Gerçek Dergiler – Sanal Dergiler Kaynak : 01.01.2003 - Mimarlık Dergisi - 309 | Yazdır

Soru şu: “Elektronik medya giderek daha geniş olanaklar sunuyor, insan yaşamına daha çok giriyor. Acaba zaman içinde sanal dergiler basılı dergilerin yerini alabilir mi?”

Konuyu açmak için geçmişte değişik alanlarda yaşanmış olan gelişmelere bakmakta yarar var. Fotoğraf resim sanatını, sinema tiyatroyu, televizyon sinemayı nasıl etkiledi? Başlangıçta, ilk evrelerinde etkilemediklerini söylemek olanaksız; ancak zaman içinde eskiler yeni gelişimin sunduğu avantajlardan da yararlanarak kendilerini geliştirdiler, yeniden biçimlendirdiler, günün yaşam istemlerine uyarladılar. Resim fotoğrafın çıkışıyla yeni arayışlara girdi; tiyatro sinema karşısında yeni yöntemler denedi, izleyiciyle bütünleşebilmenin avantajlarını öne çıkardı; sinema TV karşısında daha etkin ses, görüntü ve sunuş olanaklarını harekete geçirerek insanları yeniden kendisine bağlamayı başardı. Bugün resim sanatı da, tiyatro da, sinema da eskisinden daha güçlü olarak yaşıyor. Resim, prestijinin doruğunda; tiyatro,Türkiye’de bile bütün ekonomik sıkıntılara karşın yaygınlaşıyor; sinema salonlarının sayısı hızla artıyor. Aynı şekilde, plaklar, müzik kasetleri, CD, VCD, DVD gibi olanaklar insanların konserlere gitmesini engellemiyor. Elektronik kitaplar da kitap okuma alışkanlığını öldürmedi.
Dergi konusuna en yakın örnek, gazete-internet-TV ilişkisi olabilir. İnternet ortamı günümüzün en iyi bilgi akış olanaklarını sunuyor. Herkese… Üstelik en yaygın, en kolay, en ekonomik yoldan. Bu, bilgi için olduğu gibi haber konusunda da öyle. Büyük bir arama/bulma kolaylığıyla, her an güncelleştirilen haberler…
Gazetelerin internetten de önemli başka bir rakibi televizyonlar. Onlarca televizyon kanalı günün her saatinde gelişen olayları canlı görüntüleriyle sunuyorlar. Buna karşılık, herkes haberleri televizyondan anında alabildiği halde, ertesi sabah yine gazetesiyle buluşuyor. Dikkate değer başka bir nokta daha var. Gazetelerin hemen tümü içeriklerini eşzamanlı olarak bilgisayar ortamında, kendi web sayfalarında da sunuyorlar. Üstelik bedava. Bütün bu gelişmelere karşın okuma alışkanlığı çok güçlü olmayan Türkiye ortamında bile tirajları çok artmasa da gazete sayısı durmadan artıyor.
Gelelim dergilere… Özellikle de asıl konumuz olan mimarlık dergilerine… İnternet ortamı pek çok alanda olduğu gibi mimarlık ortamı bakımından da çok zengin olanaklar sunuyor. Kapsamlı mimarlık portallerinden tutun, kurumların web sayfalarından, mimarlık firmalarının, hatta mimarların bireysel sayfalarına kadar uzanan çok geniş bir yelpazede mimarlık ürünlerine, mimarlık düşüncelerine ulaşmak olanağı var. Giderek gelişen bu olgu mimarlıkta bilgi iletişimi için büyük bir avantaj. Ancak bağlantılar hala yavaş. Kaliteli görüntüler geç geliyor; resmin kalitesiyle geliş hızı ters orantılı.

Ekran gözleri yoruyor. Bu sakıncalar herhalde zamanla ortadan kalkacak. Şu anda, herşeye karşın bilgilenme avantajından yalnızca okuyucular, meraklılar, araştırmacılar değil, içeriklerini zenginleştirmek üzere dergiler de yararlanıyorlar.
20. yüzyılın son çeyreğinde elektronik hızla gelişirken, dizgi ve baskı olanakları da çok gelişti. Bugün dizgi ve baskıda da yine geniş ölçüde bilgisayar ortamından yararlanılıyor. Ergitilmiş kurşunla yapılan eski dizgilerin yerini bilgisayar dizgileri aldı. Yazılar artık, baskı için yeniden dizilmiyor; yazarın bilgisayarından derginin bilgisayarına elektronik posta yoluyla ulaşıyor. Aynı yol fotoğraflar ve proje çizimleri için de geçerli. Fotoğrafların renk ayrımı, derginin sayfa düzeni de yine elektronik yolla oluyor. Baskı için matbaaya gönderilen, yalnızca bir CD ya da yine e-posta yoluyla ulaştırılan bir gönderidir. Baskı da yine elektronik kumandaya dayalı olarak daha kısa sürelerde, çok daha kaliteli olarak gerçekleştirilebiliyor. Bunları, teknolojik gelişmelerin dergi yayıncılığına getirdiği katkıları vurgulamak için anlatıyorum.
Biz, YAPI dergisinde, bugün var olan elektronik olanakların pek çoğundan yararlanıyoruz. Derginin her sayısını da, yukarıda değindiğim gazete örneklerinde olduğu gibi, çıkıştan kısa bir süre sonra kısmen internet ortamına aktararak daha geniş topluluklara sunuyoruz. Buna karşın okuyucuların basılı dergiye ilgisi azalmıyor; tirajımız artıyor. Gazeteler gibi, kitapların da, dergilerin de sayısı artıyor. Kitaplar, dergiler süpermarketlerde bile satılıyor; düzenlenen kitap fuarları çok ilgi görüyor. Doğal ki, yayımlarına ara veren, hatta kapanan dergiler de var. Ancak bunun nedenlerinin, elektroniğin rekabetine bağlanmak yerine başka etkenlerde aranması gerektiği görüşündeyim.
Yine soruya dönelim: “Zamanla, gerçek dergilerin yerini sanal dergiler mi alacak?” Sanmam… Dergiler her ortamda okunabilme özellikleriyle, topluca kavranabilir sunuş üstünlüğünü daha uzun zaman koruyacak gibi görünüyor. Okuyucular, interneti izleseler de kendi anlayışlarına uygun dergiyi yine ellerine almak, dokunmak” kağıdın, mürekkebin kokusunu duymak isteyecekler, kendi dergilerinin sayfa tasarımı ve içeriğiyle bütünleşeceklerdir. Alışkanlık olarak tanımlanabilir bu. Ancak unutulmamalı ki alışkanlıkların ömrü kişilerin ömrüyle sınırlı değildir. Kuşaktan kuşağa geçen bir süreklilikleri ve vazgeçilmeyen tatları vardır.
Yukarıda sıraladığım örneklerde olduğu gibi, rekabet, gerçek dergilerin sanallar karşısında kendilerini sorgulamalarına, kalitelerini artırmalarına, gerekirse yollarını, yöntemlerini yeniden belirlemelerine yarayacaktır. İleride, teknolojik gelişmelerin ne getireceğini kestirmek güç; şu andaki durum bu.

1. İnsanların gözleri biraz da parmaklarının ucundadır.