|
Hepimiz biliyoruz: Türkiye’nin bir mimarlık politikası yok. 1938 yılından kalma, bugün için çok yetersiz bir “Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun”u var; bir de elli yıl önce çıkarılmış TMMOB yasası. Bu ikinci yasa mimar ve mühendis odalarının nasıl kurulup örgütleneceğini düzenliyor. Bu yasaların hiçbiri ülkenin izleyeceği mimarlık politikasını belirleyip yönlendirebilecek türden metinler değil. Bu ortamda, tarihin Mimarlıklar Ülkesi Türkiye, çarpık kentleşme ve yapılaşma kargaşası içinde çırpınıyor; mimarlıkla bir türlü buluşamıyor. Bir Mimarlık Politikası’nın benimsenmesi en azından bu nedenle bile çok önemli. Daha önce bu sütunlarda, Finlandiya Hükümeti’nin belirleyip ilan ettiği Mimarlık Politikası’ndan söz etmiştim (1). Geçen zaman içinde TMMOB Mimarlar Odası ve Mimarlık Vakfı buradan hareketle geniş ve kapsamlı çalışmalar yaptılar. Bu bağlamda pek çok ülkenin mimarlık politikaları ya da mimarlık yasaları Türkçeye çevirtilerek derlendi. Sonuçta, bu derlemenin çok güçlü ve yararlı bir belgeler bütünü oluşturduğunu söyleyebiliriz. o Topluma, yaşanabilir, kimlikli çevreler sunmak, o Kaynakları doğru kullanan, doğru, sağlam, sağlıklı, estetik değerlere sahip yapılar üretmek, o Doğal ve tarihsel çevrelerle birlikte Mimarlık mirasımızı korumak ve Mimarlık varlığımızı artırmak, o Ve ileride, bugün yaşamakta olduğumuz türden yeni pişmanlıklar duymamak için bu ülke, mimarlığı sürekli olarak göz önünde tutup geliştirmek ve bunun için de bir “Mimarlık Politikası” benimsemek zorundadır. Şu anda Mimarlar Odası, mimarlığın, kültürün yanısıra toplumsal ve ekonomik kalkınmanın da öğelerinden biri olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin bir “Mimarlık Politikası”na sahip olması için girişimlerde bulunuyor. Bu amaçla hazırlanan, “Türkiye Mimarlık Politikası’na Doğru” başlıklı temel metin, Odaca, başta Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlarına, Kurumlarına, Kuruluşlarına, Kamuoyuna sunacak. Mimarlar Odası’nın istemi üzerine tarafımdan hazırlanmış olan metni ben de burada okurlarımıza sunuyorum.
“TÜRKİYE MİMARLIK POLİTİKASI”NA DOĞRU…
GİRİŞ Mimarlık herkes için yararlı, herkes için önemlidir. o Mimarlık kültürel ve sanatsal bir ifade biçimi, toplumsal bir kültür öğesidir. “Mimarlık Varlığı” bir kentin, bir ülkenin kültürel birikiminin önemli bir bölümünü oluşturur; o kentin ya da ülkenin uygarlık düzeyini gösterir. Bu niteliğiyle ülkenin dünyadaki imajını olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. o Mimarlık öteki sanat dallarından farklı olarak, insana yaşam çevreleri sunar; dolayısıyla insan yaşamında belirleyicidir; ayrıca kuşaklar boyunca kalıcı bir konuma ve etkiye sahiptir. o Mimarlık yalnızca bir yapı ile sınırlı değildir. Yapıların içinde bulundukları çevre ve kentsel mekânlar mimarlığın ilgi ve yetki alanlarıdır. o Mimarlık, topluluklara, yerleştikleri yere ait olma ve o yerle övünme duygusu kazandırma konusunda en önemli araçtır. İyi mekânlar insanlara yaşama sevinci aşılar, verimliliği artırır. Örneğin iyi kentsel mekânlar, konutlar, okullar, işyerleri, fabrikalar, hastaneler vd… Ayrıca, şu da bir gerçektir ki, “iyi mekânlar iyiliklere, kötü mekânlar kötülüklere ortam sağlar”. o İnsanların daha iyi bir yapılı çevreye sahip olma ve böyle oluşmuş sağlıklı çevrelerde yaşama hakkı, devletin anlayış, görev ve hedefleri olarak benimsenmelidir. İyi yapılı çevre, sağlıklı bir toplumsal çevrenin ön adımıdır. o Toplumun kültürel düzeyi yapılı çevreyle yakından ilişkilidir: Kültürel düzey yapılı çevreye yansır, yapılı çevreden beslenir. Özetle, insanların içinde yaşadığı her ortam mimarlık ortamıdır. Barınaktan kentsel boyuta kadar bütün yerleşmelerin fiziksel ortamını gerçekleştiren yapı ve mekân tasarımı etkinliği olan mimarlık herkes için yararlı, herkes için önemlidir. Yukarıda sıralanan nedenlerle mimarlığı, kültürün olduğu kadar toplumsal ve ekonomik kalkınmanın da öğelerinden biri olarak gören kimi ülkeler “mimarlık”a ilişkin politikalar saptayarak uygulamaya koymuşlar, kimileri de bu anlayışı yasalarla desteklemişlerdir. Çeşitli ülkelerin mimarlığa yaklaşımları, uyguladıkları resmi politikalar Mimarlar Odası’nca bir kitap halinde derlenmiştir. Bu ülkelerin çoğu, yüksek gelişmişlik düzeyine sahip ülkelerdir ve mimarlığa verilen önem, ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle orantılı olarak artmaktadır.
MİMARLIK VE TÜRKİYE Türkiye, binlerce yıllık birikime sahip bir mimarlıklar ülkesidir. o Üst üste katmanlanarak, sürüp giden uygarlıkların ülkemiz topraklarında bıraktığı silinmez izler gözler önündedir. Anadolu, çeşitli büyük yerleşme kültürlerinin yeşerdiği bir kaynaktır.. o Türkiye arkeolojik zenginliğin yanısıra büyük bir mimarlık mirası birikimine de sahiptir. Tarihte başarımızı kanıtladığımız başlıca sanat dalı mimarlıktır. Buna karşılık, son yarım yüzyılda ülkenin yaşadığı hızlı ve sağlıksız kentleşme süreci içinde genel mimarlık düzeyi ortalamasında bir bozulma olduğu yadsınamaz. Yapılaşma büyük ölçüde mimarlık katkısı olmadan gerçekleşmiş, üretilen iyi mimarlık örneklerinin birçoğu, genelde sürüp giden yoğun kötü yapılaşma arasında yitip gitmiştir. Oysa, bugünün değerli mimarlık yapıtlarının geleceğin mirasını oluşturacağı açıktır. |
|
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan kentlere göç olgusunda kentlileşme hızı, kentleşme hızına ayak uyduramamış; plansızlık, kaçak yapılaşma, gecekondu süreci, bir kimlik aşınımı içinde kentsel dokunun, tarihsel mirasın ve doğal çevrenin bozulmasına neden olmuştur. Hızlı göçün getirdiği sorunlar, tutarsız siyasal yaklaşımlarla birleşerek daha da büyümüştür. Böylece, büyük kalabalıkların kısa zamanda çok sayıda barınak edinme baskısı, tarihsel dokuların tahribinin yanısıra niteliksiz ve mimari değerden yoksun yapılaşmaya yol açmış ve arsa yağması, kaçak, gecekondu, imar ve gecekondu afları sarmalında mimarlık unutulmuş; sonuç, bozulan, yozlaşan kentsel çevre, yitirilen doğal ve tarihsel değerler olmuştur.
Geleceğe İlişkin Saptamalar o Türkiye’nin nüfusu, özellikle de genç nüfus artmaktadır. o Kırsal nüfus azalırken kentsel nüfus artmaktadır. o Çekirdek aile sayısı hızla artmaktadır. o Kentsel gereksinmeler artmaktadır. Bütün bu gelişmeler bir yandan yeni yerleşmeleri ve yeni yapılaşmayı, bir yandan da kentsel yenilemeyi ve yapı stoğunun yenilenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu olgu, yeni yatırımları gerektirecektir.
Türkiye’nin Üstünlükleri Türkiye; o Mimari miras bakımından önemli bir yere, o Çağdaş teknolojiyi uygulayan, uluslararası arenada etkinlik gösteren müteahhitlik kuruluşlarına, o Mimarlık ve mühendislik alanında yetişmiş insangücüne, o Nitelik ve nicelik bakımından güçlü bir yapı malzemesi üretimine ve yeterli teknolojiye sahiptir. Türkiye kaynaklarını doğru yönlendirmek, yatırımlarını, mimarlık ve mühendislikteki bilgi birikimini değerlendirerek doğru yapmak zorundadır.
HEDEF Türkiye yalnızca, tarih boyunca ürettiği iyi mimarlık örnekleriyle övünmekle yetinemez; Doğayı, çevreyi ve var olan tarihsel değerleri korumanın yanısıra yeni mimarlık değerleri üretmeyi hedefler. Hedef, nitelikli yeni mimarlık örnekleri ekleyerek, ülkenin mimarlık varlığının artırılması olmalıdır. Bu nedenlerle, hükümet politikaları ve programlarında mimarlığın ağırlığının ve etkisinin ülke çapında artırılmasına olanak sağlayacak ilkelere yer verilmelidir.
POLİTİKA İLKELERİ Devlet bütün yurttaşlara olabildiğince eşit özen içinde yaşama koşulları, kaliteli yaşam çevreleri sağlamakla yükümlüdür. Devlet, tıpkı ileri derecede gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yasa koyucu niteliğiyle, mimari kaliteyi güvence altına alıp desteklemekle yükümlü olmalı ve sürdürülebilir bir Mimarlık Politikası’nı yürürlüğe koymalıdır. Bu amaçla; o Devlet öncelikle kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesinde mimari kaliteyi gözetmeli, bu yoldan bütün inşaat kesimine örnek, özendirici bir davranış biçimi oluşturacak şekilde yüksek bir tasarım kalitesi sağlamalıdır. o Ülke yatırımlarının büyük bir bölümü inşaat yatırımlarıdır. Bu nedenle Mimarlık ülke kaynaklarının doğru kullanılmasıyla yakından ilişkilidir. Mimarlık, yalnızca estetik değeri olan yapılar üretmeyi hedeflemekle yetinmez; estetiğin yanısıra işlevlere yanıt verme yani doğru kullanım sunumları, doğru teknoloji seçimi ve ekonomiyi gözetmek de mimarlık alanının bileşenleridir. o Ülkenin mimarlık varlığının artırılması için mimari tasarımın bir gereklilik olarak benimsenmesi ve desteklenerek gelişmesi sağlanmalıdır. o Tasarım kalitesini artırıcı önlemler alınmasının yanısıra, yapılacak her çevresel düzenlemede, her yapıda mimari tasarım katkısı aramalıdır. o Türkiye’nin sanat ve kültür birikimi bağlamında ülkenin bütün mimarlık mirasının envanteri çıkartılıp tescil edilerek koruma altına alınmalıdır. Bugünün seçkin mimarlık yapıtlarına da geleceğe bırakılacak miras olarak aynı işlem uygulanmalıdır. o İyi mimarlık yapıtlarının ve iyi bir yaşam çevresinin oluşturulması ciddi bir yaratıcı çabayı, çoğu zaman da çeşitli tamamlayıcı meslek dallarının yoğun katkısını gerektirir. Bu nedenle herhangi bir mal ya da hizmet alımı işinden farklı olarak mimarlık ve mühendislik projelerinin yaptırılmasında ve uygulamada, iş verme süreci sağlıklı işleyecek şekilde belirlenmeli ve yürütülmelidir. Önemli yapılar ve kentsel çevre düzenlemeleri için mimarlık yarışmaları açılmalıdır. o Mimari telif hakları korunmalıdır. o Mimarlık eğitiminin (kentsel tasarım, peyzaj mimarlığı, içmimarlık dahil) geliştirilmesi, sürekli mesleki gelişimin sistemli hale getirilmesi ve mesleki yetkinlik (akreditasyon) sisteminin kurulup işletilmesi sağlanmalıdır. o Bir bakanlık (örn. Kültür ve Turizm Bakanlığı) Türkiye’nin Mimarlık Politikasını sürdürmekle yükümlü olmalıdır.
1. D. Hasol; “Aydın Bir Ülkenin Mimarlık Politikası”, YAPI 224, s.49, Temmuz 2000.
|