| Kulüplerle Vergi Barışı (!) |
Kaynak :
09.01.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Vergi oranını artırmak, daha çok vergi toplamak anlamına gelmiyor. Tıpkı sporcu vergilerinde olduğu gibi. Daha önce sporcu ücretlerine uygulanan yüzde 15’lik vergi stopajı, 1998’de yüzde 40’lara çıkarılmıştı. Sonuç ne oldu ? Daha çok vergi toplanabildi mi ? Hayır. Kulüpler vergi borcu batağına saplandılar. Şimdi, “gelsin vergi barışı”… Kimse kimseyi kandırmasın : “vergi barışı” denen şey, “vergi affı”dır. 1998’de ne yapılmıştı ? Sporcuların vergisi o günlerde yüzde 15’le sınırlıydı. Kulüplerin sporcudan kestiği varsayılan yüzde 15’lik tutar, vergi dairesine kulüplerce yatırılırdı. Yapılan değişiklikle sporcuların vergi oranları normal gelir vergisi oranlarına getirildi; böylece, eskisinin yaklaşık üç katına çıktı. Kulüpler bu vergiyi sporcudan (sözde) kesecekler ve vergi dairesine yatıracaklardı. Yasaya göre bu işlem sporcunun değil, kulüplerin yükümlülüğüne verilmişti. Gerçek durumda sporcu, pazarlığını net üzerinden yapar; doğrudan vergi yükümlüsü olmadığı için yalnızca alacağı net ücrete bakar, gerisi kendisini ilgilendirmez. Bu durumda vergi sporculardan çok, Kulüplerin sırtına yüklenmiş gibidir. Geçen zaman içinde, zaten parasal sıkıntı çeken kulüpler sporcuların ücretlerini zar zor da olsa ödediler, vergileri ödemediler. Yüzde 15’lik eski oran kulüplerin gücü içinde ödenebilecek bir orandı; yüzde 40-45 ödenemedi. Kulüpleri Maliye karşısında vergi yüzsüzü durumuna düşüren çaresizliğin kaynağı, yasada bilinçsizce yapılmış olan değişikliktir. |
Bu konuya 19 Ağustos 1998 günlü yazımda değinmişim : “Bazı kişiler futbolcuların ayaklarıyla trilyonlar kazandığını kahve eleştirisi tarzında söyleyip dururlar. Düşünmezler ki, futbol özel yetenek ister, ayak oyunu olmaktan çok, kafa oyunudur. Ve unutmamak gerekir ki kazandıkları başarılarla zaman zaman ülkeyi coşkuyla ayağa kaldıranlar, kimilerinin dudak büktükleri bu çocuklardır. Ayrıca, Türkiye’de sporcuların büyük çoğunluğunu milyarlar kazanıyormuş gibi göstermek de medyatik bir abartmadır.” “Biz Türkiye’de sporun gelişmesini istiyorsak bu alana katkı getirmek, bu alanda özverili davranmak zorundayız. Sporun kalkınmasını istiyorsak, başarı istiyorsak kulüpleri, sporcuları, spor tesislerini desteklemek zorundayız… Bu anlayışla yasa, çok doğal olarak sanatı, kültürü nasıl koruyorsa sporu da korumalıdır.”
“Zorlamalar kaçamakları geliştirir. Kulüpleri ve sporcuları zora sokacak yüksek vergilendirmenin de dengeleri büsbütün bozacağını, istenmeyen, kural dışı sonuçlar doğuracağını tahmin etmek için kâhin olmak gerekmez.” Ben de kâhin değilim. Ne yazık ki gelişmeler dört yıl önce yazdıklarımı doğruladı. Sonucu baştan belli olan bu uygulama kulüpleri zora soktu; zorlamalar kaçamakları geliştirdi. Maliye ise Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Şimdi çaresizlikle gelinen nokta, “vergi barışı” adı altında “vergi affı”dır. Günümüze çok uygun bir deyişi |

