Konut Darboğazı Kaynak : 01.01.1982 - Yapı Dergisi - 42 | Yazdır

Konut, kentleşme olayının başladığı 1950’lerden bu yana Türkiye’nin en, önemli sorunlarından biri olmak niteliğini koruyor.
%2,5’lik hızlı nüfus artışı ve bunun yaklaşık iki katı oranındaki “kentlere göç” olayı özellikle kentlerdeki konut ihtiyacını daha da körüklemektedir.
Üretilen konut sayısı ise yıllardan beri sürekli olarak ihtiyacın altında kalmış aradaki açık, gecekondular ve daha sıkışık oturma ile kapatılmaya çalışılmıştır, planlı dönemde dahi plansızlık, iş ve işgücünün ülke çapındaki dağılımından birim konut’a kadar sürüp gitmiştir. Kalkınma planlarında harcanması öngörülen kaynaklar sonuna kadar kullanıldığı halde, yapılması gereken sayıda ve nitelikte konut elde edilememiştir. Türkiye’nin toplam yatırımlarının yaklaşık %20’si her yıl konut alanına harcanmışsa da, sayıca öngörülen hedefin sürekli olarak altında kalınmıştır. Bu durum, yıllardan beri konut alanında ekonomik üretimin gerçekleşmediğini büyük bir savurganlığın var olduğunu gösterir.
Varılan sonuç, taşlaşmış perişan kentler, spekülasyon, kaçak yapılar ve gecekondudur.
Bugün, durum daha da ciddi bir noktaya ulaşmış bulunuyor. İki yıldan beri uygulanan yüksek faize dayalı ekonomik politika konut üretimini çekici bir yatırım alanı olmaktan çıkardığı için konut açığı giderek hızla büyümektedir. İhtiyaç artarken üretim duraklama noktasına gelmiştir. Bugün yılda en az 300 bin yeni konuta gereksinme vardır. Üretimin 120 bin dolayında olduğu

göz önüne alınırsa, yıllık açık 180 bin birim konuttur.
Açığın artması önemli sosyal ve ekonomik sorunlar yaratacaktır. Bu darboğaz içinde Toplu Konut Yasası, planlı kalkınma döneminde bile plansız gidişten kendisini kurtaramayan konut kesimine “Devletçe uzatılan el” olarak görünmüştür. Ancak, beş aydan beri hala işlerlik kazanamayan bu yasanın getireceği yararların da en iyimser tahminle, 1983 yılından önce devreye girmesi düşünülemez.
Önümüzdeki dönem içinde konut kesiminin eski dağınık yapısından kurtarılması ve akılcı, bilimsel ilkelerle yeniden ve ivedilikle organizasyonu zorunludur. Yasanın başarısı da buna bağlıdır.
Amaç, “ayrılan para ile en kısa zamanda, en çok sayıda sağlıklı konut birimi yapmak” biçiminde tanımlanabilir. Görülüyor ki, sorun yalnızca parasal değildir.
Sorun, tam bir organizasyon sorunudur parasal kaynak, arsa, altyapı, planlama, yapım teknolojisi ve yönetimsel işlemler bu organizasyonun bileşenleridir.
Yıllık 300 bin konut için gerekli parasal kaynaklar sağlansa bile söz konusu organizasyon kurulmaksızın ve gerekli teknoloji sağlanmaksızın bir yıllık süre içinde bu konutları yapmak mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, Toplu Konut Yasası’nın sağlayacağı kaynakların kullanılabilmesi için gecikilmeden, çok iyi bir dizi organizasyonun kurulması gereklidir.
Organizasyonda bileşenlerden birinin aksamasının bile organizasyonun tümünün aksamasına yol açacağı kuşkusuzdur.