Hepimiz Suçluyuz ! Kaynak : 08.02.2007 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Son zamanlarda yaşadığımız toplumsal çılgınlık statlara da yansıdı. Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinin ve duygulu-coşkulu cenaze töreninin ardından kimi kesimler çarpık tepkilerini statlara, tribünlere taşımaya başladılar.

Katili öven pankartlar, sloganlar sözümona Türklük ve Türkiye adına sergileniyor. Bunu düzenleyenler akıllarınca, Türklüğü ve Türkiye’yi savunuyorlar ve eylemlerini milliyetçilik adına yaptıklarını sanıyorlar. Atatürk milliyetçiliği değil kafalarındaki.

Yaşadığımız çılgınlığın sorumlusu başta ülke yöneticileri olmak üzere bütün toplum. Büyük Atatürk’ten yaklaşık 70 yıl sonra ülkeyi getirdiğimiz noktaya bakın… O günlerin saygın Türkiyesi bugün dünyanın en borçlu ülkelerinden biri; ekonomik dengeler hâlâ pamuk ipliğine bağlı, işsizlik oranı özellikle gençlerde çok yüksek; gelir paylaşımı bozuk; bireylerin ortalama eğitimi 3,5 – 4 yılla sınırlı; eğitime akıl yerine inanç egemen kılınma yolunda; eğitim olanakları ve verilen eğitim yetersiz; cumhuriyet ve laiklik karşıtı girişimler siyasal iktidarca destekleniyor; tarikat-cemaat oluşumları devlet kadrolarını da kuşatacak şekilde doludizgin; yürürlükteki siyasal partiler ve seçim yasaları demokrasinin önünde büyük engel; ve de bütün bunlara karşın siyasiler aymazlık içinde…

Olumsuzluklar bu yazıya sığmayacak kadar çok. Aşırı nüfus artışı, başıboş kentleşme ve kötü yönetim ülkeyi buralara getirdi. Bu kargaşa ortamında, akıl ve düşünce yerine, inanca yönlendirilen eğitilmemiş gençler istismara açık hale geliyor ve kimi çevrelerce kendi amaçları doğrultusunda kolayca kullanılabiliyor. Onları parmaklarında oynatan kuklacılar, kamu bünyesinde örgütledikleri yuvalanmayla kendilerini

gizleyip korumayı başarıyorlar ve işlenenleri örterek yeni cinayetlerin hazırlıklarını sürdürüyorlar. Faili meçhul cinayetlerin failleri işte bunun için meçhul. Faili meçhuller arttıkça, umutsuzluk ve gerginlik artıyor, toplumsal özgüven azalıyor.

Hemen şunu belirtelim : Cinayetler kesinlikle Türkiye’nin aleyhine… Hrant Dink’i öldürenler çok kritik bir dönemde Türkiye’ye büyük bir kötülük yaptılar, ülkenin dış ilişkilerine ve saygınlığına darbe vurdular. Tezgâhlanan oyun iç ve/veya dış kaynaklı olabilir. Sonucun kimin işine yaradığına, bu cinayet olayının yaratacağı dalgalanmadan kimlerin yararlanacağına bakmak yeterlidir. Türkiye’nin karşısında olan gruplar ve ülkeler, bu olaydan yararlanmaya başladılar bile… Böylece, cinayeti işleyenler Türkiye’nin karşısındaki cephenin ekmeğine yağ sürmüş oldular.

Statlarda zanlıyı ve cinayeti öven pankartları taşıyanlar bunun bilincinde değiller ve bunu ülke sevgisiyle milliyetçilik adına yaptıklarını sanıyorlar. Onları engellemeyen görevliler de aynı anlayışla sakatlanmış bir hoşgörü içindeler. Tribün olayları spora siyaset bulaştırmanın ötesinde toplumdaki denge bozukluğunu göstermesi bakımından da önemli. Ancak olay, yalnızca polis önlemleriyle savuşturulamayacak kadar derinde… Sporun büyük toplulukları yönlendirici özelliklerinden kardeşlik ve hoşgörü amaçlı yararlanmak yerine, sapkın görüşlerin dışavurumuyla karşılaşmak bir toplumun hastalık belirtileridir.

Biz bir imparatorluktan geliyoruz. İmparatorlukta hoşgörü esastır, bir arada yaşama kültürü vardır. Günümüzde, çağdaş toplum düzeninde de geçerli olan bu özelikleri unutmuş görünüyoruz. Hiç zaman yitirmeden genç kuşakların aydınlatılması gerekiyor; ancak onları aydınlatması gerekenleri kim, nasıl aydınlatacak ?