| İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) üzerine |
Kaynak :
10.05.2007 -
Arkitera
|
Yazdır
|
|
AKM, yokluklar içinde yıllar süren bir çabanın ürünü olarak yükselebilmişti. Bence, Modern Mimarlık tarihimizin önemli yapıtlarından biridir ve korunması gerekir. Zaten 1999’da ilgili Koruma Kurulu da yapıyı “kültür varlığı” olarak tescil etmiş bulunuyor. Şimdi Kültür Bakanlığı binayı yıkmak istiyor. Gerekçesi, binanın yetersizliği imiş. Düzeltilmesi ve bakım-onarım için gereken para, yeniden yapımı için gerekenden daha büyükmüş. Bu nedenle, bina yıkılacak, kazanılan (!) arsa üzerine yeni bir kültür merkezi yapılırken, yanı başına da bir otel ve kimi rant tesisleri kondurulacak. Yıllar boyu arsa yağması ve arsa rantıyla beslenen kente göçmüş taşralıların yönetime gelince yapacakları da, yine kent toprağını bu kez daha büyük ölçekte yağmalamak ve artan değerden yararlanmak oluyor. Mevcut yapıların kent açısından değeri gözardı edilip, bunların yerine daha büyük yoğunlukla, daha karlı yatırım projelerine yöneliniyor. Kimi yapıların değişen zaman koşulları altında işlevini tam göremez hale gelmesi doğaldır. Ancak, kentin kimliğini belirleyen, kent yaşamında ve tarihinde yeri olan, mimari değer taşıyan yapılar için çözüm, onların yıkılması değil, yeni koşullara göre yeniden düzenlenmesidir. Paris’in merkezinde kalan tarihi Hallerin yıkılması ve yerine başka bir işlevle yeni yapılar yapılması Paris’lilerin yüreğinde hala bir sızıdır. Buna karşılık, örneğin yine Paris’teki ünlü Garnier Operası (yapımı 1862-75), işlevsel ve teknik bütün yetersizliklerine karşın özenle korunmaktadır. O kadar ki, parterde koltuklar arasına seyirciler için ek strapontenler (katlanır koltuklar) konarak… Böylece oyun sırasında geçitlerin kapatılmasının yarattığı risk göze alınarak… |
Bir vefa örneği olarak mimarının adıyla anılan bu binayı yıkıp yerine günün koşullarına daha uygun bir yenisini yapmak kimsenin aklına gelmiyor; gidip Bastille Meydanı’na ikinci bir opera binası yapıyorlar.
Gelelim başka bir örneğe, Milano’daki Scala’ya… Bugüne uyarlamak amacıyla Scala’yı son birkaç yılda elden geçirdiler. Yapı korunurken, zorunlu kimi eklemeler yapıldı. Bu iş için görevlendirilen mimar da ünlü Mario Botta oldu. İtalya’da hiç kimse Scala’yı yıkıp yerine yepyeni bir bina yapmayı düşünmedi nedense … Bizim Kültür Bakanı “Bir şey yaptırmamak isteyen gericilere ayıracak vaktim yok’ diyerek, karşı çıkanları aşağılıyor. Tescilin kaldırılması için kendilerine başvurulmuş olan ilgili Koruma Kurulu ise AKM’nin depremsellik raporu ile, düşünülen yeni yapılaşmaya ilişkin taslak projeleri Bakanlık’tan istemiş. Konu bu belgeler geldikten sonra incelenip değerlendirilecekmiş. AKM’de doğru çözüm, yapıyı kimliğini bozmadan koruyacak şekilde gerekli eklemelerle güncelleştirmek olmalıdır. İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkenti olacağı düşünülürse yaşanan AKM olayı bir karamizah örneğidir. Hazırlıklara İstanbul’daki tek kültür merkezini yıkarak başlamış oluyoruz; üstelik adı da Atatürk Kültür Merkezi… Türkiye geçmişteki mimarlığı ile övünmeyi biliyor, Mimar Sinan‘ı unutmuyor, onun yapıtları ile övünüyor; ancak bugünün mimarlığına aynı özenle yaklaşmıyor. Yaptıklarımızı kendi ellerimizle yok edersek, geleceğe bugünden ne bırakacağız? |

