| Satılan, Kulübün Geleceğidir |
Kaynak :
07.10.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray yönetimi, kulübün şirketi olan Galatasaray Sportif A.Ş.’nin yüzde 42’lik hisselerini bir Amerikan firmasına satmak üzere ilkede anlaşmış. Bu hisseler karşılığında Kulüp 29,5 milyon ABD doları alacak. Ancak iş, hisseleri vermekle bitmiyor; bitse, “çok iyi bir alışveriş” diyeceğiz. TV ve medya yayın hakları, forma, stat, saha reklamları ile ürün satışlarından oluşan ve kulübün toplam gelirlerinin yaklaşık yüzde doksanını bulan 22 milyon ABD doları da her yıl şirkete bırakılıyor. Bu anlaşma gerçekleşirse Galatasaray aldığı parayla borçlarını kapatacak, ama sonra yaşamını sürdürebilmek için şirketin eline bakacak. Şirket kazanıp, kulübe kâr payı verirse Galatasaray yaşayabilecek. Yoksa, kâr edemezse, zarar ederse.. Düşünmek bile karabasan.. Amerikalılara gelince.. Onlar hiçbir iş yapmasalar bile 22 milyon dolarlık sağlam gelirin her yıl yüzde 42’sini alacaklar. Yani koydukları parayı üç yılda geri alacaklar. Onlar için çok iyi bir alışveriş. Genel Kurul üyelerine sunulan broşürde gelir-gidere, kâr-zarara ilişkin bilgi yok. Bu şirket ne zaman, ne kazanacak ? Ortak Amerikalı firma birkaç yıl sonra hisselerini satıp gidince ne olacak ? Hisseler kimin eline geçecek ? Yönetim bu işe niçin giriyor ? Bunun en kısa yanıtı şudur : “Çaresizlikten”. Süren Yönetimi yıllarca ürettiği boş hayallere güvenip har vurup harman savurdu. Faruk Süren kulübü büyüteceği savıyla yönetime gelmişti. Ali Sami Yen stadını yeniden yapacağını söylüyordu. Hazırlık aşamasında bu proje için gereksiz, büyük paralar harcadı. O tarihlerde, inşaat için finansmanın büyük ölçüde hazır olduğunu belirtiyordu. Bugün, “finansman bulunca yapacağız” |
diyor. Kısacası, sonuç yok. Süren’in ikinci savı genel kurullara büyük umutlar vererek kurdurduğu Galatasaray Sportif A.Ş. idi. Bu şirketin üç buçuk yılda hiçbir etkinlik gösteremediğini şimdi Süren’in kendisi söylüyor. Şirketin sürekli zarar ettiğini de biz söyleyelim.
Yönetimin, en iyimser tanımla, “hayalciliği”, Kulübü altından kalkılamayacak büyük borçların ve faiz yüklerinin altına soktu. Futbolda Fatih Terim’in çabaları sayesinde sağlanan başarılar, yönetimdeki başarısızlığı ve malî durumdaki çıkmazları bugüne değin örttü. Ama artık “deniz bitti”. Kulübün döviz bazında büyük borçları var.. Yılda 5,5 milyon doları bulan faiz yükü var.. İleriye dönük alacakları da temlik edilmiş durumda.. Malî tablo umutsuz.. Süren, Galatasaray’ı, “büyütüyoruz” diye diye buralara getirdi. Büyüyen Galatasaray olmadı, borçlar oldu. Şimdi sıra, birşeylerin satılmasına geldi. Genel Kurulun, gayrimenkul satışına izin vermeyeceği bilindiği için, menkul satışı görüntüsü ardında, ileriye dönük alacaklar devredilerek borç kapatacak taze para sağlamanın yolları deneniyor. Aslında, devredilen yalnızca hisseler değil, kulübün ileriye dönük gelirlerinin yaklaşık yüzde doksanı. Şimdi bir iki üyenin, “bunlar da yazılır mı ? Kol kırılır yen içinde kalır” dediğini duyar gibiyim. Kırılan bütün kollar yen içinde kalırsa daha çook kol kırılır. Bu sözü herhalde kol kıranlar, marifetlerini örtmek için uydurup topluma yutturmuşlar. Kırılan her kolun hesabı sorulmalı. “Kırılan kol yen içinde kalmaz” demeyi öğrenmeliyiz artık. İşin özü, Galatasaray’a yazık oluyor. |

