Helsinki’de Beyaz Geceler Kaynak : 02.07.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

12 Haziran gününden bu yana Helsinki, kuruluşunun 450. yıldönümünü kutluyor. Amerika ve Avustralya şehirleriyle karşılaştırıldığında bu süre önemli olabilir belki, ama bizim yaşadığımız topraklar için çok kısa… Kutlamalar oldukça sakin… Kimi sanat etkinliklerinin yanı sıra kentin çeşitli noktalarında müzik, yöresel dans gösterileri ve sergiler…

İşin bir de resmî yanı var. İsveç kralı, kraliçesi ve prensesi 12 Haziran günü Helsinki’ye gelip ilk kutlamalara katıldılar. Onların gelişi bir komşuluk ziyaretinin çok ötesinde. 1155-1809 yılları arasında İsveç Krallığı’nın bir parçası olan Finlandiya 1809-1917 arasında Rus Çarlığı’nın bir dukalığı olarak kalmış, ancak 1917 Rus Devrimi’nden sonra bağımsız cumhuriyet olmuş. İsveççe, Fincenin yanı sıra hâlâ Finlandiya’nın resmî dili.

Beş milyon nüfuslu, 338 bin km²’lik Finlandiya, adalar ve göller ülkesi… 179 bin 584 ada… 187 bin 888 göl… Ormanları da unutmamak gerekiyor. Ülke toprağının yüzde 10’u su, yüzde 69’u orman. Dantel kıyıları, daha uçak Helsinki havaalanı için alçalırken görebiliyorsunuz. Ahşap sevgisini ise havaalanı binasında bile algılamak olanaklı. Ahşap döşeme kaplamaları, sonuçta sizi bagaj holündeki ahşap sanat ürünleri sergisine yönlendiriyor. İlginç sergiyi izlerken bavul beklemek daha az sıkıcı geliyor insana.

Fin ekonomisinde yıllardan beri çok önemli olan orman ürünleri dışsatımı bir numaralı yerini, son yıllarda yüksek teknoloji ürünlerine bırakmış. Orman ürünlerine dayalı üretim gerilememiş ama, yüksek teknoloji üretimi hız kazanmış. Bunun nedenini, 1980’lerden bu yana bilinçli olarak yüzde 80 oranında arttırılan araştırma geliştirme harcamalarında aramak gerekiyor.

Biraz da iç politika gelişmelerinden söz edelim. Finliler’in hoşgörüye dayalı bir politik yaşamı var. 1906’da dünyada ilk kez kadınlara seçme hakkı tanıyan ülkenin politikasında şimdi “kadın egemenliği” başlamış diyebiliriz. Mart ayı başından bu yana cumhurbaşkanı bir kadın.. Helsinki belediye başkanı da öyle.. Eski bir avukat ve sendikacı olan sosyal demokrat cumhurbaşkanı Tarja Halonen hiç evlenmemiş. Buna karşın 21 yaşında bir kızı var, bir de erkek arkadaşı. Başkan seçilmeden önce erkek arkadaşıyla aynı binada aynı dairelerde yaşarlarmış. Şimdi cumhurbaşkanlığı konutuna birlikte taşınmışlar. Evlenecekleri söyleniyor. Ancak, bu davranışın seçim kampanyasında savunulan görüşlerle çeliştiğini ileri sürerek bunu hoşgörmeyen seçmenlerin sayısı bir hayli kabarık.

Finlandiya’da kültür ve sanatın önemli bir yeri var. Müziğin yanı sıra mimarlık ve genelde tasarım Fin yaşamının ayrılmaz bir parçası olmuş. Ünlü mimar Alvar Aalto ulusal gururları.. 1998’de hükümet, mimarlık politikasını belirleyerek ilan etmiş, bununla da kalmayıp herkes okuyup öğrensin diye dağıtılan bir kitapçık haline getirmiş. Kısa aralıklarla da olsa Helsinki’ye her gelişte yeni mimarlık örnekleri görülür. Son örnek, Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi… Dekonstrüktivist akımın iyi örneklerinden biri olan yapı Helsinki yaşamıyla bütünleşmiş bile.

Söz sanattan açılmışken ilginç bir açıkhava sergisine değinelim. Bir sabah Senato Meydanı’ndan geçenler, ünlü Helsinki Katedrali’nin meydana doğru bir tribün gibi inen çok geniş basamakları üzerine ceketler (evet ceketler) yerleştirilmekte olduğunu biraz da şaşkınlıkla izlediler. Aynı gün öğleden sonra, kilisenin kapılarına doğru bırakılmış geçitler dışında, bütün basamaklar ceketlerle kaplanmıştı. Aşağıda koyu renklerle başlayıp bembeyaz katedralin eteklerinde onunla bütünleşmek üzere beyaza dönüşen tam 3216 ceket. Sayısını nereden mi biliyorum? Ceketleri birbirine zımbalayarak tutturmakta olan gençlere ne olup bittiğini sordum. Sanat öğrencileriydiler.

“Sanat”diye yanıtladılar. “Anlamı?” diyecek oldum. “Yorumlayana kalmış” dediler. Duyurularında ise şunlar yazılıydı: “Sanatçı Kaarina Kaikkonen ile Sanat ve Tasarım Üniversitesi’ndeki öğrencileri, katedral basamaklarının anlamını, kutsal binaya saygı göstererek ve yeni nüanslar ekleyerek değiştiren bir sanat yapıtıyla kamuoyunun nabzını tutuyorlar.“ Bu sanat gösterisi on gün süreyle izlenebilecekmiş. Sanatın hayranlık uyandırmak için mi, yoksa hayrete düşürmek için mi yapıldığını galiba bir kez daha sorgulamak gerekiyor.

Helsinki’de su sıralar, gelen yazla birlikte, ancak geceyarısına doğru akşam olmakta. Biz Helsinki’yi arkamızda bırakırken, kalanlar, uzun günlerle aydınlık beyaz gecelerin keyfini sürdürüyorlar.