| Kuban’a Sevgi, Saygı |
Kaynak :
02.01.1996 -
"Prof. Doğan Kuban'a Armağan" kitabı Eren Yayıncılık
|
Yazdır
|
|
“Doğan Kuban emekli oluyor” dedikleri zaman çok şaşırdığımı itiraf edeyim. Birincisi, Doğan Kuban’ı gencecik bir hoca olarak tanıdım; o günden bu yana anımsadıklarım hâlâ taptaze… Ayrıca kendisi, bilgilerini sürekli yenileyerek, eskimeyerek genç kalmayı bildi. İkincisi, hocaların emekli olmalarını hiçbir zaman içime sindirebilmiş değilim. Sağlığı yerinde öğretim üyeleri salt yaş sınırından dolayı niçin emekli edilirler? Özellikle de Türkiye gibi, yeterli öğretim kadrolarından yoksun yepyeni üniversitelerin mantar gibi ürediği bir ülkede. Doğan Kuban’ı İTÜ’ye öğrenci olarak girdiğim 1956-57 öğretim döneminde tanıdım. O dönemde, tarih denince aklımıza savaşlar, kahramanlık öyküleri, destansı hamasi olaylar gelirdi. Lise tarih kitaplarında sanatla ilgili bölümler vardı, ama bunlar okutulmazdı bile. Üniversiteye geldiğimizde, sanat tarihi derslerinde, büyük hümanist, bilge insan Sabahattin Eyüboğlu ile karşılaştık; mimarlık tarihinde de çiçeği burnunda doçent Doğan Kuban’la. Eyüboğlu bizleri antik çağın efsaneler dünyasına götürürken, Kuban, Selçuk ve Osmanlı mimarileriyle, çağdaş mimarlığın somut gerçeklerini anlatırdı. Her iki ders dizisi de bizlere ilk kez, böyle bir tarihin de olabileceğini gösteriyordu ve bu tür bir tarih bizlere daha insancıl, daha çekici gelmeye, bizleri sarmaya başlamıştı bile… |
Doğan Kuban aramızdaki yaş farkına karşın öğrencilerden biri gibi bize yakındı, zaten öğrenciler arasındaki adı Doğan Kuban değil, Doğan Ağabey’di. Yaklaşımları çoğu kez eleştireldi; sözleri, bakışları, mimikleri hep sorgulayıcı ve eleştiri yüklüydü. Gülen gözleri ve mimikleriyle desteklenen eleştirileri müstehzi de olsa, öğrenciler tarafından hoşgörüyle karşılanıyor, kimi zaman sevimli bile geliyordu; ama aynı hoşgörü, gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, kimi öğretim üyeleri ve meslektaşlarınca gösterilmeyebiliyordu. Doğan Ağabey her türlü eleştiriye açık olmuştur: eleştirilmeye de, eleştirmeye de… Doğru bildiğini yürekli bir bilim adamı davranışıyla açıkça ve çoğu kez çarpıcı bir biçimde söylemiş, doğru bildiğini yapmıştır. Söyledikleri ve yaptıkları konusunda başkalarının ne düşüneceği, ne diyeceği hiçbir zaman Doğan Ağabey’in sorunu olmamıştır. Doğan Kuban, Mimarlık Tarihine Türkiye’de bilim adamı kimliğiyle yaklaşan “ilk”lerden biridir. Anadolu Türk mimarlığını ve tarihsel çevre konularını seçkin bir bilim adamı kimliğiyle dersleri, konferansları, yazıları ve kitaplarıyla yurt içinde ve dışında geniş topluluklara aktarabilmiş, “Kuban” adını mimarlık tarihçileri arasına yazdırmıştır. Doğan Ağabey’e sevgi ve saygı.
|

