GELECEĞİN YÖNETİCİ TÜRLERİ Kaynak : 01.05.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Günümüzde spor, özellikle de futbol tam bir gösteri olayı haline geldi. Gösteriyi canlı tutmak için büyük paralar ödenmesi gerekiyor. Daha iyi oyuncu, daha iyi teknik kadro, daha iyi tesisler… Bunların hepsi paraya bağlı.

Gösteriden sağlanan olağan gelirler, giderleri karşılamadığı için gelir kaynaklarını çeşitlendirmek, yeni başka gelirler yaratmak gerekiyor. Bu konuda taraftarı çok olan kulüpler doğal olarak daha şanslılar.. İşte, son zamanlardaki şirket kurma çabaları bu amaca yöneliktir. Kulüpler artık kendi sürekli gelirleriyle ayakta durmak için uzun soluklu, iyi birer işletme olmak zorundalar..

Bunu yapamayan kulüplerin durumu giderek güçleşecektir. Kestirme çözüm olarak yine, üyelerin ve taraftarın, çoğu kez “paralı yönetici” diye tanımladığı varlıklı yönetici arayışları ve egemenliği sürecektir. Varlıklı yönetici konusu tam bir kısırdöngüdür. Bu durumda çağdaş demokratik yönetimin yerini keyfi yönetim alır, “parayı veren” kulübü yönetir. Dilediğinde, kulübe el koymaya gelir, dilediği sporcuyu alır, istemediğini kulüpten uzaklaştırır. Gerekli gereksiz, dilediği harcamaları yapar; verilen paralar çoğu kez “bağış” değil “borç” tur. Bu, yukarıda da belirttiğimiz gibi tam bir kısırdöngüdür ve kulübün bu çarpık yönetim biçiminden kurtulması giderek güçleşir. Birçok kulüp çaresizlik içinde bu çözüme katlanır.

Başka bir kısa süreli çözüm de belediye başkanlarının kulüp başkanı olmaları durumudur. Bunun başarılı başarısız çeşitli örnekleri görülmüştür. Bugün Kocaeli, Gaziantep, Zeytinburnu hemen aklımıza gelen örneklerdir. Kocaelispor ve Gaziantepspor başarılarını sürdürüyorlar. Özellikle Kocaelispor, Başkan Sefa Sirmen’in becerisiyle iyi düzeyde spor tesislerine kavuşmuş, ardından da futbolda Türkiye Kupasını kazanarak başarısını kanıtlamıştır. Bence, Sefa Sirmen’i Kupadaki başarısından çok, Kocaelispor’a kazandırdığı tesislerden dolayı kutlamak gerekir çünkü tesisler başarıyı sürekli kılmanın aracıdır.

Ancak başarılı bir iki örnek, sistemin başarılı olduğunu göstermez; “belediye başkanı başkan” çözümünün yine de geçici bir çözüm olması gerektiğine inanıyorum. İlke olarak, belediye başkanları, yalnızca başkanı oldukları kulübe değil, yörelerindeki bütün spor kulüplerine arka çıkmalı, yaygın sporu desteklemelidirler. Belediye olanakları ve -doğallıkla, nüfuz baskısı olmaksızın- belediye ilişkileri kullanılarak sağlanan olanaklar yöredeki bütün spor yapanlara ve kulüplere aktarılmalıdır.

Bir zamanlar da, nüfuzlarından yararlanılmak üzere üst düzeydeki siyasiler yönetimlerin başına getirilerek onlardan medet umulmuştu.

Bunların hiçbirinin çıkar yol olmadığı görülüyor.

Bugün, bütçeler, kişilerin verecekleri paralarla ya da belediye katkılarıyla kulüplerin yönetilmesini olanaksız kılan büyüklüklere ulaşmıştır. Bu nedenle, geleceğin yönetici tipini, sporun ilkelerini bilen, kendi iş yaşamında başarılı olmuş, almaya değil, bilgi, beceri ve emeğini vermeye gelen gönüllüler oluşturacaktır.