| Kuveyt |
Kaynak :
05.04.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi Gezi Eki
|
Yazdır
|
|
Mimarlık yayıncılığı ve Mimarlıkta eleştirinin tartışılacağı uluslararası bir toplantı için yolum Kuveyt’e düştü. Bu, ikinci gidişimdi. Birincisi, Irak’ın Kuveyt’i işgalini izleyen Birinci Körfez Savaşı’nın hemen sonrasına rastlıyordu. Savaş sonrasında Kuveyt’e yapılabilen ilk grup ziyaretlerinden biriydi bu. Türkiye’nin Kuveyt’in yeniden yapılanmasına katkıda bulunma girişiminin ilk adımı gibiydi. Tarih : 30 Nisan 1991. Kuveyt’in başkenti “Kuwait City”ye alçalırken uçağımız bir duman perdesinin içine giriyordu; ardından, yanmakta olan yüzlerce petrol kuyusu ve bunlardan yükselen alevler… Koskoca havaalanında ise yalnızca üniformalı, silahlı birkaç kişi… Kuveytli askerlerin yer yer oluşturdukları barikatlar arasından kent merkezine doğru ilerlerken çevrede tank kadavraları ve terk edilmiş araçlar, binalar dikkati çekiyordu. Büyük çabalar, emekler ve sürekli sulamayla yetiştirilmiş bitki örtüsü bakımsızlıktan ölmüş, her şey yeniden kum rengine dönmüştü. Kuveyt’liler işgal sırasında evlerini barklarını bırakıp komşu ülkelere sığınmışlardı. O zamana kadar öteki Arap şehirlerinden çok daha canlı, çok daha çağdaş bir yaşam sürdürdüğü bilinen Kuveyt, yitip gitmiş bitki örtüsü, bomboş caddeleri, talan edilmiş boş binaları, kapalı dükkânları ile bir hayalet şehri andırıyordu. Bu kez, Aralık 2005’te durum farklı. Kuveyt, kötü günleri geride bırakmış ve toparlanmış. Geçen süre içinde beyaz kefiyeliler (1) ülkelerine geri dönmüşler ve Kuveyt’i barış içinde yeniden yapılandırmaya yönelmişler. Petrol zengini topraklarda daha önce olduğu gibi yine iki grup insan yaşıyor. Birinci grubu Kuveytliler oluşturuyor, ikinci grup ise çalışmak üzere gelmiş Iraklı, Suriyeli, Ürdünlü, Sudanlı, Yemenli, Faslı, Filistinliler. Hizmet işleri tümüyle bu ikinci grubun üzerinde. Bunların arasında Uzak Doğulular ve Türkler de var. Kuveytlilerin sayısı 700 bin, ikinci gruptakiler ise bunun iki katı kadar. Otellerde, lokantalarda, alışverişte, kısacası hizmet kesiminde çalışanların tümünü bu ikinci grup oluşturuyor. Denize yakın geçen bir çevre yolu, şehri kuşatıyor. Bu çevre yolundan bakıldığında Amerikan şehirlerindekileri andırır bir siluetle, karşılaşılıyor. |
Yüksek bürolar, lüks oteller, geniş bulvarlar, parklar… Zaten Kuveyt’te tarih adına fazla bir birikim yok. Dikkate değer en eski yapısı 1896’dan kalma Seif Sarayı. Batı tarzındaki yüksek yapılarla az katlı konutlar şehrin henüz yerine oturmamış dokusunu oluşturuyor.
Yaşam biçimine gelince… Alışveriş merkezleri, özellikle de marina kenarındaki yeni yapılanmalar ilgi çekici. Bunların Kuveytliler için günün her saatinde canlı buluşma noktaları oluşturdukları açık. Kuveyt’te her tür giyim-kuşama rastlamak olanaklı batılı ya da Arap tarzı giyimli erkeklerin yanısıra, çarşaflı kadınlara, aşırı dekolteye kaçmayan batılı giyimli genç kızlara rastlanıyor. Bu modern alışveriş merkezlerinde dünyanın bütün ünlü markalarını görmek olanaklı. Bir de doğu ve Arap izleri taşıyan çarşılar var, ki bunlar kuşkusuz daha ilginç. Alkollü içki, birçok İslam ülkesinde olduğu gibi burada da yasak. Birlikte yolculuk yaptığımız bir öğretim üyesi arkadaşımın Yeşilköy’den almış olduğu çok az alkol içeren bir şişe içkiye, havaalanında, girişte el kondu. Kısacası şişe kim içtiye gitti. Kimi Kuveytliler alkol yasağının turistleri Dubai’ye kaçırdığından yakınıyorlar. Görülecek yerler arasında Ulusal Müze ve ünlü su kuleleri var. Ulusal Müze Birinci Körfez Savaşı sırasında talan edilmiş ve değerli pek çok eşya ve yapıt savaş ortamında yitirilmiş. Sonradan yeniden düzenlenmiş olan müzede şu anda etnografik eşyalar ve arkeolojik nesneler ağırlıkta. Su kulelerine gelince… İki grup halindeki su kuleleri şehrin su depolama ve dağıtım şebekesinin önemli öğeleri. İsveçli mimarlarca yapılmış olan kuleler Ağa Han Mimarlık Ödüllerinin birinci döneminde (1978-80) ödül kazanmıştı. Kıyı yolu üzerindeki kulelerden biri asıl işlevinin yanısıra turizm amaçlı olarak da hizmet veriyor. Tepedeki kürede bir döner lokanta bulunuyor. Şehrin en iyi görülebildiği nokta da herhalde burası. (1) Arapların hangi ülkeden oldukları kefiyelerinden anlaşılabiliyor. Kuveytliler beyaz, Suudlular kırmızı-beyaz kareli, Filistinliler siyah kareli kefiye kullanıyorlar. |

