|

Beyaz Zambaklar Ülkesi (1) Finlandiya mimarlar için her şeyden önce ünlü mimar Alvar Aalto’nun ülkesidir. Gerçi Finlandiyalılar size Aalto’nun yanısıra öteki ünlü mimarlarını da hemen sıralayıverirler: C.L. Engels, Eliel Saarinen, Reima Pietila vb. ama Alvar Aalto’nun dünya mimarlığındaki yeri başkadır. Daha önceki gidişlerimde Finlandiya’ya hep mimar gözüyle Alvar Aalto’nun ülkesi olarak bakmıştım. Bu kez durum farklı oldu. Finlandiya Dışticaret Birliği, Türkiye’deki önemli müteahhitlik kuruluşlarından yirmi kişiyle birlikte beni de YAPI dergisi görevlisi olarak davet etmişti. Bir haftalık ziyaret programı çerçevesi içinde önemli sanayi tesisleri ile müteahhitlik kuruluşlarını gezerek buralarda incelemelerde bulunacaktık. Çok yoğun bir program içinde gerçekleştirilen “bu gezide Helsinki, Tampere, Lahti, Forssa gibi şehirlerde toplam 12 sanayi tesisi ile 4 müteahhitlik kuruluşunu ziyaret ettik (2). Geziyi, daha önce de belirttiğim gibi Finlandiya Dışticaret Birliği düzenlemişti. Daha sonraları, temaslar sırasında daha iyi anladığımız gibi amaç, Rusya inşaat pazarında olası Türk-Fin işbirliğinin nasıl kurulup geliştirilebileceğini araştırmaktı. Bilindiği gibi, 2. Dünya Savaşından sonraki, hemen hemen günümüze değin süren uzun soğuk savaş döneminde Finlandiya, Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurup yürütebilmiş neredeyse tek batılı ülkeydi. Fin Yapı Merkezi’nin eski müdürü Tapani Eskola’nın yıllar önce dediği gibi, komşu Sovyetler Birliği, Finlandiya’nın büyük kardeşiydi ve bu, kendilerince yapılmış bir seçim değildi: nitekim insanlar da arkadaşlarını seçebilirlerdi, ama kardeşlerini seçemezlerdi. Finlandiya, bu anlayış doğrultusunda iyi ilişkilerini siyasal alanda olduğu gibi, ekonomik alanda da sürdürebilmiş ve Rusya’dan çok geniş bir pazar olarak yararlanmayı bilmiştir. İhracatının ve müteahhitlik hizmetlerinin büyük bir bölümü Sovyetler Birliği’ne yönelten Finlandiya’nın bugün değişen dünya dengeleri ve yeni konjonktür içinde yeni düzenlemelere gitmesi gerektiğinin bilinciyle bazı arayışlara girdiği anlaşılıyor. Sovyetler Birliği, soğuk savaş yılları boyunca pek çok ülkeyle en alt düzeyde tuttuğu ilişkilerini, bugünkü yeniden yapılanma politikası çerçevesi içinde geliştirmeye genişletmeye başlıyordu. Türkiye de bu ülkelerden biriydi. Son yıllarda Doğal Gaz anlaşmasıyla ve Sovyetlerin yeni politikalarıyla birlikte Türkiye’nin de Sovyetler’e bakışındaki kuşku, yerini iyi komşuluk ilişkilerine bırakmıştır. Bazı Türk müteahhitlik kuruluşları son üç yılda Rusya inşaat pazarından pay almaya başlamışlardır. İşe ilk başlayanların çalışmaları başarıyla sürmektedir. Sovyetler Birliği inşaat kesiminde Türkiye’nin, Yugoslavya’nın, İtalya’nın yanısıra bazı Doğu Bloğu ülkelerinin payı arttıkça Finlandiya’nın rolü giderek azalmaktadır. Türkiye’nin Sovyetler Birliği’yle ticari ilişkileri son yıllarda özellikle de ‘Doğalgaz’ anlaşmasından sonra hızlı bir şekilde gelişmektedir. Eximbank kredilerinin de burada önemli bir rolü vardır. Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 1989’da 1,2 milyar dolar olan ticaret hacminin 1990’da 1 ,5 – 2 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. 1989′ da 300 milyon dolar olan doğalgaz bedeli ise 1990’da 600 milyon dolara ulaşacak.

Gaz protokoluna göre Sovyetler Birliği, Türkiye’ye sattığı doğalgaz tutarının yüzde 70’lik karşılığını mal ve hizmet olarak satın almak durumunda. Bu yüzde 70’in yüzde 35’i, yani toplam tutarın yüzde 24,5’i ise Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nde yapacağı inşaatlarla karşılanacak. Bugün Türk müteahhitlik kuruluşları Sovyetler Birliği’nde, 11 adet sözleşmeyle, toplamı 450 milyon dolara yakın iş almış durumda (Bkz. ekli çizelge). Bu iş hacminin, önümüzdeki yıllarda giderek artacağı kuşkusuz. Enka, Moskova’nın merkezinde bir pasajı restore ediyor; ayrıca yine Moskova’da 1000 yataklı bir hastane kuruyor. Gama, Güriş, Kiska, Entes ve Pet’in ortaklaşa kurdukları MİR şirketi Kırım’da, Krasnodar’da 300 yataklı bir kalp cerrahisi hastanesi ile Moskova’da yabancı diplomatlar için 333 daireli bir konut grubu ile bunlara bağlı büro, alışveriş merkezi ve sosyal tesisler kuruyor. Baytur-Koray, biri Karadeniz kıyısında Pitsunda’da 750 yataklı, öteki Hazar kıyısında Mohaçkale’de 250 yataklı olmak üzere iki terapi merkezi inşa ediyor. Tekser iki, Soyak, Alarko birer iş almış durumdalar. Pet ise Sibirya’da 57 milyon dolara malolacak 500 yataklı bir hastaneyi yaklaşık 800 işçi çalıştırarak inşa edecek. Buna karşılık bugün Sovyetler Birliği’nde müteahhitlik yapan Fin firmalarının sayısı ‘yok’ denecek kadar azalmış. Öteki ülkelerle bu pazarda artık rekabet edemediklerini belirtmekten çekinmiyorlar. Finlandiya’da refah düzeyi yükselmiş, ancak işçilik çok pahalı duruma gelmiş. Bu nedenle yurt dışına işçi göndermeleri pek olanaklı görülmüyor. Ayrıca bu ekonomik tabloda üretim maliyetleri de artmış. Bunlara ek olarak, bu ilkbaharda toplu sözleşmeler yenilenecek; bu nedenle de bir grev dalgası bekleniyor. Nitekim biz oradayken (Şubat ortası) bir banka dışında Fin bankalarının tümü grevdeydi. Bütün bunların Fin dışticaretini olumsuz yönde etkilememesi olanaksız. İşte Finlandiya’daki yeni arayışlar, bu durumdan kaynaklanıyor. Ziyaret sırasında daha çok Finlilerin hep iki ana konuya yanıt aradıkları gözlendi. Birincisi Finli üretici firmaların, eskiden kendi müteahhitleriyle olduğu gibi bu kez Türk müteahhitlik kuruluşları aracılığıyla Sovyetler Birliği pazarına ulaşmaları. İkincisi, Türk-Fin müteahhitlerinin Sovyetler Birliği inşaat pazarı için yapabilecekleri işbirliği. Birinci konuyu, yani Fin yapı malzemesi ve donatısının Türk müteahhitleri aracılığıyla Sovyetler pazarına sunulması konusunu kısaca gözden geçirelim.
|
|
Gezdiğimiz tesislerde gördüklerimiz, Fin yapı ürünlerinin uluslararası pazardaki iyi düzeyi konusundaki bilgilerimizi bir kez daha doğruladı. Ancak, üretim kapasitelerinin Almanya, Fransa gibi ülkelerin gerisinde olması ve yukarıda çizmeye çalıştığımız ekonomik tablo, ürünlerin fiyatını arttırırken, Finlandiya’nın rekabet şansını azaltıyor. Üretimi arttırabilrnek için otomasyona yönelmişler, pek çok işte robot kullanıyorlar. Kaynak yapan robot, robot forklift, gördüklerimiz arasındaydı. 4,5 milyon nüfuslu Finlandiya gelişmiş endüstrisi için işçi azlığını bu yoldan gidermeye çalışıyor. Nitekim gezdiğimiz önemli prefabrikasyon, boya, bitümlü gereçler, çelik saç, kontrplak, asansör, kaldırma platformları, kaya delme makinaları, klima cihazları tesislerinde hep bu durumu gördük: az işçi, çok otomasyon. Denilebilir ki fabrikalarda görülen işçiler makinaları çalıştırmıyorlar, yalnızca besliyorlar. Kone’de tesisin bir bölümünün paydos saatinden sonra işçisiz olarak üretimi sürdürdüğünü izledik. Prefabrikasyonda ana öğelerin üretimi kadar prefabrikasyonun yan sanayisi diyebileceğimiz hazır mutfak dolapları, hazır komple banyo birimi, pencere ve kapı doğramaları gibi öğelerin üretiminde de çok ileri bir noktaya gelmişler. Parma Oy tesislerinde gördüğümüz, seramiği, küveti, klozeti, bidesi havalandırma ve tesisat kanalları, aydınlatma armatürleri, hatta aynasıyla, kısaca her şeyiyle bitmiş, şantiyeye gönderilmek üzere paketlenmiş banyo birimleri hepimiz için heyecan vericiydi. Aynı tesiste Enka’nın Moskova’da inşa etmekte olduğu hastane için üretilmiş üç camlı pencereleri de cilalanmış ve camları takılmış olarak gönderilmeye hazır durumda gördük. Enka’nın Moskova’daki hastane için pencereleri Finlandiya’dan sağlaması olayı, Finlilerin Sovyetlere bu yoldan ihracat yapılabileceği konusundaki görüşlerini doğrulayan bir örnek sayılabilir. Ayrıca, Finli üreticilerin bir avantajları da Fin ürünlerinin Ruslarca yıllardan beri çok iyi tanınması, Sovyet normlarına, Rusya iklimine uyması, bu nedenle de kabul ettirilebilmelerindeki kolaylık. Türk müteahhitlerinin, Eximbank kredisi kullanılan işlerde malzemenin % 40’ını, Gaz Protokolüne bağlı işlerde ise % 100’ünü dış pazardan sağlayabilmeleri olanağı Finlileri mal satma konusunda umutlandırıyor. Fin inşaat firmalarıyla kurulabilecek işbirliğine gelince.. Polar, YIT, Hako ve Partek, gibi dev boyutlu Fin Müteahhitlik kuruluşlarında yapılan görüşmelerde, kurulabilecek işbirliğinin çerçevesi, yapı malzemesi üreticileriyle yapılan görüşmelerdeki kadar kolaylıkla ve kesin çizgilerle çizilemedi. Sovyet pazarı Finliler için ‘yaşamsal’ denecek kadar önemli. Finlandiya’nın, 1970’lerin başında GSMH’ nın % 9’u oranında olan ülke içi inşaat yatırımlarını, 1980’li yıllarda % 7’ye düşürmesi Finli müteahhitleri yurtdışı işlere, büyük ölçüde de SSCB’ne yöneltmiş. Finli müteahhitlerin 1970’lerden bu yana gelişen yurtdışı işlerinde 1983’e değin Ortadoğu işlerinin yanısıra Sovyetlerin giderek artan önemli bir yeri olmuş. Finliler dış müteahhitlik işleri bakımından 1981-82 yıllarını ‘çok iyi’ olarak. nitelendiriyorlar; 1985 ‘çok kötü’, şimdi ise 1982-85 arası bir düzeyde. 1988’de toplam iş hacmi 1982’nin yarısı kadar. Bu toplamda Sovyetler Birliği pazarının oranı % 79, Avrupa ülkelerininki 9.8, Afrika ve Ortadoğu’nunki % 7, öteki işler % 6. 1989’daki dış pazar hacmi ise 1982’nin ancak % 40’ına ulaşabiliyor. Mutlak değer olarak baktığımızda, 1985’te Finli Müteahhitlerin Sovyetler Birliği’ndeki iş hacmi 4 milyar Fin markı (3). 1988’de bu rakam 2 milyara, 1989’da 1,5 milyara gerilemiş, 1990’da ise % 20’lik bir düşüş daha bekleniyor.

Sovyetlerin içinde bulunduğu döviz darboğazı, nakit karşılığı işlerde kendileri için genelde bir sıkıntı kaynağı yaratmaktadır. Sovyetler ellerindeki kısıtlı parasal olanağı inşaata yatırmaktan kaçınmakta, bunu daha çok, mühendislik ve teknik malzemeye ayırmak istemektedirler. Örneğin, son zamanlarda, yapı elemanlarını alıp bunları kendi yerli kuruluşları eliyle monte etmeyi yeğliyorlar. Sovyetler Birliği’ndeki politik durum henüz kesinlik kazanmadığı için de öteki ülkelerin ve uluslararası finans kuruluşlarının desteğinin zaman alacağı bu nedenle de krizin bir süre daha devam edeceği belirtiliyor. Buna karşılık Doğal Gaz anlaşması nedeniyle Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında nakit ödemelerle ilgili herhangi bir sorun yok. Taraflar, aldıkları mal ve hizmetlerin bedelini nakit olarak düzenli bir şekilde ödüyorlar. Bütün bu veriler gösteriyor ki, Finli müteahhitler için dış pazar genelde çok daralmış, Ortadoğu pazarı hemen hemen tümüyle kapanmış, büyük müşteri Sovyetler Birliği de başka ülkelere yönelmiş. Şimdi Finliler, bir yandan, dolaylı da olsa Sovyet pazarını yeniden kazanmaya çalışırken, öte yandan OECD ülkelerine yöneliyorlar. Ünlü ve gerçekten büyük boyutlu olan bu Fin müteahhitlik kuruluşları yıllardan beri kendi ellerinin altında bulunan Sovyetler Birliği pazarını öteki ülkelere kaptırmış olmayı bir türlü içlerine sindiremiyorlar. Görüşmelerde, bu eziklik ve bunun getirdiği karasızlık rahatlıkla gözlenebiliyor. Bir firma yetkilisi, Siz Sovyet pazarını tanımazsınız. ‘İleride kabul aşamalarında güçlüklerle karşılaşacaksınız; o zaman yardımınıza koşarız’ demeye getiriyor. Bir başkası, Türklerin hizmet alanlarının Karadeniz-Moskova arasındaki bölgeyi geçemeyeceği varsayımıyla pazarı bir coğrafi çerçeve içinde bölüşmeyi öneriyor. Ama Türk müteahhitlerinin Sibirya’da iş almış olduklarını öğrenince bu tez de havada kalıyor. Finlandiya Müteahhitler Birliğini ziyaretimizde de aşağı yukarı aynı izlenimleri edindik. Pahalılık dezavantajına karşılık, önemli bir bilgi birikimine, gelişmiş bir teknolojiye, zamanında ve kaliteli iş yapma konusunda iyi bir üne sahip olduklarını belirterek, bunun Türkiye bakımından da iyi değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Kısacası, Fin müteahhitleri, adını sanını, dış ülkelerdeki deneyimlerini çok iyi bildikleri Türk müteahhitlik kuruluşlarıyla kurabilecekleri bir işbirliğini henüz tam anlamıyla tanımlayamamakla birlikte, karşılıklı olarak müteahhit – ikinci müteahhit ilişkileri oluşturulabileceğini ya da sağlayacakları finansman ve teknoloji katkısıyla bir işbirliği kurulabileceğini umuyorlar. Sovyetler Birliği inşaat pazarında olumlu bir Türk – Fin işbirliğinin nasıl gelişeceğini ve bunun somut örneklerini zaman gösterecek.
1. Grigoriy Petrov’un aynı adlı kitabı. 2. Ziyaret ettiğimiz sanayi kuruluşları: Tikkurila (boya), Kerana (bitümlü gereçler), Schauman (kontrplak), Dexter (kaldırma platformları), Koja (klima), Tamrock (büyük sondaj makinaları), Parma (prefabrikasyon), Rautaruukki (saç galvanizleme ve boyama), Kone (asansör), Ahlstrom (endüstriyel güç sistemleri), Sahkölahteenmaki (elektrikli donatı), Wartsila (dizel makinaları). Ayrıca Juva Oy (strüktür danışmanlığı ve tasarım). 3. 4 FM = 1 $ hesabıyla 1 milyar $.
|