Konut Fuarı Yapamadık, Ticaret Fuarı Verelim. Kaynak : 01.06.1996 - Yapı Dergisi - 175 | Yazdır

Kaldırımları yenilemek uğruna İstanbul’un her tarafı delik deşik. Hasan Pulur’un deyişiyle bunlar Abitağa kaldırımları. Maliyeti 3 trilyon lirayı aşan bu kaldırımları kimler yapıyorsa, akılları başlarına ancak Habitat toplantısına bir ay kala geldi.
Geçenlerde buna tepkimi dile getiriyordum: “Bu çalışmaları aylar önce yapamazlar mıydı sanki? Dinleyen yakınım sözümü ağzıma tıkadı: “Doğal olarak yapabilirlerdi, ama Habitat’a kadar eskirdi; bunların ömrü zaten bir aylık” ..
Habitat II’nin Türkiye’deki ilk resmi duyurusu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 1 Ağustos 1994 günü yapıldı.
Birleşmiş Milletlerce görev Türkiye’ye çok daha önce verilmişti, ama Türkiye sürenin büyük bir bölümünü boşa harcamıştı. Duyurusunun yapıldığı tarihte, hazırlık süresinin çok az kalmasına karşın Türkiye iyi bir örgütlenmeyle yine de bu organizasyonun üstesinden gelebilirdi ve Habitat II olayından Türkiye adına yararlı sonuçlar sağlanabilirdi. Bu düşüncelerimizi ve umutları YAPI’nın Ekim 1994 sayısında dile getirdik.
Habitat II’nin düzenlenmesiyle Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKI) görevli kılınmıştı.
Habitat II örgütlenmesinde ilk yapılması gereken, konunun halka iyi anlatılması, benimsetilmesi ve ülke çapında katılım sağlanmasıydı. Katılımcılık ve demokrasi, Habitat’ın ilkelerinin başında geliyordu.
Bu ilkelere göre, Habitat II’yi gönüllü kuruluşlar, hükümet dışı örgütler (NGO’lar) gerçekleştirmeliydiler. Oysa tam tersi oldu. TOKI devlet adına her şeye el koydu. Gönüllü kuruluşların ileri sürdükleri düşünceler hep TOKI’nin görüşüne, resmi görüşe karşıt fikirler gibi algılandı. Başta kooperatif birlikleri olmak üzere gönüllü kuruluşların hemen tümü dışlandı. Yapı-Endüstri Merkezi gibi 28 yılını bu işlerde geçirmiş, konusunda dünya çapında ağırlığı olan bir kuruluşun deneyimlerinden bile yararlanmadı.
Habitat II’nin başka bir boyutu “tanıtım” dı. Bu işe de çok geç başlandı ve bu tanıtım “6 Milyar Dünyalı Istanbul’a Geliyor,” “Türkiye Başarıya Hazır” türünden soyut sloganlar düzeyinde kaldığından halka hiçbir şey anlatılamadı. Habitat II’ye bir hafta kala, İstanbul’da hiç kimse Habitat’ın sağlıklı bir tanımı yapacak durumda değil; Habitat sırasında neler olacağını, programı kimse bilmiyor. Bilinen, yalnızca yasaklamalar .. Okullar Habitat nedeniyle daha erken tatile girdi; Habitat vadisinde yollar kapanacak, bu bölgeye giriş-çıkışa bazı kısıtlamalar gelecek, Gençlik Festivali yapılamayacak türünden yasaklamalar. Yasaklama olgusu Habitat’ın savunduğu demokrasi ilkeleriyle ne denli bağdaşabiliyorsa ..
İşin turizm örgütlenmesine gelince .. Yurtdışından geleceklerin sayısı başlangıçta beklendiği gibi olmasa da turizmcilerin bir bölümü keyiften ellerini ovuştururken, bir bölümü gelişmelerden ciddi bir şekilde rahatsız. Otel fiyatları tavana vurmuş. Fırsat bu fırsat, 6 milyar dünyalı geliyor ya, 40 dolarlık oda fiyatı 100 dolara fırlamış. Yıllardan beri düzenli tur yapan turizm acenteleri, bugunkü durumu, işbirliği yaptıkları karşı ülke acentelerine anlatmakta güçlük çektiklerini belirtiyorlar. Bir yandan da normal turistler için İstanbul ayağı koptuğundan Anadolu otelleri müşteri bulamıyor.

İstanbul ve konuta ilişkin bilimsel sergiler ve bunların yer alacağı sergileme alanlarının düzenlemesi, ödenek yokluğundan ya da parasal destek bulunamamasından dolayı son ana kaldı. İnşallah 3 Haziran’a yetiştirilir.
Ulusal raporlar ve konferanslarda tartışılacak olanlar bana pek de önemli görünmüyor. Yıllardan beri söylenenler bir kez daha tekrarlanacak.

Habitat Fuarı Expo’ya gelince .. Şimdi Expo tam bir yürekleracısı .. Bu işin rengi bir yıl kadar önce belli olmuştu ve olan biteni YAPI’nın Haziran 1995 sayısında “Habitat II’de Fiyaskoya Doğru” başlıklı yazımda ayrıntılarıyla anlatmıştım. TOKİ, Expo konusunda çok yanlış adımlar atarken yapılan uyarılara kulaklarını tümüyle tıkamıştı. Büyük bir gecikmeden sonra TOKİ, Expo’yu üstlenecek kuruluşları saptarken bu konuda en uzman kuruluş yerine, kendisine en çok parayı vaat eden firmayı seçmişti. Oysa ihalenin başından beri söylenen “para”nın ihalede önemli olmadığıydı; önemli olan “uzmanlık” tı.
Fuar düzenleme hakkını alan kuruluş, önerisinde, sergileme yerlerinin metrekaresini 400 dolardan satacağını belirtiyordu. Yapılacak fuar, bir yapı teknolojileri fuarı olacaktı ve dünya yüzünde, bu konudaki hiçbir fuarda böylesine yüksek bir kira uygulanmıyordu. Bu tür fuarlarda uygulanan tarife 250 dolar/m² dolayında değişirdi. Herhalde sergileme alanları “devlet zoruyla” 400 dolar gibi fahiş bir fiyata kiralanacaktı. TOKİ de buna inandırılmıştı.
Doğal olarak sonuçta evdeki pazar çarşıya uymadı, firmalar devlet zoruyla da olsa böylesine yüksek bir bedeli ödemek istemediler ve sergileme alanlarının satışı beklendiği gibi gerçekleşmedi.
Bu kez, yapılacak şey fuarının kapsamının, dolayısıyla da hedef kitlenin genişletilmesiydi. Fuarın “Uluslararası Konut, Yapı Teknolojileri ve insan Yerleşimleri’ olan adı bu olanağı vermiyordu.
Önce fuarın adı değiştirildi. Fuarın adı “Habitat II Uluslararası Ticaret Fuar” oldu. Ardından, Fuarı gerçekleşmesine iki aydan az bir süre kalmışken gazetelere verilen ilanlarla tekstil sektörü, otomotiv sektörü, komünikasyon sektörü de Fuara katılmaya çağrıldı.
Fuarın amacı ve kapsamı ihale şartnamesinin 2. maddesinde şöyle tanımlanıyordu: İstanbul’ da gerçekleştirilecek olan Fuar Habitat II’nin bir parçası olacaktır. Fuar konut ve yapı teknolojileri ve insan yerleşimleri konusunda olacak ve düşük maliyetli ve çevre dostu ürünlerin, hizmetlerin ve teknolojilerin sergilenmesine özen gösterilecektir. En Az Gelişmiş Ülkeler (Least Developed Countries) olarak nitelenen ülkelerden olası katılımların sağlanabilmesi amacıyla bu ülkelerden gelebilecek talepler ücretsiz ve/veya indirimli fiyatlarla sergi alanı ve malzemesi tahsisi yolu ile desteklenecektir. ”
Bakanlar Kurulu da Expo’ya katılımı şöyle tanımlamıştı: “Uygun, düşük maliyetli, çevresel açıdan sağlıklı ürün ve hizmetler sunan ve çevre dostu teknolojiler kullanan şirket ve kuruluşların katılmasına özellikle dikkat edilecektir (1)”
Daha önce sormuştuk: “Fuara katılacak firmalar için bir seçim söz konusudur; bu seçimi kim, hangi deneyimle, hangi sürede gerçekleştirebilecektir?” (2). Şimdi soruyoruz: Tekstil, otomotiv yukarıdaki tanımlamaya sığıyor mu? Ayrıca hangi ciddi fuara, açılışına bir buçuk ay kala firma davet edilir?
TOKİ, Expo’yu üstlenecek kuruluşu yanlış seçmiştir. İş yanlış başlamış, doğal olarak da yanlışlarla devam etmiştir ve öyle de biteceği kuşkusuzdur. Baştan ihale yanlış yapılmıştır; sözleşmeden sonra da bu kez fuarın adı, kapsamı ve ihalenin koşulları Habitat’ın amacına aykırı olarak, üstlenen kuruluşun lehine değiştirilmiştir.
Değişiklik, TOKİ’nin bilgisi içinde yapılmışsa, TOKİ buna nasıl ve hangi hakla göz yumabilmiştir? TOKİ’nin bilgisi dışında yapılmışsa, bu nasıl olabilmiştir?
Fuarın ne denli başarılı olacağını 3 Haziran günü hep birlikte göreceğiz.
Organizasyon iyi yapılabilseydi, işler iyi programlanabilseydi, Türkiye Habitat II ile kendini dünyaya daha iyi tanıtabilir ve yakaladığı bu fırsatı uluslararası arenada iyi değerlendirebilirdi.
TOKİ’nin de dediği gibi “Türkiye Başarıya Hazır” .. Buna biz de yürekten inanıyoruz, ama Türkiye’yi yönetenler başarıya hiç de hazır değiller.

1. Resmi Gazete, 9.4.1995, Sayı: 22253.
2. D. Hasol, Habitat II’de Fiyaskoya Doğru, YAPI Dergisi, 163/Haziran 1995