| Hayati Tabanlıoğlu’nu Anarken |
Kaynak :
01.03.1995 -
Yapı Dergisi - 160
|
Yazdır
|
|
Yıl 1958. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin ikinci sınıfından üçüncü sınıfına geçmişim. Yaz stajımı İstanbul Opera Binasında yapacağım. |
Stajım, birkaç ay sürdü ve okulların açılmasıyla bitti, ancak o ortamda tanıdığım Hayati Tabanlıoğlu ile ilişkilerimiz ağabey-kardeş sevgi-saygısı içinde sürüp gitti. Opera binası Nisan 1969’da bitirilebildi ve İstanbul Kültür Sarayı adıyla açıldı. Bina açılmıştı, ama sahibi belli değildi. Binaya sahip çıkma konusunda Devlet Operası ile Devlet Tiyatrosu arasında büyük bir çekişme başladı. Tabanlıoğlu, bu çekişmeden duyduğu rahatsızlığı, sıkıntıları dile getirirken “bunlar günün birinde binayı yakacaklar” diyordu. Sonunda Tabanlıoğlu’nun dediği oldu. Bir gece Arthur Miller’in Cadı Kazanı oynanırken sahnede yangın çıktı. Sahne ile salon arasındaki koruyucu yangın perdesini indirmek kimsenin aklına gelmediği için de bina tümüyle yandı. Ani çıkan yangına karşın can kaybı da, yaralanma da yoktu. Seyirciler, doğru tasarım sayesinde salonu ve binayı paniğe kapılmadan kolayca terkedebilmişlerdi. Ülkemizde adet olduğu üzere, herşey olup bittikten, felaket geldikten sonra, sıra sorumlu aramaya gelmişti. Tabanlıoğlu öngörüsünde haklıydı, ama bu yetmiyordu. Opera ve Tiyatro’nun genel müdürleri Aydın Gün ve Cüneyt Gökçer ile birlikte Tabanlıoğlu da sanık sandalyesine oturtuldu. Sonuçta beraat etti, tortu olarak üzüntüsü kaldı. Kültür Sarayı yine Hayati Tabanlıoğlu’nun yönetiminde ikinci kez inşa edildi. Projeler kısmen değiştirilerek sadeleştirildi; yapım bu kez kısa sürdü. Binanın adı İstanbul Atatürk Kültür Merkezi olarak değişti. Tabanlıoğlu büyük binaların yapımını örgütlemekte ustaydı, hem de devletin zor işleyen çarkı içinde. Opera’dan sonra yine Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nı gerçekleştirdi. Projeleri Bakanlık adına Bakanlık görevlisi olarak gerçekleştiriyordu ama telif haklarından ödün vermiyordu. Opera’nın da Havalimanın da telif hakları kendisinindi. Birçok bakan, birçok müsteşar, birçok kamu görevlisi gelip geçmişti. Tabanlıoğlu hiçbirine ödün vermemişti, ama Devlet çarkından usanmaya başlamıştı galiba öğretim üyeliğinin yanısıra serbest yaşamda kısa bir süre mimarlık dışında çalışmayı denedi. Olmadı .. Yine mimarlığa döndü. Yine büyük yapılar: Barbaros Ticaret Merkezi Blokları, Ataköy – Galleria, Ataköy Marinası, Holiday Inn Oteli, son olarak da Milliyet Gazetesi’nin yeni tesisleri. Tabanlıoğlu, herşeyin zor olduğu ülkemizde her zaman “zor’u başardı ve mimar olarak başı hep dik kaldı. 1 Mart 1995 onun birinci ölüm yıldönümü .. Daha yaşamalıydı diye düşünüyorum. 1. Enver Tokay, Ayhan Tayman, Behruz Çinici. |

