| İstanbul’da Plansızlık Kargaşası |
Kaynak :
01.05.1995 -
Yapı Dergisi - 162
|
Yazdır
|
|
İstanbul yine bir plansızlık kargaşasının içine girdi. Boğaziçi’nin 1988 planları niçin iptal edildi? Boğaziçi, 1983’te yürürlüğe giren Boğaziçi Nazım İmar Planı ve 2960 sayılı Boğaziçi Yasası ile korumaya alınmıştı. |
Bu kez, nazım plan eksikliğine, Boğaziçi ve Suriçi planlarının yokluğu eklendi. Mimarlar Odası, davasında yüzde yüz haklıdır. Ancak dava Ağustos 1988’de açılmış, aradan yaklaşık yedi yıl geçmiş. Türkiye’de haklı olmak bazen sorunu çözmüyor. Aradan geçen yedi yıl içinde, şimdi iptal edilen 1988 planına göre pek çok ruhsat verilmiş, pek çok yapı gerçekleştirilmiş. Bunların durumu ne olacak? Bundan sonra uygulama nasıl sürdürülecek? Yargıtay’ın onay ya da bozma kararına göre hangi gelişmeler olacak? Ya plansız, kaçak yapılaşma? Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkanlığı döneminde davayı açan Yücel Gürsel “Mahkeme 12 Ocak 1995 tarihli kararı ile başta İstanbul halkına, Türkiye’ye ve tüm dünyaya değerli bir armağan sundu” diyor (1). Bence yedi yıl süren bir davadan sonra çok gecikmiş bir armağan bu. Söylediklerimizin özü şudur: Türkiye’de haksızsan dava aç, haklıysan uzlaş. Sorun, yalnızca İstanbul’un, Boğaziçi’nin ya da Suriçi’nin sorunu değildir. Sorun bütün kentlerimizin, kent topraklarının sorunudur. Bugün spekülasyon yağması her şeyi, yasayı da, planı da zorlamaktadır. Sorun artık plan sorunu olmaktan da çıkmıştır. Rant baskısı sürüp gittikçe ne plan yapılabilir, ne de planlı uygulama. Öncelikle spekülasyon baskısının dizginlenmesi gerekir. Yoksa, spekülasyon ortamında plan, yağmanın aracı olmaktan öteye geçemez. Kent topraklarının korunabilmesi ve kurtarılabilmesi için: • Politikacıların oy uğruna halk dalkavukluğundan vazgeçmeleri, biraz açarsak (1) Cumhuriyet Gazetesi, 20.04.1995 |

