Kulüplere Malî Disiplin Kaynak : 02.01.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Trabzonspor’un eski başkanı Mehmet Ali Yılmaz, kulüpten alacağının 60 milyon dolar olduğu yolundaki söylentileri yalanlarken şunları söylüyor: “Alacağım, yalnızca 31 milyon dolar. Bunun 10 milyonunu Kulübe bağışladım; geri kalanını da temlik ettirdim.”

” Temlik ” burada, “kulübün, alacaklarından gelecek paraları, borcuna karşılık olarak önceden devretmesi ” anlamına geliyor.

Bu olay, ülkemizdeki bütün kulüplerin açmazını çok güzel anlatan bir örnek. Durum açık: kulüplerin gelirleri giderlerini karşılamıyor. Gelsin borçlanma! Kime ? Çoğu kez, yöneticilere… Olanak bulunabiliyorsa bankalara… Banka kefil ister.. Yönetici, sırtı kalınsa, banka da kabul ederse borca kefil olur. Bazan da krediler, ticari güvenilirliği olan yöneticinin şirketi adına alınır, kulübe aktarılır. Alacağı sağlama almak için alacaklılar çoğu kez kulübün alacaklarının kendilerine temlik edilmesini sağlarlar. Kulübe gelecek paraları, alacaklı bu yoldan tahsil eder, ama kulübün geleceğini ipotek altına almış olur. Karmakarışık bir durum…

Alacağını bağışlayan yöneticiler yok mudur ? Olabilir.. Örneğin Mehmet Ali Yılmaz da bir bölümünü bağışladığını söylüyor. Günümüzde giderler öylesine büyüdü ki, iyiliksever (!) yöneticilerin boylarını aşmaya başladı.

İşte yukarıdaki nedenlerle, kulüp yönetimlerine paralı yöneticiler aranır. Ama paralı yöneticiler çoğu kez, kulübü keyiflerince yönetmek ve kendilerine bağımlı kılmak gibi insani kusurlardan arınmış değillerdir. Bu nedenlerle savurganlık, keyfilik sürüp gider, kulübün borçları arttıkça artar..

Galatasaray’da yıllardan beri tüzük gereği, uygulanmakta olan bir yöntem bu gidişi önleyen bir güvenlik mekanizmasıydı: ” Faizler ve cezalar Kulübe yansıtılamaz. ” Yani kulüp faizle borçlandırılacak olursa bunu yöneticiler kendileri

karşılardı. Bunun için de borçlanmaktan kaçınılırdı. Süren yönetimi bu geleneği değiştirdi. Sürekli olarak genel kurullardan borçlanma yetkileri aldı, hattâ TL olarak alınmış borçlanma yetkilerinin yine genel kurul kararıyla dolara çevrilmesini bile sağladı. Böylece kulüp borçların yanısıra faizleri de karşılamak durumuna geldi. Şimdi Başkan Süren 100 milyon doları aşan kulüp bütçesiyle övünüyor. Hangi bütçe? Giderleri 100 milyon doların üzerinde olan, gelirleri onun çok altındaki bir bütçe, yani denk olmayan bir bütçe .. Fark nasıl kapanacak ? Yeniden borçlanmayla.

UEFA 2002’den itibaren kulüpleri malî bakımdan bir düzene sokmak üzere hazırlıklarını tamamladı. Şimdi ülke futbol federasyonları bu düzenin uygulanması için uyarlama çalışmalarını sürdürüyorlar. Buna göre kulüpler bütün Avrupa’da olduğu gibi bizde de 2002 – 2003 sezonundan itibaren UEFA kriterlerine uymak zorunda olacaklar ve hesaplarını tek düzen muhasebe planına göre tutacaklar . UEFA ayrıca çok yakında bütün kulüplerden 1999 ve 2000 yıllarına ilişkin kâr – zarar hesaplarını ve ayrıntılı nakit akış tablolarını isteyecek. Bu sistemin uygulanmasının sorumluluğu ulusal federasyonların. Ulusal federasyonlar kulüplerin muhasebelerini, seçilmiş bağımsız denetçiler yoluyla denetleyecekler, gerekirse banka hesaplarını inceleyecekler. Sisteme uymayan, malî bünyesi zayıf kulüpler UEFA’ca düzenlenecek etkinliklere, örneğin Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne, UEFA Kupası’na alınmayacaklar. Kulüplerin dernek ya da şirket statüsünde olmaları durumu değiştirmiyor. Sistemin uygulanmasında zaaf gösteren federasyonlar da ceza görecek, ulusal takımlarının müsabakaları askıya alınacak.

Görüyorsunuz, Avrupalı olmak kolay değil!