| İnşaat Sektörünün Görünümü |
Kaynak :
25.11.1999 -
Dünya Eki
|
Yazdır
|
|
Türkiye’de inşaat sektörü, ülkenin yaşadığı ekonomik dalgalanmalara paralel olarak zaman zaman darlık ve bolluk dönemleri yaşar. 1998 ortalarından bu yana sektörün önce ekonomik bunalım sonra da deprem nedeniyle yine bir darlık dönemine girdiği görülüyor. Verilere göre zaten, Yapı sektörü, ünlü finansman bunalımıyla belleklerde kalan 1994 yılından sonraki en kötü yılını 1998’de yaşanmıştı. Veriler 1998’in sektör açısından bir küçülme yılı olduğunu gösteriyordu. İnşaat sektörünün milli gelir içindeki payı uzun yıllar boyunca % 6.5 dolayında idi. Devlet İstatistik Enstitüsü’nce sanayi sektörü içinde sayılan yapı malzemesi üretimi ile, hizmet sektörü sayılan inşaat sektörü ayrı ayrı değerlendirildiği yapı malzemesi endüstrisini kapsamıyor… Son yıllarda bu % 6.5 oranının giderek düştüğü, yani inşaat sektörünün milli geliri içindeki payının giderek azaldığı görülüyor. Bunalım yılı olan 1994’te bile % 6.7 olan bu rakam 1998’de % 5.4’e düşmüş. Görüldüğü gibi sektörün büyüme performansı ve milli gelir içindeki payı giderek azalmıştır… 1994-97 yılları arasındaki dört yılda milli gelir toplam % 8 artarken, inşaat sektörü toplamda % 4.8 küçülmüştür. Oysa ayrı dönemde sanayide % 12.1, ticarette ise % 11.6’ lık büyüme söz konusudur.
1999’un ilk altı ayında inşaat sektöründe % 4.3 ‘lük bir gerileme olmuştur.
Alt sektörlerin durumunu ayrı ayrı irdeleyelim:
1998’de Konut sektöründeki durgunluk önemli derecede artmıştır. 1998’de biten konut miktarı 1997’nin % 17.2 gerisindedir. Başlayan konutlarda da bir önceki yıla göre % 10.8’lik bir azalma söz konusudur. Bu düşüşte yüksek mevduat faizi oranlarının etkisi büyüktür. Tasarruf sahipleri birikimlerini konuta yatırmak yerine yüksek faizle bankada tutmayı yeğlemektedirler.
Toplu Konut Fonu’nun bütçe içine alınmasından sonra Toplu Konut İdaresi’nin etkinliğinin azalması, yeni fonlar yerine yalnızca on yıldan beri verilmiş olup geri dönen kredilerin tahsis edilebilmesi de sektörü daraltan nedenler arasında sayılabilir. Ayrıca, seçimlerin getirdiği belirsizlik ve çıkarılan vergi yasasının içerdiği hükümlerin iyi anlatılamaması konut edinme konusunda caydırıcı bir rol oynadı. Depremler sonrasında konut gereksinmesi daha da büyümüştür. Ancak, tereddütler, güvensizlik ve gelecek korkusu yeni yatırım girişimlerinin ertelemesine yol açmıştır.
Biten Konutdışı Bina inşaatlarında 1998’de bir önceki yıla göre % 1.1 lik bir artış görülmektedir.
Altyapı yatırımlarına gelince… Bunların büyük ölçüde devletin yatırım politikası doğrultusunda yürütüldüğü biliniyor. |
1994 sonrasında altyapı yatırımlarında dramatik düşüşler yaşanmıştır. Bunun ana nedeni, kamu maliyesi iç ve dış borç sarmalından kurtulamadığı için yatırımlann genel bütçe içindeki payının gerilemesidir. Temeli atılmış altyapı projelerinin çoğu ödenek yetersizliğinden yıllarca sürünmüştür. Ancak, altyapı inşaat yatırımlarının 1998 yılında, 6 milyar dolarla 1993’ten bu yana en yüksek düzeye çıkmış olması olumlu bir gelişmedir.
Gerileme, “konut’ tan sonra Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetlerinde kendisini göstermiştir. Rusya ve BDT ülkelerinde yaşanan kriz, Türk müteahhitlerini etkilemekten geri kalmamıştır.. 1990’lı yıllarda her yıl 2-2.5 milyar dolarlık yeni ihale alınırken, 1998’de bu rakam 892 milyon dolara gerilemiştir. Yurtdışında alınan ihale miktarı yaklaşık 40 milyar dolardır. Bunun 25 milyar dolarlık bölümü bitirilmiştir, 15 milyar dolarlık bölümü 30 ülkede devam etmektedir. Dış Müteahhitlik sektörü, mal ihracatı, turizm ve işçi dövizinden sonra ekonomiye döviz katkısı en fazla olan sektördür.
Bu gerilemenin en önemli nedeni Rusya ve BDT ülkelerinde yaşanan ekonomik bunalımdır … Buna şimdi, depremlerde yıkılan çok sayıdaki binanın Türkiye’nin inşaatçılıktaki uzmanlık imajını zedelemesi de eklenmiştir.
Görüldüğü gibi veriler, Türkiye’de inşaat sektörünün özellikle konut ve dış müteahhitlik hizmetlerinde bir darboğazda olduğunu ortaya koyuyor. DİE verilerine göre 1998 yılında ülkemizde toplam 49 milyar dolarlık yatırım gerçekleşmiştir. Bunun 26 milyar doları, yani % 53’ü inşaat yatırımıdır. İnşaat yatırımlarının ise 15 milyar dolar konut, 5 milyar dolar konutdışı bina, 6 milyar dolan ise altyapı yatırımıdır.
Yine aynı verilere göre 1998 sonu itibariyle Türkiye’deki toplam istihdam 22 milyon olduğunu, bunun 1.3 milyonunun yani % 6’sının inşaat sektöründe (yapı malzemesi üretimi dışında) çalıştığını ekleyelim.
Bütün bu rakamlar lokomotif sektör sayılan “inşaat”ın ve bunun içinde “konut“un önemini ve sektörün yarattığı “istihdam” büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Sonuçta:
|

