Kullandığımız Dil Üzerine/Celal Esad Arseven’e Verilen Ödüller Kaynak : 01.02.1996 - Yapı Dergisi - 171 | Yazdır

Promosyon adı altında, kupon yoluyla tencere, tabak, battaniye, ezan okuyan saat dağıtarak, aslında kağıdımızı savurganca tüketerek haksız bir şekilde ticaret yapan, kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda politik iktidarı şekillendirme çabasını okuyucularını aptal yerine koyarak apaçık sergileyen çokrenkli basınımız, bir yandan da ülkenin kültürel yapısına katkılarını olumsuz yönde sürdürüyor.
Geçenlerde ünlü dansçı Barışnikov’un İstanbul’a gelişinde kendisinden ünlü “balet” olarak uzunboylu söz ettiler. “Balet” ne demekse?
Fransızca’da sanat dansının adı “ballet” (bale)’dir; bizde de bale. Fransızlar bale sanatçılarına erkekse “danseur”, dişiyse “danseuse” yani “dansçı” derler. Kadın dansçılara, dilimize geçtiği gibi “ballerine” (balerin) de denir; ama erkek dansçı hep “danseur”dür yani dansçı. Hiçbir dilde bulunmayan, ne idüğü belirsiz bu “balet” sözcüğünü kim uydurmuş bilmiyorum; anlı şanlı gazetelerimiz, televizyonlarımız bu uydurma sözcüğü büyük bir bilgiçlikle hep kullanıyorlar.
Gelelim sıkça yapılan başka yanlışlara… Bunların hemen aklımıza gelen birkaçını şimdilik kısa bir liste halinde aktarabiliriz:

Yanlış Doğru
aktrist aktris
antreman antrenman
didon gidon
döküman doküman “döküm “den gelmez, Fransızca’da “belge” demektir.
dubleks düpleks
entellektüel entelektüel (aydın)
enternasyonel enternasyonal (uluslararası)
eşortman eşofman (şortla ilgisi yok)
folklör folklor (halkbilim)
güpür gipür (bir çeşit dantel)
glikoz glükoz (üzüm şekeri, TDK sözlüklerinde de yanlış)
kareografi koreografi
kominist komünist
kominikasyon komünikasyon (iletişim)
küpür kupür (kesik; örn. gazete kesiği)
prefabrik prefabrike (önüretimli, hazır)
restaurant, restorant restoran
röpörtaj röportaj
su basması subasman (bina eteği-suyla ilgisi yok)
sübvanse etmek (doğrusu “desteklemek” olmalı)
süpriz sürpriz
sütyen sutyen (“alttan tutmak”tan gelir; sütle hiç ilgisi yok)
şohben şofben
terörist terorist (yıldırgan; yıldırganca)
terörizm terorizm (yıldırganlık)
tretuar trotuvar (kaldırım)
ünvan unvan (ün ‘le ilgisi yok)
virtüöz virtüoz (TDK sözlüklerinde de yanlış)
yanliz yalnız

Çoğu kez faksiyon’la fraksiyon da birbirine karıştırılıyor.
Başka bir ucube de Milliyet Gazetesi’nin yeni binasının adı “Medya Center”.. Burada sözcükler şaşı bakıyor: ya “Media Center” ya da “Medya Merkezi” denmeliydi.

 
Bu yazıda, yabancı dillerin istilası konusunu tartışmak istemiyorum. Bugün özellikle Amerikanca, görsel-işitsel yöntemlerle Türkçe’ye olduğu gibi bütün dillere bulaşıyor. Türkçe artık o denli az bulunur oldu ki, Türk Dil Kurumu geçtiğimiz 26 Eylül’de kutlanan Dil Bayramı’nda Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki işyerlerine Türkçe ad koyan kuruluşlara Onur Belgesi vereceğini duyurmuştu (1). Belge verilecek işyeri bulabildi mi bilmiyorum. Fransızlar bile özel bir yasa çıkardıkları halde bu istilayla başa çıkamıyorlar (2).


Biz ise Türkçe’yi doğrudürüst konuşamayan öğrencilerimize, aslında yetersiz olan üniversitelerde yabancı dilde eğitim vermeye çabalıyoruz. Bu gençler o dili yeterince öğrenemedikleri için mesleklerini de öğrenemiyorlar.

Bütün bunlar, ayrıca daha kapsamlı olarak tartışılması gereken sorunlar.. Burada kısaca söylemek istediğimiz, Türkçe karşılıklarını bulamıyorsak şimdilik hiç değilse, ödünç aldığımız sözcükleri doğru kullanalım.

FRANSIZLARIN DİL DUYARLILIĞI
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, dillerini korumak için yasa bile çıkaran Fransızlar, bir E harfinin üzerine yanlışlıkla koydukları bir aksan yüzünden 65 milyon adet 50 Franklık kağıt parayı yeniden basmak külfetini göze aldılar.
Bir süre önce dolaşıma çıkarılan 50 Franklıkların üzerinde eski savaş pilotu ve ünlü yazar Antoine de Saint-Exupêry’nin fotoğrafı ve adı bulunuyordu. Antoine de Saint Exupéry’yi en azından “Küçük Prens” adlı kitabıyla bilirsiniz. Saint-Exupêry İkinci Dünya Savaşı sırasında 1944’te bir görev uçuşuna çıkmış ve geri dönmemişti. Fransızlar elden ele dolaşan parayı da kendi kültürlerinin yayılmasının bir aracı olarak gördükleri için, zaman zaman, tarihî kişiliklerin, yazar ve sanatçıların resimlerine paraların bir yüzünde yer veriyorlardı. Yine aynı düşünceyle, geçenlerde Marie Curie’nin de resmine yer verilmek istenmesi, Madame Curie’nin Hitler yanlısı olduğunun ileri sürülmesiyle büyük tartışmalara yol açmış ve bu nedenle bu tasarıdan şimdilik vazgeçilmişti. Bilindiği gibi, hayatta olmayan Türk büyüklerinin resimlerine bir süreden beri bizim paralarda da yer verilmektedir.
İşte Saint-Exupêry’li paralar da böylece basılarak dolaşıma çıkmıştı bile; ancak ne var ki ünlü yazarın adında bir aksan hatası yapılmış ve birinci E’nin üzerine bir aksan eklenerek Saint-Êxupêry olarak yazılmıştı.
Fransız kamuoyu, çok iyi bilinen duyarlılığıyla tepkisini göstermekte gecikmedi. Sonuçta, yükselen eleştiriler karşısında Fransız Merkez Bankası bu hatasını düzeltebilmek için söz konusu kağıt paraları yeniden bastırarak eskilerini dolaşımdan kaldırmak zorunda kaldı. Bu kez ünlü yazarın adı doğru yazılmıştı.
Bizde olsa, herkesin kendi keyfince yazıp, kendince konuştuğu kargaşalı dil ortamında hata ya fark edilmez, ya da “küçücük bir işaretten ne çıkar ki?” denilerek konu geçiştirilirdi.
Sorarım… Paralarımızın üzerindeki “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” deyişi doğru görünüyor mu size?

(1) Melih Aşık. Milliyet 24.9.1995.
(2) 4 Ağustos 1994 gün 94-665 sayılı “Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa”.