| Mektepli – Mektepsiz (!) |
Kaynak :
22.01.2002 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray’ın hiç de yararına olmayan anlamsız bir kıpırdanma var.. “Mektepli – mektepsiz” fısıltılarından söz ediyorum. Kulüp jargonunda “mektepliler” Galatasaray Lisesi’nde okumuş olanlar, “mektepsizler”de lise dışından gelen üyeler. Bilindiği gibi Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray lisesi öğrencilerince okulda kurulmuş, okul yönetiminin koruma ve desteğiyle kendisini geliştirmiştir. Bu birliktelik 1905’ten bu yana sürmüştür. Uzun yıllar okul, kulübün sporcu kaynağını oluşturmuş, öğretmenler kulüp yönetiminde görev almışlar. O kadar ki Lise’nin müdürü ünlü şair Tevfik Fikret 1908 yılında Kulübün hami (koruyucu) başkanlığını üstlenmiştir. Daha sonra 1933 yılında Müdür Fethi İsfendiyaroğlu Kulübe başkan olacaktır. 1944-46 dönemindeki başkan ise, okulun müdür yardımcılarından Muslihittin Peykoğlu’dur. Bugün bile tüzük uyarınca Galatasaray Lisesi Müdürü Kulübün doğal yönetim kurulu üyesidir. Okul artık değişen koşullar nedeniyle Kulübe sporcu sağlayamasa da ilişkiler çok sıkı bir şekilde sürmekte.. Kulüp müzesi okul bünyesindedir, genel kurullar, önemli toplantılar okulda yapılır.. Öğrenciler küçük yaştan Galatasaraylılık terbiyesiyle yetiştirilirken kulübün de gönüllüsü olurlar. Mekteplilik gururu, küçük yaşta başlayıp ömür boyu sürecek bir bağın doğal sonucu gibi görülmelidir. Galatasaray gibi, artık dünya markası olmuş bir kulübe gönül vermenin yalnızca Galatasaray Lisesi’nde okumuş olanların ayrıcalığı sayılması herhalde düşünülemez. Zaten Tüzük de Galatasaray Lisesi’nde okumuş olanlara üyelik için kimi kayıt öncelikleri tanıyor ama, okul dışından gelenlere kapıları kapatmıyor; kapatması da herhalde düşünülemez. Galatasaray artık ünüyle dünya kulübüdür, milyonların sevgilisidir. |
Lise dışından gelerek Kulübe başkan, yönetici, üye ve sporcu olarak hizmet etmiş binlerce kişi vardır. Aslında mektepli-mektepsiz ayrımcılığına düşmeden, hattâ bunu akla bile getirmeden, özünü Galatasaray sevgisinden alan bu çok tutarlı birlikteliğin gücünden yararlanmak hedef olmalıdır. Doğru olan budur.Ben Galatasaray Lisesi’nde okudum; Kulüp sevgisi ve yönetimi konusunda ayrımcılık gözetmek hiçbir zaman aklıma gelmedi; bu türden davranışlara da hoşgörüyle bakmadım. Olası bir başkan adayı, “Şu an üyelerin yüzde 50’si okullu ise, yüzde 50’si okulsuzdur. Tam bir denge kurulmuştur” diyor. Bence talihsiz bir söylem. Bu denge hesaplarıyla uğraşmak kulübe yalnızca zarar verir.
Geçtiğimiz pazar günü Kulübün Kalamış tesislerinde Galatasaraylı Sporcular Derneği’nin geniş katılımlı kahvaltısı vardı. Birçoğu Galatasaray Lisesi’nde okumamış ünlü eski sporcuların heyecanını, gözlerindeki Galatasaray sevgisini, pırıltısını görmeliydiniz. Toplantıda kulübün eski ünlü voleybolcusu, şimdi Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdoğan Teziç, konuya incelikle değinerek Galatasaray’ın, eğitim kurumlarıyla, kulübüyle, dernekleriyle bölünmez bir bütün olduğunu vurguladı ve Sporcular Derneği’nin de genel kurullarını Lise’de yapmasını önerdi. Pazar günü Kalamış’ta herkes mutluydu. “Kulüp” Arapça kökenli bir sözcük ve “kalpler” demek. Kalplerin birlikteliğini zorlama, yersiz, yapay nedenlerle zedelemeyelim. Galatasaray’a 11 yaşında birlikte başladığımız sevgili Ege ERNART’ı bugün sonsuzluğa uğurluyoruz. Ailesine, arkadaşlarımıza ve yakınlarına başsağlığı dilerim. |

