Habitat II Kaynak : 01.10.1994 - Yapı Dergisi - 155 | Yazdır

Eylül ayı başında Kahire’de toplanan Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus ve Kalkınma Konferansı’nın yer aldığı binaya yerleştirilen bir saat, dakika dakika nüfus artışını delegelere duyururken, nüfusu ülkelere göre de ayırabiliyordu. Bilindiği gibi, dünyada her saniyede üç bebek doğuyor. Bu yıl içinde dünya nüfusuna katılacak bebeklerin sayısı 94 milyon. Dünya nüfusunun büyüme temposu işte böyle ..
Konferansın başladığı 5 Eylül 1994 günü dünya nüfusu 5.677.336.552 idi. Bu nüfusun 2025’te 8.5 milyar, 2050 yılında 10 milyar olacağı hesaplanıyor. Bu tahminler ne kadar tutarlıdır, bilmiyorum. 1976 yılında yapılan hesaplamalara göre dünya nüfusunun 2000 yılında 5.6 milyar olacağı tahmin ediliyordu. Bu rakama 2000’den 6 yıl önce ulaşılmış bulunuyor.
Nüfus patlamasında özellikle az gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler başı çekiyorlar. ABD’de % 1, Batı Avrupa’da % 0.3 olan yıllık nüfus artış hızı, Üçüncü Dünyada (Asya-Afrika-Latin Amerika) ortalama % 1.7, kimi Afrika ülkelerinde % 3.
Hızlı nüfus artışı pek çok ekonomik ve sosyal sorunu da birlikte getiriyor. Ancak sorunlar yalnızca hızlı nüfus artışıyla da bitmiyor. İkinci önemli sorun: göç.
20. yüzyılın tamamlanmakta olduğu şu dönemde göç, kırsal alanlardan kentlere, ya da azgelişmiş ülkelerden daha gelişmiş ülkelere doğru bütün hızıyla sürüp gidiyor. İnsanlar daha iyi yaşam koşulları bulmak için köylerini, hatta ülkelerini terk etmeyi göze alıyorlar. Yanlarında getirebildikleri tek şey umutları .. Önümüzdeki yıllarda göçün giderek artacağı biliniyor.
Yirminci yüzyılın ortalarında dünya nüfusunun yalnızca % 20’si kentlerde yaşıyordu. 2000 yılında dünya nüfusunun %47’si mega şehirlerde yaşayacak.
Yalnızca 1990’larda, yani on yıl içinde, gelişmiş ülkelerde kentlerdeki nüfus artışı 70 milyon, gelişmekte olan ülkelerde ise 700 milyonu bulacaktır.
Tarihte ilk kez, yeni yüzyılın şafağı söktüğünde, dünya nüfusunun çoğu kentlerde yaşıyor olacaktır (1).
Bu hızlı nüfus artışı ve göçün yarattığı olgularla. İklimimiz tehdit altında .. Suyumuz, toprağımız tehdit altında .. Bitki ve hayvan türleri tehdit altında .. Yaşam kaynaklarımız, ekonomik dengelerimiz tehdit altında. Kısaca gezegenimiz tehdit altında.
Ve bu tehdidin önemli bir kaynağı yine insanoğlunun yarattığı, daha uygun bir yaşam çevresi oluşturmak adına başlatıp sürdürdüğü bir olgu: kentleşme.
Kentleşmeye paralel olarak dünyamız ormansızlaşıyor, dünyamız zehirleniyor, dünyamız çölleşiyor, çöp yığınına dönüşüyor.
Böylesine akıl almaz bir hızla gelişen, giderek daha kargaşalı bir niteliğe bürünen kentleşme olgusu, insanoğlunu çok kısa bir süre sonra bugün olduğundan daha büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakacak. Ünlü bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov ölümünden kısa bir süre önce, doğmakta olan kent dünyasının geleceğin düşsel bir dünyası değil, bugünün var olan dünyası, aşırı dolmuş ve dertli kentin hepimizin umudu ve insanlığın simgesi haline geldiği gerçek bir dünya olduğunu yazmıştı. “Bu dünyaya hazır değiliz” diyordu, “ama çok geç olmadan şimdi harekete geçmezsek, uygarlığın kaynağı olan kentlerimiz sonunda uygarlığı yok edebilir.”(1). Durum Asimov’un tahmin ettiği kadar ciddidir. Hiçbir ülke, zengini de fakiri de bu ciddi konu karşısında ilgisiz kalamaz. Böylece konut gereksinmesi giderek artarken, kentleşme de dünyanın büyük bir bölümü için çok ciddi sosyal, ekonomik ve ekolojik sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunlar bütün dünyanın sorunudur, istisnasız bütün ülkelerin sorunudur.

BM. Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Wally N’Dow’un dediği gibi, “bütün bölgesel farklılıklara karşın gerçekten küresel boyutlu bir mücadelenin eşiğindeyiz. Bölgesel farklılıklara karşın her yerde kentlerin başı derttedir. ”
Sorun hepimizin sorunu, dünya hepimizin dünyasıdır. Ya da daha doğru bir deyişle dünya bizim de değildir. Dünya, çocuklarımıza, torunlarımıza, henüz doğmamış kuşaklara aktaracağımız bir emanettir. Emaneti korumak ve iyi devretmek zorundayız.
Bu küresel özellikleri nedeniyle “yerleşme” ve “konut” sorunu Birleşmiş Milletler Örgütü’nün gündeminde önemli bir yer işgal ediyor. İşte Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II), yaklaşmakta olan korkunç sona “dur” demek isteyen tüm kişi, kurum ve kuruluşları bu ortak bilinçte birleştirmek amacıyla 3 Haziran 1996’da İstanbul’da toplanacak. Kısaca, amaç, toplumsal ilerleme ve ekonomik gelişmenin ana girdisini oluşturan “yerleşme”nin sorunları konusundaki bilinci dünya ölçeğinde artırmak.
1976’da Kanada’nın Vancouver şehrinde toplanmış olan ilk Habitat’tan bu yana yaklaşık yirmi yıl geçmiş bulunuyor. Bu yirmi yıl içinde dünya ekonomik, sosyal ve ekolojik bakımdan büyük değişikliklere uğramıştır. Kentleşmenin etkilerinin ve kentlerin sürdürülebilir kalkınmadaki rolünün yeniden düşünülmesinde yararlar vardır.
Habitat II Hazırlık Komitesi, Nisan 1994’te Cenevre’de yaptığı toplantıda Habitat II’nin amacını şöyle belirlemiştir:
“Toplumsal ilerleme ve ekonomik büyümenin girdisini oluşturan insan yerleşimlerinin taşıdığı potansiyel ve karşılaştığı sorunlar konusunda dünya ölçeğinde bilinç düzeyini yükseltmek .. Dünya liderlerinin köylerimizi, kasabalarımızı, şehirlerimizi sağlıklı, güvenli, adil ve sürdürülebilir kılma amacını benimsemelerini sağlamak.”

Özetlersek Habitat II,
• Hızlı kentleşmenin yarattığı sorunlarla bahşedebilmek için dünya ölçüsünde işbirliğine dayalı bir eylem programıdır.
• Bireylerin daha sağlıklı bir çevrede, daha güvenli ve insana yaraşır koşullarda bir yaşam sürdürebilmesi için gereken akıl ve güç birliğidir.
• Hem küresel düzeyde, hem de ulusal, yerel düzeyde yerleşme sorununa çözümler getirmeyi amaçlayan çok kapsamlı bir doruk olacaktır.

Habitat II, Başbakanlığı sırasında Sayın Süleyman Demirel’in de katıldığı Rio Çevre doruğuyla başlayan küresel bir eylem planın ve bu amaçla düzenlenen toplantının zincirinin son halkası.
Kahire’de toplanan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı.. Eylül 1995’te Pekin’de toplanacak olan Dünya Kadın Konferansı. Bütün bu konferanslar 1996’da İstanbul’da toplanacak Habitat ile noktalanacak. Birleşmiş Milletler çevrelerinin de belirttikleri gibi, bütün bu hazırlık toplantılarının ardından Habitat II zirvelerin zirvesini ve 20. yüzyılın son eylem planını oluşturacak.
Haziran 1996’da 180 ülkeden yaklaşık 25 milyon kişinin Habitat nedeniyle İstanbul’a gelmesi bekleniyor. Bu, kentleşme sorunu faturasının en ağır biçimde ödemekte olan İstanbul için, belki de 20. yüzyılın sonunda derlenip toparlanma yolunda eline geçirdiği uluslararası bir destek ve en önemli fırsat olacaktır.

(1). Dr. Wally N’ Dow, Habitat II Hazırlık Komitesi Toplantısı 11.4.1994 Cenevre.