| Jupp Derwall’in Ardından (2) |
Kaynak :
05.07.2007 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Pazartesi günü, Jupp Derwall’in cenaze töreni için günübirlik Almanya’ya gittik. Galatasaray Spor Kulübü bir vefa örneği göstermiş ve kendisine yaraşır bir organizasyon yapmıştı. Pegasus’un bir uçağı bizi topluca Saarbrücken’e götürdü. Tören, yaşadığı St. Ingbert kasabasındaki Katolik kilisesindeydi. Törene giden kafilede Galatasaray’ın eski ve yeni yöneticilerinin yanısıra T. Futbol Federasyonu temsilcileri, Derwall’in eski yardımcıları ve oyuncuları da vardı. Bu katılımın Derwall ailesini duygulandırdığına tanık olduk; aile bireyleri duygularını defalarca dile getirdiler. Derwall’in gülümseyen büyükçe bir fotoğrafı ve tabutu, kilisenin koro bölümüne yerleştirilmiş ve çiçeklerle donatılmıştı. Protokolde öndeki birkaç sıra aileye ve Alman protokoluna, hemen arkalarındaki üç sıra bizlere ayrılmıştı. Bizim arkamızda da başka grup ve kişiler yer alıyordu. Dağıtılan basılı programdaki düzene uygun olarak rahibin, Saarland eyalet başkanının ve Alman spor otoritelerinin konuşmalarını, Derwall’in oğlunun konuşması izledi ve rahibin duasıyla son buldu. Her konuşmanın arasında kısa müzik parçaları yer alıyordu. Konuşmalar, rahibinkiler dahil tümüyle Almancaydı. Söylenen ilahiler de… Huşu içinde, bir buçuk saat kadar süren bu törenden sonra Derwall ailesine başsağlığı dileklerimizi sunduk. Bu tören bana daha önce katıldığım iki Hıristiyan cenaze törenini anımsattı. Bunlardan biri Rotterdam’da, öteki İstanbul’daydı. Yönetiminde görevli olduğum Uluslararası Yapı Merkezleri Birliği (UICB)’nin Hollandalı genel sekreteri 1994 yılının son günlerinde vefat etmişti. Cenaze töreni Rotterdam’daki |
görkemli bir Protestan kilisesindeydi. Tören dinsel olduğu kadar bir anma toplantısı şeklindeydi. Ritüelin ardından önce aile bireyleri, çocukları, hattâ torunları konuştular, sonra sıra dostlara geldi. Yine basılı programa uygun olarak, ben de UICB’nin başkanı sıfatıyla bir anma konuşması yaptım. Benimki dışındaki bütün konuşmalar Felemenkçeydi. Dinsel konuşmalar ve dualar da öyle… Tören öylesine duygu yüklü ve etkileyiciydi ki, oradaki arkadaşlara, “böyle bir tören için ölünür bile” demekten kendimi alamadım.
Katıldığım bir başka tören İstanbul’da Notre Dame de Sion Lisesi kompleksinin içindeki Saint Esprit Kilisesi’nde düzenlenmişti. St. Esprit, bir Katolik kilisesidir. Babası Türk, annesi Fransız olan bir arkadaşımın annesinin cenaze töreniydi. Hazırlıklar sırasında törenin dilini belirlemek üzere kilise yetkilileri, cemaatin çoğunluğunun hangi dili konuştuğunu sormuşlar; yani Fransızca mı, Türkçe mi? Katılacak olanların genelde Türkler olduğu söylenince de dilin Türkçe olmasına karar verilmiş. Böylece, rahiplerin kırık Türkçesiyle de olsa, anlaşılır sözlerle, etkileyici, uzunca bir tören yapıldığını çok iyi anımsıyorum. Dinsel tören baştan sona Türkçeydi. Her üç dinsel törende de, herkes kendi dilinde yapıyordu duasını. Bunların güzel örnekler oluşturduğunu düşünüyorum. Yine Jupp Derwall’in törenine dönersek, Galatasaray’ın, zaman darlığına ve uzaklığa karşın 86 kişilik bir kafileyle katılmasının, duyulan dostluğu ve vefa duygusunu göstermesi bakımından anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu olay, dostluğun, devletler arasında olmasa da insanlar için ne denli önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı; din, dil, ırk farkı gözetilmeksizin. |

