| Rakamların Diliyle Türkiye (2) |
Kaynak :
01.12.1999 -
Yapı Dergisi - 217
|
Yazdır
|
|
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD (1), üyesi olan ülkelere ilişkin olarak ekonomi raporları yayımlıyor. 1999 yılı Türkiye raporu kısa bir süre önce kitap halinde çıktı. Raporda 29 OECD ülkesine ilişkin temel rakamsal veriler bir çizelge halinde ayrıca sunulmuş. İki yıl önceki raporda yer alan kimi verileri, OECD üyesi öteki ülkelerinkiyle karşılaştıran bir yazı hazırlamış ve YAPI’nın Ekim 1997’de çıkmış olan 191. sayısında sunmuştum. Yazının başlığı “Rakamların Diliyle Türkiye” idi. Şimdi iki yıl sonra yine aynı yöntemi uygulayıp göstergelerden yola çıkarak Türkiye’nin bugünkü durumunu gözden geçirelim. Nüfusa ilişkin veriler şöyle: Türkiye 63.7 milyonluk nüfusuyla bu ülkeler arasında beşinci sırada. Bizden daha kalabalık OECD ülkeleri 267 milyonla ABD, 126 milyonla Japonya, 93.5 milyonla Meksika, 82 milyonla Almanya. Nüfusu en az olan ülke ise 282 binle İzlanda. Fransa, İngiltere ve İtalya’nın nüfusu iki yıl önceki gibi yine 58 milyon. Türkiye’nin giderek arayı açtığı görülüyor, çünkü Türkiye son 10 yılın nüfus artış hızı ortalamasında OECD ülkeleri arasında şampiyon. İki yıl önce net nüfus artışında durum Meksika ile aynıydı. Bu kez son on yılın ortalamasıyla bizimki % 1.9 olmuş, Meksika’daki artış 1.4’e gerilemiş. Çek Cumhuriyeti, İtalya ve Portekiz’de nüfus artış hızı yüzde sıfır, yani artma da yok azalma da. Macaristan’da ise binde 3’lük bir azalma var. İstihdam’a gelince.. Türkiye’de çalışan nüfus 20.5 milyon, yani toplam nüfusun % 32.1‘i çalışıyor. Çalışanların sektörlere göre dağılımı şöyle: % 41.9 tarım, % 23.4 sanayi, % 34.7 hizmet sektöründe. Bilindiği gibi ülkeler geliştikçe tarımdaki nüfus azalıyor, buna karşılık hizmetlerde çalışan nüfus artıyor. İki yıl önceye göre, tarımda çalışanların oranı biraz gerilerken, sanayi ve hizmet kesimlerinde çalışanların oranı biraz artmış. Yalnızca istihdam verilerini göz önünde tutarak Türkiye’nin hâlâ tarım ağırlıklı bir ülke olduğunu söyleyebiliriz. Tarım ve hizmetlerde çalışan nüfus bakımından Türkiye’nin durumu ile kıyaslanabilecek başka bir OECD ülkesi yok. 22 ülkede tarımda çalışan nüfusun oranı % 10’un altına düşmüş. Türkiye ile kimi konularda benzerlikler gösteren Meksika’da bile tarımda çalışan nüfus % 23.2, sanayidekiler % 22.7, hizmetlerdekiler % 54.1. Çalışan kadınların oranı.. 1998’de % 29.4’le Türkiye sonuncu. Bize en yakın durumdaki Meksika’yla bile aramızda büyük fark var.. Meksika’da % 41.4. En yüksek oran % 75.6 ile Norveç’te. Ulusal Gelir.. 1997 verilerine göre GSYİH’da Türkiye, 189.9 milyar dolarla 29 OECD ülkesi arasında 17. sırada. ABD 7.8 trilyon dolarla birinci sırayı alıyor, onu 4.2 trilyon dolarla Japonya izliyor. GSYİH’da Danimarka, petrol zengini Norveç, Polonya, Yunanistan, Finlandiya, Portekiz, İrlanda, Yeni Zelanda, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Lüksemburg, İzlanda bizden sonra geliyorlar. Ancak yine 1997 verilerine göre, kişi başına ulusal gelir hesaplamasında Türkiye açısından durum hiç parlak değil. Türkiye, kişi başına 2979 dolarlık ulusal gelirle sonuncu. İki yıl önce, sonuncu olan Meksika’nın kişi başına ulusal geliri 4298 dolara yükselmiş. Bizimkine en yakın rakam Polonya’nınki: 3509 dolar. İki yıl önce, kişi başına ulusal gelir bakımından en iyi durumda olan Japonya bu kez gerilemiş. Rakam 40726 dolardan 33212 dolara düşmüş. Bu kez Lüksemburg, İsviçre ve Norveç Japonya’nın önünde yer alıyorlar. Kişi başına ulusal gelir rakamı satınalma gücü paritesine göre hesaplandığında Türkiye için biraz büyüyor (6463 dolar), ama bu hesaplamada dahi Türkiye sonunculuktan kurtulamıyor. Burada bize en yakın durumdaki ülkeler Polonya (7487 dolar) ve Meksika (7697 dolar). Bu rakamların incelenmesinden anlaşılacağı gibi Türkiye, kişi başına ulusal gelirde OECD ülkeleri arasında çok gerilerde. Ulusal geliri kişilere bölündüğünde, nüfusunun çokluğu nedeniyle Türkiye yoksulluk sınırına yaklaşıyor. Burada yineleyelim, hâlâ sürüp giden kayıt dışı ekonomi rakamları doğal ki bu hesaplamalara yansımıyor. Ülkelerin son 5 yıldaki (1997 ve öncesi) ekonomik büyüme hızı oranında Türkiye yıllık % 4.7 ile, İzlanda (% 8.5), Kore (% 7.2) ve Polonya’dan (% 5.8) sonra dördüncü durumda. |
Enflasyon: Enflasyon konusunda Türkiye yine iki yıl önceki gibi rakipsiz, uzak ara şampiyon. 1998’den geriye 5 yıllık dönemde Tüketici Fiyatlarındaki artış oranının yıllık ortalaması % 88.8. Bize en yakın enflasyon rakamları Meksika’da % 22.1 ve Macaristan’da %20.5. En düşük enflasyon Japonya’da binde 6, İsviçre’de binde 8. Ülkelerden 22’sinde ise % 5’in altında.
Dış ticaret: İhracatta Türkiye 1998 rakamlarıyla 25.9 milyar dolarla 21. sırada.. Sırasıyla Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan, Yeni Zelanda, Yunanistan, İzlanda ve rakamı verilmeyen Lüksemburg’dan daha iyi durumdayız. İki yıl önce 21.8 milyar dolarla 24. sırada idik. Burada bir gelişme söz konusu: Son 5 yıldaki ihracat artışı ortalamasında Türkiye % 10.7 ile 6. sırada; bu oranda % 17.8’le Meksika başta. İthalat toplamımız 45.3 milyar dolar. Böylece ithalat-ihracat farkı yaklaşık 20 milyar dolar. Kamu borçları.. 1998’de, GSMH’nın % 21.9’u oranında iç, % 15.7’si oranında dış borç olmak üzere toplam % 37.6’sı. Eğitime Kamu katkısı.. 1998 verilerine göre Türkiye GSYİH’nin % 2.8’i ile sonuncu. Burada OECD ortalaması % 4.7. Bizimkine en yakın rakamlar Japonya ve Kore’de: % 3.6. Eğitime en büyük kamu katkısı % 6.8’le Norveç’te. Ücretlerdeki değişme.. Çizelgede, pek çok ülkenin ücret artış rakamları gösterilmişse de Türkiye için rakam verilmemiş. Bu nedenle bir karşılaştırma yapabilme olanağımız yok. Yaşam standartlarına gelince.. Satınalma gücü paritelerine göre Türkiye’de kişi başına özel tüketim 1997’de 4397 dolar. İki yıl öncesine göre % 9’luk bir artış söz konusu, ama bu artış Türkiye’yi sonuncu durumda olmaktan kurtarmaya yetmiyor. Bize en yakın durumda 4886 dolarla Polonya var. En iyi durumda olan ABD’de bu rakam 19910 dolar. Okuma-Yazma bilmeyenlerin oranı 1995 verilerine göre Türkiye’de kadınlarda % 23.9, erkeklerde % 6.9, toplamda ise % 15.4. Bu oranlarla da yine sonuncuyuz. Bize en yakın olan ülkeler toplamda % 10.4’le Meksika ve Portekiz. 1000 kişiye düşen otomobil sayısı.. 1995 verileriyle Türkiye’de 50. 1000 kişiye düşen telefon.. Yine 1995 verileriyle Türkiye 212 ile sondan 4’üncü. Meksika (96), Polonya (148), Macaristan (185)’dan daha iyi durumdayız. 681’le İsveç başta. 1000 kişiye düşen doktor sayısı.. Türkiye 1995 rakamlarıyla ve 1.2 ile sondan ikinci. Kore daha kötü durumda: 1.1. Kişi başına en çok doktoru olan ülke 6.1 ile İsviçre. Onu, 5.5’le İtalya izliyor. Doğumdaki çocuk ölümleri.. Türkiye’de 1000 doğumda çocuk ölüm sayısı 1996’da 42.2. İki yıl öncesine göre % 9’luk bir iyileşme olmasına karşın Türkiye yine sonuncu. Bizi Polonya izliyor, ama onun rakamı 13.6 (1995). İşte bir kez daha, rakamların diliyle Türkiye’nin OECD üyesi 29 ülke arasındaki konumu. Ayrıca, 1999 ekonomik bunalımı ve ona eklenen depremlerin getirdiği olumsuz sonuçların yukarıdaki göstergeleri de olumsuz yönde etkileyebileceğini düşünmek yanlış olmaz. İki yıl önce sorduğumuz soruyu bir kez daha yineleyelim: “Bu ülkelerin dışında, dünyada bizden daha kötü olanlar var” diyerek teselli bulabilir miyiz? 1. OECD Ülkeleri: ABD, Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Kore, Lüksemburg, Macaristan, Meksika, Norveç, Polonya, Portekiz, Türkiye, Yeni Zelanda, Yunanistan. Toplam 29 ülke. |

