| Şike ve Beyaz Sayfa |
Kaynak :
10.08.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen haftaki yazımı, ülkemizdeki “şike” konusuna değinerek, “Haklı olanın değil, güçlü olanın haklı sayıldığı günümüzde çözüm zor gibi” diye bitirmiştim. Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy liglerin başlaması dolayısıyla yaptığı basın toplantısında, “önümüzdeki dönem için beyaz bir sayfa açıyoruz” dedi. Beyaz sayfa açmak Günümüzde futbol, toplumsal yaşamı etkisi altında tutan en güçlü etkinlik alanı haline geldi. Bizde olduğu gibi birçok ülkede futbol bir yana, öteki sporlar bir yana… Futbol artık yalnızca spordan ibaret değil; büyük paraların döndüğü, spor ötesi bir olay. İyi yönetildiğinde büyük paralar sportif başarıyı, başarı da parayı getiriyor. Bu döngüde güç, para, her şey futbola yöneliyor. Durum böyle olunca da futbolu besleyen kaynaklar giderek çeşitleniyor. Eskiden yalnızca seyirci gelirlerinden, üye ödentilerinden ve zaman zaman yönetici desteklerinden ibaret olan gelirler futbolun kazandığı güç oranında çeşitlendi. Klasik gelirlere isim hakları, medya yayın hakları, spor malzemesi üretim ve satışları, spor okulları ve tesis gelirleri, spor toto ve benzeri bahis gelirleri, başarı gelirleri, reklam ve sponsorluk yoluyla sağlanan gelirler eklendi. Ayrıca, Avrupa’da kimi yerel yönetimler bölgelerindeki kulüplere, yaptıkları stat ve tesislerle destek sağlıyorlar. Bizim gelirlerimizin yarıştığımız Avrupa kulüplerininkine oranla çok düşük olduğu da bir gerçek. Sağlanan gelirler uluslararası rekabet ortamında doymak bilmeyen canavarı beslemeye yetmiyor. Başta futbolculara ödenen transfer bedelleri olmak üzere sürekli artan giderler bütün kulüplerin belini |
büküyor. Başarı kazanmanın yanısıra işin gösteri boyutunun da etkisiyle her takımın hedefi artık, yıldız futbolcular… Yandaş ve seyirci de bunu bekliyor; ancak son zamanlarda bu tür oyuncuların futbolculuk değerlerine medyatik değerleri de eklendiği için bedelleri çok yüksek. Bedeli ödemek kulüplere düşüyor.
Kulüp yönetimleri artık yalnızca spor yönetimiyle sınırlı değil; ticari hünerler söz konusu. Şirketler kuruluyor; onların yönetimi de ayrı uzmanlık ve beceri gerektiriyor. Kulüp yöneticilerinin çoğu, daha çok başarı için daha çok paranın gerekli olduğu inancındalar. Kuşkusuz, başarı için para gereklidir, ancak yeterli değildir. Akıllı örgütlenme ve bilgi iş yaşamının her alanında olduğu gibi futbolda da önemlidir, hattâ çoğu kez paradan daha önemlidir. Bilgi ve akıl dışlanıp dara düşüldüğünde çare, borçlanmakta görülür; kimi bilinçsiz yöneticiler borca neredeyse bir gelir kalemi gibi bakarlar. Aralarından, “borçlanmadıkça gelişme olmaz” türünden inciler savuranlar bile çıkar. Sonra da borç ve faiz sarmalı gelecek yönetimlere devredilir. Böylece gelinen sonuç bir “çıkmaz”dır. Bizde de örnekleri sıkça görüldüğü gibi kötü yönetilen her kuruluş bir an gelir, darboğaza girer. Para hırsı ahlak ve faziletin düşmanıdır. Futbol, paranın böylesine ağırlık kazandığı, para-başarı denkleminin yoğunlaştığı bir alan haline gelince, hilenin devreye girmesi her an beklenebilir. İşte şike de, teşvik primi de, doping de spordaki hilenin türleri arasındadır. Ne var ki şike ve teşvik priminin kanıtlanması, alan razı veren razı olduğu sürece, hiç de kolay değildir; üstelik haklı olanın değil, güçlü olanın haklı sayıldığı bir ülkede… |

