İçmimar Mimara Karşı Kaynak : 01.07.2010 - Yapı Dergisi - 344 | Yazdır

 

Türkiye’de mimarlık mesleğinin kapsamı ve sınırları zorlanıyor. Mimarlık şu anda yetki sınırları belli olmayan yan ve alt uzmanlık dalları arasında sıkışıp kalma yolunda… Kentsel Planlama, Kentsel Tasarım, Peyzaj Mimarlığı, İçmimarlık… Yetki sınırları tam belirlenmemiş bütün bu dallar kendi konumlarını yasal çerçevelere oturtma çabasındalar. Ne var ki çerçeveler o kadar geniş çizilmeye çalışılıyor ki sonunda mimarlara çalışma alanı kalmayacak gibi görünüyor. İşte, İçmimarlar Odası’nın iki mimar aleyhine savcılığa yaptığı suç duyurusu da bunun bir kanıtı. İçmimarlar Odası, Mimar Kerem Erginoğlu ve Mimar Hasan Çalışlar’ı içmimarlık yapmakla suçluyor ve cezalandırılmalarını istiyor. “Yok artık! Daha neler…” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, gerçekten, inanılmayacak kadar tuhaf bir durum.

Dünyanın en eski mesleklerinden biri sayılan ve AB’nin insana yönelik ana meslek olarak tanımladığı üç ana meslekten biri olan (ötekiler Tıp ve Hukuk), tanımı, sınırları, hakları, yetkileri yüzyıllardan beri belli olan mimarlığın geldiği noktaya bakın! Mimarlığın bir bütün olduğu, o bütünsellik içinde tasarım sorumlusunun yalnızca “Mimar” olduğu, hattâ hattâ binaların mimarlarıyla anıldığı gerçeği İçmimarlar Odası’nca unutulmuş görünüyor.

Tralles’li (Aydın) Anthemios ve Miletos’lu İsidoros adları yaklaşık 1500 yıldan beri Ayasofya ile birlikte anılmaz mı? Süleymaniye, Selimiye camileri Sinan’sız düşünülebilir mi? Paris’in tarihsel ünlü Operası, mimarının adını taşır ve Opéra Garnier olarak anılır… Durum eskiden öyleydi de bugün farklı mı? Hayır!.. Bugün de Şelale Evi, Ronchamp Şapeli, Sydney Operası, Guggenheim müzeleri ve daha binlercesi yine mimarlarının adlarıyla birlikte anılır. Bu binaların dışını başkası, içini başkası mı yapmıştır?

Mimarlık yapıtının bir tasarımlar bütünü olduğu, iç ve dış mekânıyla bir bütün oluşturduğu nasıl gözardı edilebilir? Her yapıda bir konsept ve mekân bütünlüğü söz konusudur. Bu kapsamda içmimarlık, mimarlığın ayrılmaz bir parçasıdır. Hangi mimar konseptini belirlediği, tasarladığı, mekânlarını yarattığı yapının iç düzenlemesini başkasına terk etmeye razı olur? İçini başkaları yapacaksa mimar neyi yapacaktır? Yalnızca dış kabuğu, dış duvarları ve cepheyi mi? Literatürde hangi mimarlık tanımı bunu söylüyor?

Tasarım ve uygulamada uzmanlık destekleri alınması doğaldır; ancak bunlar yapıtın mimara ait olduğu gerçeğini değiştirmez. Aksi durum, mimarlığın anlamına, ruhuna, etiğine aykırı olur. Günümüzde yapılar, çağın getirdiği yeni işlevler ve yepyeni gelişmiş teknolojilerle çok karmaşık hale gelmiştir. Çok geniş bir takım çalışması söz konusudur artık. Bu takımda mimarlar, çeşitli dallardan mühendisler, peyzaj, içmimarlık, akustik, yangın ve can güvenliği uzmanlıklarının yanısıra konunun gerektirdiği başka birçok uzmanlık dalından danışmanlar yer alır. Yapılan iş, bir orkestra çalışması gibidir ve bu orkestranın şefi, tasarımcı-müellif mimardır. İçmimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Adil Öngel’in “Biz mimarla birlikte çalışırız, ama mimarların bizi tercih etmesi lazım” (1) derken saptaması doğrudur.



Ne yazık ki Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bile mimarlığın ne olduğunun pek farkında değil. Öylesine farkında değil ki, yönetimi, mimarların içmimarlık yapamayacaklarını oyçokluğuyla da olsa kararlaştırmak ve yönetmeliklerle belirlemek aymazlığını gösterebiliyor. Bu alanı, dünyanın hiçbir yerinde koruma altına alınmamış ve herkese açık olan bir mesleğe tahsis edebiliyor. Yargı da TMMOB’nin bu konularda uzman olduğunu sanarak kararını o doğrultuda verebiliyor. Bu konuyu YAPI’da çıkan iki yazımda ayrıntılı şekilde anlatmıştım (2) (3). Dünyada eşi benzeri olmayan bir karardır bu! Mimarın, binanın kılıfını yapıp, iç tasarımını kendi isteği ve iradesi dışında başkasına terk etmesi, dünyanın neresinde görülmüştür? Mimarlar Odası’nın, kemikleşmiş doğruları TMMOB’ye ve yargıya anlatamamış olması kabul edilemez acıklı bir durumdur.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, içmimarlık, dış dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yasayla korunmuş bir meslek değildir. Mimarlık mimarın işidir, içiyle dışıyla… Adil Öngel’in de belirttiği gibi içmimar, mimarı belli yapılarda mimarla birlikte çalışır ya da mimarı belli olmayan mevcut yapıların iç düzenlemeleriyle, donatım, mobilya vb. işleriyle uğraşır. Bugün evkadınlarının bile profesyonelce çalıştığı bir iş ortamında içmimarların mimarları dışlamaya kalkmaları anlaşılır bir durum değildir.

Mühendislik- mimarlık ilişkilerinde eskiden var olan sorunlar ülkemizde de aşılmış ve alan-yetki sınırları belirgin hale gelmiştir. Bugünkü, yetki kargaşası, yetkileri yasalarla tam belirlenmemiş yeni uzmanlık dalları ile mimarlık arasında yaşanmaktadır; özellikle de kentsel tasarım, peyzaj mimarlığı ve içmimarlık ile mimarlık arasında… Aslında ana sorun eğitim sisteminden gelmektedir. Sorun, mimarlığın alt ve yan uzmanlık dalları olan mesleklerin eğitim yapılanmalarının yanısıra eğitim öncesinde ve eğitim sırasında öğrencilere vaat edilenlerden kaynaklanmakta, öğrenciler çoğu kez yanlış umutlarla beslenerek yetiştirilmektedir. Bu koşullar altında yetiştirilen gençler, mesleklerinin belirsiz yasal sınırlarını zorlamak pahasına, kendilerini yetiştiren hocaların mimar olduklarını gözardı edip savcılık ve mahkeme yoluyla cezalandırılmalarını isteyebilmekteler.

Yaşadıkça daha neler göreceğiz!..

Notlar

1.İç Mimarlar Odası, Projeksiyon, İnşaat Dünyası dergisi, Bileşim Yayıncılık, Nisan 2010, s.65

2.D. Hasol, Olaylar-Yorumlar: Mimarlığın Ne Olduğunu TMMOB de Bilmiyor, YAPI 284/Temmuz 2005, s.38.

3.D. Hasol, Olaylar-Yorumlar: Mimarlık, İçmimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Kentsel Planlama ve Kentsel Tasarım Karmaşası, YAPI 291/ Şubat 2006, s.35.