| Küreselleşme ve Spor |
Kaynak :
05.06.2002 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
20. yüzyıl gelişmiş toplumların sanayiden, bilgi – bilişim toplumuna geçişlerine tanık oldu. Değerler sistemi değişti. Üstün değerler kimilerine göre emek, kimilerine göre sermaye iken, yüzyılın sonuna doğru bunların yerini bilgi aldı. Bugün dünyanın en zengin kişisi olan Bill Gates servetini bilgi üreterek sağladı. 20. yüzyılın son çeyreğinde, bütün dünyada gözde slogan “sürdürülebilirlik”ti; ardından “küreselleşme” geldi. Küreselleşme bütün hızıyla sürüyor, beğensek de beğenmesek de.. Özellikle bilişim devrimiyle birlikte ulusal sınırlar aşıldı; zaman ve mekân kavramları değişti. Artık, etkinlik alanı bütün dünyadır. Günümüzde bilgi teknolojisinin sağladığı zenginlikler sayesinde, dünyadaki en zengin 200 kişinin, 2,5 milyar insan kadar varlıklı olduğu; en zengin yüzde 20’nin üretimin yüzde 86’sına, en yoksul yüzde 20’nin ise yüzde 1’ine sahip olduğu biliniyor. Ülkeler arası siyasal, toplumsal, teknolojik, ekonomik farklılıklar hattâ çelişkiler sürüp gidiyor. Küreselleşmenin kurallarını başta ABD olmak üzere, gelişmiş Batılı ülkeler koyuyorlar. Güçlülerin koydukları kurallarla toplumlararası ve insanlararası eşitlik ve adalet nasıl sağlanacak ? Güçsüzler, kendilerinden çok daha hızlı gelişen güçlülerle nasıl yarışabilecekler ? Bu durumda, üçüncü dünya ülkeleri, nüfus artışı dışında her alanda daha düşük olan hızlarıyla, gelişmişlere nasıl yetişebilecekler ? Küreselleşmenin en büyük tehdidinin toplumsal ve kültürel kimlikleri silme yolunda olacağı kuşkusuz. Dilde, müzikte, sinemada, giyimde, mimarlıkta yaşanan özenti ve yozlaşma bütün dünyada doludizgin. Ne var ki, sızlanmanın hiç yararı yok. Yarış sürüyor. Küreselleşme artık, beğensek de beğenmesek de yaşanması zorunlu bir olgudur. Bu oyuna dünyada herkes katılacaktır. Önemli olan, aklı ve düşünceyi egemen kılarak, bilgi, yetenek, buluş, yenilikle yarışa katılmak ve kazanmaya çalışmak. |
Spor, küreselleşmenin belki de en yaygın olduğu alan. Buluşmalar ve yarış öteden beri sürüyor. Örneğin olimpiyatlar.. Sloganı “citius, altius, fortius” (daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü) küreselleşmenin her alanı için geçerli. En güncel örnek : FIFA 2002 Dünya Kupası. Dünya çapında süren elemelerden sonra, başarılı olan ülke takımları Güney Kore ve Japonya’da buluştular. Olan biteni bütün dünya anında seyrediyor.
Küreselleşme sporda en ileri noktada.. Kuralları standart; bütün dünya aynı kurallara uyuyor. Sporcular, teknik kişiler, hakemler yetenek ve becerilerini yabancı ülkelere serbestçe taşıyabiliyorlar. Bilgi ve beceri uluslararası platformda daha çok gelişme olanağı bulabiliyor. Üstelik çoğu kez ulusal ve toplumsal kimlik yitirilmeden… İşte, Senegal’in, tümü Fransa liglerinde top koşturan futbolcularıyla geçen dönemin Dünya Şampiyonu Fransa’yı yenmesi. Son zamanlarda biz de futbol ve basketbolda dünyaya açılmaya başladık. Eskiden dışarıdan sporcu getirirdik yalnızca, şimdi yurtdışına sporcu göndermeye başladık. Sporcularımız gittiler ama kendilerini dış aleme uyarlamakta hâlâ zorlanıyorlar. Brezilya maçındaki hatalar da bunu gösterdi. Antrenörde bile hâlâ akıl-bilgi yerine duygular egemen. Medyanın yorumları da aynı paralelde. Maç sonrasında aranan suçlu, ağız birliğiyle hemen bulunuverdi : Hakem. Hatalıydı; kabul. Ama hatalı olan tek kişi hakem miydi ? Mazeretler gerçekleri perdelememeli. Abartılardan sıyrılarak serinkanlılıkla düşünüp kendimizi eleştirirsek hatalarımızı düzeltebiliriz. |

