmaya çalışıyor : AB havucu karşılığında Güneydoğu’yu ayrıştırma, soykırım savları, Patrikhaneye ekümenik statü, ruhban okulu, “Kıbrıs’ı ver” teraneleriyle çember giderek daralıyor. Bunlar bitince sıra, kuşkunuz olmasın, Ege’ye ve kıta sahanlıklarına gelecek. Başbakan kendi cumhurbaşkanına tersleniyor, ABD Başkanının yanında kuzu… G.W. Bush yönetiminin Türkiye’ye biçtiği ılımlı İslam rolünü benimsemiş GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi)’nde rol almaya soyunuyor. Cumhuriyet’in temel ilkeleri, laiklik hiç önemli değil artık. PKK |
terörü Amerikan korumasıyla tırmanışta; buna karşılık ABD Türkiye’den tam sadakat ve buyruklarına itaat bekliyor. Başbakan ülkesini ABD’ye şikâyetten çekinmiyor : türban konusuna değinerek “Sizde özgürlük var, bizde yok” diyebiliyor. Ülkede demokrasi olmadığını savlayarak kızlarını ABD’de okutmak zorunda kaldığından yakınıyor; üstelik bunu dış medyaya yapıyor. İçte ise gazetecileri masum karikatürlerden dolayı dava etmekten çekinmiyor. Bu konuda demokrasi aklına gelmiyor.
Türkiye’nin dış itibarı giderek azalmakta. Türkiye imgesi, içerideki dinci gelişmeler, özellikle de içte ve dıştaki türban ısrarı nedeniyle giderek örselenmekte. Türkiye’nin AB üyeliği olasılığı, Birlik Anayasasının kabulü prosedüründe yaşanan olumsuzluklar nedeniyle olduğu kadar, benimsenen gerici tavırlar nedeniyle de giderek azalmakta. Holdinglere dayalı yalaka medya ise tek adamın uydusu… İşte ülkenin hali… Bütün bunları yaşamımın hiçbir döneminde karşılaşmadığım bir umutsuzluk içinde, durum saptaması için sayıp döküyorum. 20. yüzyılın başında bağımsızlık ve onur savaşı veren Türkiye bugün nerede? Atatürk’ün kurduğu sağlıklı, dipdiri, görkemli Cumhuriyet Atatürk’ten sonraki çapsız, dargörüşlü, sözümona yönetici politikacıların elinde 80 yıl sonra nerelere geldi ? Tam bir kimlik aşınımı. Nereye gidiyoruz ? Karanlık giderek koyulaşıyor. Türkiye ile birlikte benim de içim kararıyor. Bu karamsarlık içinde gel de spor yaz. |

