Hakemin Adaleti Kaynak : 24.09.2009 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Ali Güneş, topu tam kaleye girmek üzereyken müthiş bir uçuşla tokatladı ve golü kurtardı. Değme kaleci bu işi kolay kolay yapamazdı. Hakem İlker Meral hareketi görmedi herhalde. Görseydi Kasımpaşa’nın genç oyuncusuna kırmızı kart göstermesi ve penaltı vermesi gerekirdi. Stattaki herkesin, TV’deki yüz binlerin, belki de milyonların gördüğünü yardımcı hakem de görmedi. Oyuncu topu bloke etmeyip dışarı attığı için oyun kornerle devam etti. Ali Güneş maçtan sonra TV röportajında, “Topa kafamla yetişemediğim için elle çıkardım” dedi.

Şeker bayramının son günü Kasımpaşa-Galatasaray maçında yaşandı bu olay. Hakemlik kurumu adına üzülmemiz gereken bir durum. Hakemler göremedilerse durum feci; görüp de yanlış değerlendirdilerse daha da feci. Hakem hataları bununla da sınırlı kalmadı. Ali Güneş gole giden Kewell’i düşürdü. Hakem bunu da sarı kartla geçiştirdi. Acaba hakem, Recep Tayyip Erdoğan stadında oynanan bir Kasımpaşa maçında işgüzarlıkla durumdan vazife çıkararak kendisine koruma yollu bir görev mi biçmişti? Buna ihtimal vermek istemem. Ancak yine de şunu tekrarlamakta yarar olmalı: Sözcük olarak aynı kökten gelen hakemlik ve hâkimlik, adalet esası üzerine kurulmuştur. Hakem ve hâkim adil olmak zorundadır. Bu duygunun ve bilincin zedelenmemesi gerekir.

Başka bir nokta: oyuncunun sorumluluğu… Ali Güneş maç sonrası TV kamerasına itirafta bulunacağına bunu maçta hakeme yapsaydı daha doğru olmaz mıydı? Yapsaydı, yılın “fair play” ödülüne aday olurdu ve herhalde ödülü kazanırdı. Oyuncuların da sorumluluk bilinciyle hakemlere yardımcı olmaları gerekiyor.

Daha maçın başında yaşanan olay kaçınılmaz olarak oyunun gidişini etkiledi; Galatasaray takımı haksızlık karşısında uzun süre kendine gelemedi, birinci devreyi 1-0 geride bitirdi. İkinci devre oyuna giren Keita ve Nonda’nın sergiledikleri performans sonucu maç 3-1 bitti.

Hakem, üç golün baş aktörü Nonda’ya dua etmeli. Maç beraberlikle ya da Galatasaray’ın yenilgisiyle bitseydi hakemin bağışlanacak yanı kalmazdı.

Galatasaray çok sayıda pozisyonu golle değerlendiremedi. Seyrederken, Cevat Prekazi’yi andım. “Topun canı vardır; istemezse kaleye girmez” derdi. Arda üzülmesin, Prekazi haklıymış…

Galatasaray umut veriyor. Kulübün bütün sıkıntılarına karşın futbolda, başta teknik kadro olmak üzere transferler çok tutarlı oldu. Bütün kadro birbirine sarıldı ve “takım” oluşturdu. İçte ve dışta alınan sonuçlar da bunu kanıtlıyor zaten. Medyaya göre Galatasaray sezon başında oynadığı ilk 6 maçı da kazanarak kendi rekorunu kırmış. Çok önemli olmamasına karşın, oyuncuları başarıya kilitlemek bakımından bu tür körüklemelerin yararı olabilir.