Mimar Ne Yapar Diye Kafa Yoran Yok (Söyleşi: Erkan Aktuğ / Radikal) Kaynak : 04.12.2008 - Radikal | Yazdır

40 yıl önce Yapı Endüstri Merkezi’ni kuran, mimar, yayıncı, dergici Doğan Hasol, dolu dolu geçen yaşamını ‘Anılar Kuşlar Gibidir’de anlatıyor. Hasol’a  göre Türkiye’de mimarlığın yeterince algılanmıyor olması önemli bir sorun

Doğan Hasol’a göre, AKM gibi topluma mal olmuş binaların yıkılmasından söz etmek bile tuhaf.

İSTANBUL – Bundan yaklaşık 40 yıl önce, şimdilerde yıkılmayı bekleyen Muhsin Ertuğrul Sahne­si henüz inşaat halindeyken, Şehir Tiyatrosu’nun oyunlarını geçici bir süreliğine Harbiye’deki Yapı Endüstri Merkezi’nin (YEM) salo­nunda sahnelediğini biliyor muy­dunuz? Üstelik sadece Şehir Ti­yatrosu da değil, Genco Erkal’ın­dan Ferhan Şensoy’una (Ortao­yuncular ilk kez orada sahneye çıktı), Vasıf Öngören’ine pek çok tiyatrocu YEM’in salonunu sahne olarak kullanmış, Mimar Sinan Si­nema TV Enstitüsü’nün çekirdeği olan Türk Film Arşivi de göste­rimlerini ve eğitim çalışmalarını bir süre YEM’de yapmış.

YEM’in kurucusu Doğan Ha­sol’la yeni çıkardığı ‘Anılar Kuşlar Gibidir’ (Remzi Yayınevi) kitabı ve 40 yılı geride bırakan YEM üze­rine YEM’in Harbiye’deki binasın­da konuşuyoruz. Söz Muhsin Er­tuğrul’a geliyor. “Belki yine buraya gelirler!” diyor Hasol, gülerek, sonra hüzünle geçmişe dalıyor. “Yokluktan dolayı burada öyle bir sahne yaratılmıştı. Düşünebiliyor musunuz, kulisi sahnenin değil, seyircilerin arkasındaydı.”

Yıkmadan önce durup düşün­mek gerekiyor. Ki Doğan Hasol’a göre Muhsin Ertuğrul, ne tiyatro ne de bina olarak müthiş bir yer değil. Hasol “Ama tiyatro toplu­munun elinden onu aldığınız za­man yerine ne koyacağınızı açık seçik anlatmak, onlarla uzlaşmak zorundasınız. Ben burayı yıkıyo­rum demekle olmaz. İMF’ye söz verilmiş, İstanbulluların hiç mi söz hakkı yok?” diyor.

Öğrencilik yıllarında, bugün yı­kımı gündemde olan AKM ve Ka­raköy’deki Antrepo’ların inşaatın­da çalışan Hasol, benzer şeylerin AKM için de geçerli olduğunu söy­lüyor: Yerine ne yapılacak kimse bilmiyor. Ünlü mimar Emre Aro­lat’ın AKM’yle ilgili Radikal’e yap­tığı “Babaanne de yaşlanıyor. İşe yaramaz hale geliyor. Öldürelim mi şimdi babanneyi” şeklindeki açıklamayı anımsatan Hasol, “Bü­tün bunlarla İstanbul belleğini yi­tiriyor ve ben bu işlerin içinde bi­risi olarak AKM’nin yerine yapıl­mak istenen nedir bilmiyorum. Oysa böyle şeyleri sokaktaki insan bile bilmeli, tartışılmalı. La Scala yetersiz hale gelmişti ama kimse­nin aklına yıkmak gelmedi. Yine, mimarının adıyla anılan Paris’teki Garnie operası.

‘Oranın olanakları AKM’nin gerisindedir bugün. Kimsenin aklına yıkmak gelmiyor. Yıkamazsınız çünkü topluma mal olmuş. Toplumun belleğine mal olmuş bir binayı feda etmek bu kadar kolay değil. Biz Has Mimar­lık olarak Büyük Efes Oteli’ni ye­niledik. İzmirliler o kadar ilgiliydi ki. Binanın mimarisi değildi onla­rın ilgisini çeken hepsinin orada bir anısı vardı” diye konuşuyor. Mimarlık dünyasının önemli aktörlerinden biri Doğan Hasol ve bir koltukta birkaç karpuz taşıyan­lardan. İTÜ Mimarlık Fakülte­si’nde asistanlık, serbest mimarlık ve Mimarlar Odası, reklam ajansı, YEM, Galatasaray Spor Kulübü, Uluslararası Yapı Merkezleri Birli­ği yöneticiliği…  Hasol dolu dolu geçen bir yaşamdan edindiği de­neyimlerini, kendini olabildiğince dışarıda tutarak objektif bir şekil­de ‘Anılar Kuşlar Gibidir’ kitabın­da anlatıyor. Mimarlık anıları az kitapta, zira onlar yakında ayrı bir kitap olarak yayımlanacak.

Üniversite (İTÜ) çevresinden bir grup arkadaşıyla çalkantılı bir dö­nemde 1968 yılında YEM’i kuran Hasol, burada pek çok önemli işe imza atmış: “Türkiye’de yapı malze­melerini göstermek istiyorduk ama o dönemde doğru dürüst yapı mal­zemesi bile yoktu. 400 metrekarelik sergiyi bile zor doldurduk. Yapı malzemesi arayan Perşembe Paza­rı’na giderdi o dönemde.” YEM’in 1973’te yayımladığı Yapı Kataloğu, o tarihten bu yana iki yılda bir çıkı­yor. Yine 73’te yayına başlayan mi­marlık dergisi Yapı, 35 yıldır kesin­tisiz çıkan ender sanat dergilerin­den biri bugün. 1978’de Türkiye’de­ki ilk uzmanlık fuarı kabul edilen Yapı Fuarı’nı başlatan YEM’in bir başka önemli faaliyet alanı da ‘Art Book’, ‘Eczacıbaşı Sanat Ansiklo­pedisi’ gibi temel başvuru kitaplarını çıkaran YEM Yayınları.


Mimar olarak yaptıklarımdan çok mimarlık için yaptıklarının daha önemli olduğunu söyleyen Doğan Hasol, yıllardır çabalamasına rağ­men Türkiye’de mimarlığın yeterin­ce algılandığını düşünmüyor. Hasol “Mimar ne yapar fazla kafa yorul­muyor. Oysa mimarlık her nokta­sında vardır yaşamın. Yürüdüğünüz sokak da bir mimarlık ürünüdür. Mesela mimar bir binayı tasarlarken sadece o binanın sahibine değil, o binanın önünden geçen insana kar­şı da sorumludur. Bir de doğuştan mimarlar var. Onun için başvurul­ması gereken bir meslek olarak gör­mez mimarlığı. Ama bu kültürünün önce devlet kademelerine yerleşme­si lazım. Bugün AB iki konuyu ön plana alıyor eğitim alanında tıp ve mimarlık” diye konuşuyor.

YEM’ in 40. yıl ödülleri

Yapı Endüstri Merkezi, 40. yılı kutlamaları kapsamında birçok ödül verecek. YEM, uzun süredir devam eden Altın Çekül Yapı Ürün Ödülü’nün yanına bu yıldan itibaren üç ödül daha ekliyor. Mimarın İlk Yapısı Ödülü için başvuru­lar 24 Aralık’ta sona erecek. Kentsel duyarlılığa sahip med­ya mensuplarına verilecek YEM Medya Onur Ödülü’nün seçici kurulunda Nuri Çola­koğlu, Oktay Ekinci, Betül Mardin, Doğan Tekeli ve Bü­lent Tuna yer alıyor. 1991 yı­lından beri Yapı İstanbul Fua­rı katılımcısı firmaları arasın­da verilen Altın Çekül Yapı Ürün Ödülü bu yıldan itibaren ulusal katılıma açık olacak. Türkiye’de inşa edilen nitelikli yapılara verilecek YEM Mi­mari Tasarım Ödüllerl’ne son başvuru tarihi ise 7 Ocak 2008 olarak belirlendi.