| Kamu İhale Düzeni |
Kaynak :
01.01.2008 -
Türkinşa 182
|
Yazdır
|
|
Doğan Hasol Dr. Müh. Yapı-Endüstri Merkezi
Yönetim Kurulu Başkanı
Kamu ihale düzeni bir türlü kurulup işletilemiyor. Yıllardan beri durum böyle… Geçenlerde Başbakan bile isyan etti: ”Böyle ihale düzeni olmaz”; en düşük bedeli önerene iş verilmez” diye. Ancak biliyoruz ki, yönetimlerin yakınma hakları yoktur; yönetici yakınmaz, yapar, düzeltir.
Dünyanın her yerinde kamu yapıları çeşitli kesimlere örnek oluşturur, buna karşılık bizdekiler çoğunlukla, bir uygarlık göstergesi olan ”mimarlık”tan da, mühendislikten de uzaktır; depremde ilk yıkılanlar bizim kamu yapıları olur. Bu süreçte ciddi bir sakatlık bulunduğu açıktır.
Kamu yapılarında sorunlar, proje yaptırma düzeninden başlayıp uygulamayla sürüp gidiyor. Proje yaptırma sistemine de, inşaatın yapılmasına da aynı tutarsız anlayış egemen. İşi uzmanına değil, sözümona en ucuza yapana, en çok eksiltene verme anlayışı… Durum böyle olunca da yukarıda özetlenen, içinde bulunduğumuz manzara ortaya çıkıyor: amaca uygun olmayan, estetikten yoksun, üstelik çürük yapılar… Bu, kamu kaynaklarının heba edilmesi demektir.
Görünüşte, durumdan herkes şikayetçi… Ama nedense gidişat yıllardan beri hiç değişmiyor. Değiştirme çabaları sonuçsuz kalıyor. işte 2002 yılında IMF’nin kredi ön koşulu olarak belirlemesi üzerine hazırlanmış 4734 sayılı Kamu İhale Yasası… İşte özerk Kamu İhale Kurumu… Birçok kamu kurumu, ihaleleri onlardan kaçırmanın peşinde. Yasayı işlemez hale getirmek ve kurumu çalıştırmamak için gizli güçler neredeyse güçbirliği yapmaktalar. Yasa birçok kez değişikliğe uğradı. Varılan sonuç ortada: Başbakan bile şikayetçi…
Öncelikle, sektördeki bütün aktörlerin, bir inşaatın en doğru şekilde nasıl yapılacağı üzerinde bilinçlenip uzlaşmaları gerekiyor. |
Mimarlar Odası, mühendislik odaları, yıllardan beri projelendirme, yapım ve denetim düzenlerinin kurulup doğru işletilmesi için çırpınıyorlar… Ancak bir türlü sonuç alınamıyor. Proje yaptırma ihalesinin de, inşaat ihalesinin de hala patates alım ihalesinden farkı yok.
Ülkemizdeki müteahhitlik kesimine gelince… Müteahhitlerimizin yurtdışındaki büyük başarıları ülke içindeki işlerde pek görülmüyor. Devlet, müteahhitlerini iyi seçmiyor, işleri iyi örgütleyemiyor. Ülkedeki inşaat müteahhitlerinin sayısı bile tam olarak bilinmiyor… Müteahhitlik hizmetleri verebilmek için herhangi bir ölçüt (kriter) bulunmamaktadır. Yürürlükteki yasalara göre Ticaret ve Sanayi Odalarına kayıt yaptıran herkes müteahhitlik hizmeti verebilmektedir. Halen Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ndan karne almış 91.400 müteahhitlik firması bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 70.000’i faaliyettedir. Özel sektöre yönelik olarak karnesiz çalışan firmalarla bu sayı 200.000’i bulmaktadır. Bu hesaba göre, Türkiye’deki müteahhitlik firmalarının sayısının, AB ülkelerindeki toplam müteahhitlik firmaları sayısından daha fazla olduğu görülüyor. Bir başka nokta: Türkiye’de faaliyet gösteren 130 müteahhitlik firması, ülke inşaat yatırımlarının yaklaşık %70’ini üstlenmektedir. Bu firmalar, aynı zamanda yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin de %90’ını gerçekleştirmektedir. Sektördeki sıkıntılar ağırlıklı olarak müteahhitlerin örgütlenme eksikliğinden kaynaklanıyor. Şoförlerin odası var, müteahhitlerin yok! Müteahhitlerin mesleki örgütlenmesini ve sistemin denetlenmesini sağlayacak bir meslek odası niçin kurulmaz? Engel nedir, engelleyen kimdir?
Kamu ihale düzeninin iyi işletilebilmesinde etkili önemli grupların başında nihai ürünü gerçekleştiren müteahhitler geliyor. Müteahhitlik firmalarına, oda örgütlenmesinin yanısıra ihalelerde belirli koşullar getirilmeli ve uzmanlık, deneyim, ekipman, makine parkı, sermaye ve organizasyon kapasitesi gibi ölçütler değerlendirmeye katılmalı. Onlar ülke çapında örgütlenmedikçe devlet ihale sistemindeki karmaşa sürüp gider.
|

