Karl Heinz Feldkamp ve Sabırsız Medya Kaynak : 29.04.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Feldkamp’ın Galatasaray’a gelmek üzere ikna edilmesi çok güç olmuştu. Güçlük kendi koşullarından kaynaklanıyordu. Antrenörü olduğu Alman kulübünden artık bu işi yapmak istemediğini belirterek ayrılmıştı. Sözünü çiğneyerek başka bir kulüpte yeniden böyle bir görevi kabul etmeyi yakışıksız buluyordu. İlerlemiş yaşında yeni bir aile düzeni kurmuştu, sağlık sorunları vardı, artık daha huzurlu bir yaşam sürmek istediğini söylüyordu.

Benim de içinde bulunduğum yönetimin ilk iki yıllık döneminde futbol takımı Sigi Held ve Mustafa Denizli yönetiminde başarılı olmadığı için antrenör arayışlarımız sonuçta Feldkamp’ta odaklanmıştı; büyük zorlamalar sonucunda gelmesi sağlandı.

1992-93 sezonunun açılış törenini güneşli bir günde, Kuruçeşme’deki Galatasaray Adası’nda başlattık. Yönetim Kurulu, antrenör, yardımcıları ve sporcuların katılımıyla eski kayıkhanede bir tanışma toplantısı yaptık. Ardından biz, yöneticiler dışarı çıkarak, öğle yemeğinde yeniden buluşmak üzere, yeni antrenörle futbolcuları başbaşa bıraktık. Medya, olan biteni doğal olarak büyük bir ilgiyle izlemekteydi. Daha sonra bu konuyla ilgili olarak basın yayın organlarının birçoğunda şöyle bir haber yer aldı : “Feldkamp, yönetimi dışarı çıkardı ve futbolcularla yalnız görüştü”. Bizim medyanın değerlendirmesi ve yorum gücü yine müthişti.

Feldkamp, Galatasaray’da başarılı oldu. O sezon 4 kupa birden kazanıldı : Lig, Türkiye kupası, Cumhurbaşkanlığı, TSYD kupaları.. Ancak bütün bu başarılara karşın sezon sonunda Feldkamp yine yorgunluk, daha huzurlu, daha sakin bir yaşam arayışı gibi gerekçelerle ayrılmak istiyordu ve yerine Rainer Hollman’ı öneriyordu. Feldkamp’ın danışmanlığı sürdürmesi koşuluyla bu formülü çaresiz, kabul ettik. Feldkamp teknik koordinatör sıfatıyla bir yandan Hollman’ı yönlendirirken, öte yandan altyapının geliştirilmesinden, gençlerin yetiştirilmesinden sorumlu olacaktı. Ne var ki bu görevini tam olarak yerine getirmediği için kendisi de, bizim yönetim kurulu da bir

hayli eleştiriyle karşılaştık. Buna karşılık, Feldkamp’ın mirasına konan Hollman’la Galatasaray yine başarılı oldu : Lig şampiyonluğunun yanı sıra Galatasaray’ın, Manchester United’i Avrupa Şampiyonlar ligi öncesinde eleyerek Şampiyonlar ligine katılan ilk Türk takımı olması bu döneme rastlar.

Feldkamp, Galatasaray’daki görevinden sonra kendisini aktif spor yaşamından çekti. Bir süre futbol yorumculuğuyla yetindi.

Toshack’ın ayrılmasından sonra bu kez Beşiktaş kendisine talip olmuş ve bir kez daha Türkiye’ye gelmeye ikna etmişti. Feldkamp’ın ve eşinin İstanbul’a ilişkin olarak Galatasaray günlerinden kalma iyi izlenimleri olduğu kuşkusuzdur. Daha da ilerlemiş yaşına karşın kanındaki kurdun, yeniden devindiği anlaşılıyor. Ayrıca bu kez, hiç ummadığı kadar yüksek bir ücret onu bekliyordu. Geçen sürede yedi yıl daha yaşlanmıştı. Altı yıldır antrenörlükten uzak kaldığı için de formsuzdu; ancak ne var ki bu kez daha gönüllüydü ve İstanbul’da para uğruna kariyerini harcamamak için bütün yeteneğini, bütün bilgi ve becerisini, bütün hırsını ortaya koymak zorundaydı.

Usta kurt, varlığıyla Beşiktaş takımını daha ilk günlerde toparladı. Küskün yönetim – futbolcu – taraftar üçlüsünü birbiriyle barıştırdı. Medya, yönetim, takım, taraftar kendisinden yanaydı artık.

Beraberlikle sonuçlanan Samsunspor maçına kadar elindeki kartları iyi kullandı; ama yaşı, formsuzluğu, sezon ortasında gelişi dikkate alındığında, umutlara nasıl bir yanıt vereceğini ancak bekleyip görmek gerekiyor. Sabırsız medya, kendisini birkaç haftadan beri göklere çıkarırken şimdi eleştirmeye başladı bile.

Yeri gelmişken burada bir noktaya daha değinmek istiyorum. Medyanın eleştirileri arasında genelde anlamakta güçlük çektiklerim oluyor. Kimi spor yazarları, geçen hafta Beşiktaş karşısında iyi oynayan Samsunspor’u iyi oyunundan dolayı suçladılar. Sporda iyi oynayana kızıldığını ilk kez duyuyorum. Hayret !
e-posta : hasmim7@ibm.net faks : (212) 211 34 20