Kısa Kısa… Kaynak : 17.08.2006 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

THY ve Ulusal Takım

THY Genel Müdürü “THY modern görüşlü en büyük şirkettir” diyor. Genel Müdür’ün modern (!) görüntülü fotoğraflarını gazetelerde gördük. Böylece, “modern görüş”ü nasıl anlamamız gerektiğini öğrenmiş olduk. Kendisi futboldan nefret edermiş. Nefretinin kaynağını açıklıyor : “Futbola karşı korkunç bir soğukluğum var. Altı yaşındayken mahalledeki ağabeylerle top oynardım. Bir keresinde top alnıma çarpıp beni yere yıktı.” Hürriyet’teki röportajında, “Biz milli takımız, bayrak taşıyıcıyız, 73 yıldır” diyor. Ancak THY’nin Futbol Ulusal Takım sponsorluğundan vazgeçtiğini biliyoruz. Acaba, “biz zaten ulusal takımız, ötekine ne gerek var” mı demek istiyor Genel Müdür ? Ne dersiniz ? Türkiye’yi temsil eden ulusal takımın iyi çalışması gerekir. İyi çalışmayan, sürekli geç kalan takım, ülkeyi temsil edemez.

PTT ve GS Divan Toplantısı

Galatasaray Kulübünün Divan toplantısı davet yazısı toplantı günü, toplantı saatinden sonra elime geçti. 1 Ağustos günü Beyoğlu’ndan postaya verilmiş olan mektup Zincirlikuyu’ya ancak 9 Ağustos günü akşamüstü ulaştı. Ne denir ? PTT çalışmıyor.

Daha önce de başımdan buna benzer bir olay geçti. Bir yakınımın sağlık kontrolü için Paris’teki bir hastaneden randevu bekliyorduk. Ona ilişkin mektup da randevu gününden 4 gün sonra geldi. 30 Haziran günü Paris’ten postaya verilmiş olan yazı 14 Temmuz günü bize ulaşmış, dolayısıyla da 10 Temmuz için verilmiş olan randevu kaçırılmıştı. Durumu PTT Genel Müdürlüğü’ne yazıyla bildirdik.


PTT’den gelen yanıt şöyleydi : “Gerek uluslararası posta mevzuatı gerekse iç mevzuatımız uyarınca kayıtsız gönderiler herhangi bir kayda tabi olmadan toptan alınıp verilmekte nadiren de olsa meydana gelen aksaklıkların hangi ülke servislerinde oluştuğu tespit edilememekte ve hiçbir posta idaresi bu tür gönderiler için sorumluluk almamaktadır. Ancak bu tür gönderilerin sağlıklı bir şekilde alıcılarına ulaştırılmasını teminen servislerimizde her tür önlem alınmakta ve alınmaya da devam edilmektedir.”

Böylece, kusurun Fransa’dan mı, yoksa bizim posta yönetiminden mi kaynaklandığı anlaşılamamıştı. Şimdi anlaşılıyor : Divan’ın yazısı Fransa üzerinden gelmediğine göre bu kez kusur yalnızca bizim PTT’de olmalı. THY gibi PTT de iyi çalışmıyor. Neden dersiniz ?

Gürültü Kirliliği

Valilik Boğaz’da gürültücü eğlence mekânlarına karşı bir savaşım başlattı ve ciddi kısıtlamalar getirdi. Gürültü kirliliğiyle savaşımda geç bile kalındığı kanısındayım. Gürültü terörü yalnızca bu mekânlarla sınırlı değil; Boğaz’daki gezi motorları da eksik susturucuları ve yüksek volümlü hoparlörleriyle ciddi bir gürültü kaynağı. Bu konuyu Valilik dahil, çeşitli resmi kurumlara defalarca yazılı ve sözlü olarak bildirdiğim halde durum pek değişmedi. Ayrıca kulak tırmalayan otomobil klaksonları ve sonuna kadar açılan cami hoparlörleri de unutulmamalı. Valilik bunları da susturabilirse, eğlence düşmanlığı suçlamalarından belki kurtulur.