Mimarlık Dergileri (Sempozyum Bildirisi) Kaynak : 01.02.2010 - TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi | Yazdır

(Ekim 2008’de İTÜ’de düzenlenen Sempozyum Bildirisi)

DOĞAN HASOL- Teşekkür ederim. Sevgili arkadaşlarım, epey geciktik, onun için olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım. Siz de yoruldunuz, biz de yorulduk. Sayın Çetin Ünal’ın gayet güzel anlattığı dergiler, mühendislik dergileri… Onların içinde mimarlık kısmen var, ama zaten o tarihlerde bizde mimarlık ve mühendislik biraz içiçe gibiydi. Ben daha çok Cumhuriyet dönemindeki mimarlık dergilerine değinmek istiyorum.  Bana verilen görev son yüzyıl içinde mimarlık dergilerindeki gelişmeydi. Ben hazırlığımı daha çok Cumhuriyet dönemi üzerine yaptım. Önce, benim şu çatı altında öğrenci olduğum 1956-61 arasına biraz değinmekte yarar olabilir.

1950’li yıllarda daha çok yurt dışından gelen dergiler söz konusuydu. Türkiye’de Arkitekt çıkıyordu mimarlık dergisi olarak, onun dışında bir şey yoktu. Yabancı dergiler daha çok Almancaydı; zaten Teknik Üniversitenin yapısı da biraz bunu gerektiriyordu: hocaların birçoğu Almandı. Yalnız Teknik Üniversite’de değil, Güzel Sanatlar Akademisi’nde de bu durum böyleydi. Örneğin Teknik Üniversite’de Prof. Bonatz, Prof. Oelsner, Akademide de daha önceki yıllarda Bruno Taut vardı, İsviçre kökenli Ernst Egli vardı, daha başkaları da vardı. Bizim eğitimimizde daha çok Almanya’ya yakınlaşma söz konusuydu. Almanca dergiler olarak neler geliyordu? Bauen und Wohnen  vardı. Baumeister vardı, DBZ vardı. Biz sürekli olarak bunların peşinden koşardık, anlasak da anlamasak da… Resimleri bizim için çok önemliydi.

Fransız dergileri de vardı: L’Architecture d’Aujourd’hui ve  daha çok plastik sanatlara yönelik Aujourd’hui. İtalyanca Domus ve Casabella vardı. Daha sonra Japon dergisi  Shinkenchiku ve Japan Architectgelmeye başladı. Onlar da dikkatimizi çeken dergiler oldu. Bazı Amerikan dergileri de vardı, zaman zaman onlar da gelirdi. Dergilerin durumu buydu.

Kitaplara gelince… Kitap olarak da Neufert ve Mittag -bunların da Almanca baskıları tabii- elimizden düşmezdi. Fakülteye girenlere ilkin bu kitaplar önerilirdi. Mittag’da yanlış ve doğru diye gösterilen detaylar vardı. Kimi zaman öğrencilerin yanlışı doğru yerine kullandıkları olurdu. Öğrencilerin yabancı dil bilgisi bir hayli zayıftı.Yerli kitapların sayısı son derece azdı. Taut’un Mimari Bilgisi çıkmıştı. Hilmi Ziya Ülken’in kitabı vardı, Behçet Ünsal’ın kitabı, Oktay Aslanapa ve Diez’in Türk Sanatı kitabı vardı. Bir de yine bizim fakültede hazırlanmış tez kitapları ile  Mukbil Gökdoğan ve Sermet Gürel’in çevirdikleri bir kitap vardı, adını anımsayamıyorum. Ayrıca  Celal Esat Arseven… Onun Türk Sanatı, ciltlerce Sanat Ansiklopedisi ile Fransızca-Türkçe sözlüğü gibi kitapları söz konusuydu.

Kitabevlerine baktığımızda, Tünel’e doğru, mimarlık kitapları satan Erksan kitabevi ile Sander ve Türk Alman kitabevi vardı. Yine Tünel’e doğru Fransızca ağırlıklı Hachette (Haşet) vardı. Taksim’e doğru da zengince bir kitabevi, Taksim Kitap Sarayı… Bunlar da o dönemin ilgi çekici kitabevleriydi. Özellikle mimarlık konusundaki kitapları satanlar Erksan, Sander ve Türk-Alman kitabevleriydi. Tabii hep yabancı kitaplar… 1958 Ağustosunda  büyük bir devalüasyon oldu. Son yıllardaki devalüasyonlardan “Türkiye iktisat tarihinin en büyük devalüasyonları” diye söz ediliyor. Doğru değil… 1958’de Demokrat Parti iktidarı döneminde yaşadığımız devalüasyonla dolar bir gecede 2.80 liradan 9.20’ye yükseldi; bu korkunç bir şeydi. O arada biz öğrenciler ne yaptık? Aman kitap fiyatları yükselmeden ihtiyacımız olan kitapları satın alalım diye kitabevlerine koştuk. Tabii bütçemizin elverdiği ölçüde… Aramızda paylaşarak ‘sen şu kitabı al, ben bu kitabı alayım’ diyerek zaten çok zengin olmayan o kitabevlerini boşalttık. Ekonomik bunalım ve sıkıntılar çok fazlaydı o dönemde. Geçen günkü toplantıda da sözü edildi, çizim aletleri, çizim kâğıdı bile bulunmuyordu.

Kısaca, bizden önceki bir kuşak diyelim, Sayın Maruf Önal’ın kuşağı… Önal da benzer sorunları, İkinci Dünya Savaşının hemen sonrasında yaşanan yokluk ve darlıkları şöyle anlatıyor: “Bir ara çizim kâğıdı bile bulamaz olduk, susam yağına batırılmış saman kâğıdına çok çizdik. Savaş dolayısıyla dışarıdan hiç yayın gelmiyordu. Sadece Hitler Almanyasından ve Musolini İtalyasından kitaplar, mecmualar geliyordu. Almanya’dan Bauformen, Baumeister ve Statebau isimli dergiler gelirdi. İtalya’dan Casabella, Architectura  isimli mecmualar gelirdi. Bunlar bizi çok derinden etkilerdi, çünkü içindeki örnekler ilgi çekici örneklerdi. Bu yayınlar o ülkelerdeki yönetimlerin mimariye yansıyan başarılı örnekleriyle doluydu, göz kamaştırıcıydılar. Bir ara Almanlar, Eminönü Halkevinde Bonatz’ın başkanlığında büyük bir mimarlık sergisi açtılar. O sergiyi hiç unutamıyorum, içinde maketler, projeler, ışıklandırılmış, fevkalade durumda. Hitler Almanyasının her alandaki başarısını, özellikle mimarlık alanındaki başarısını da yansıtan bir sergiydi. Sergide mimar Albert Speer ve yanındaki mimarlar ikinci Reich’ı adeta yeniden inşa ediyorlardı. Mussolini İtalyasındaki mimarlar da Roma’nın güneyinde ikinci Roma’yı da yeniden inşa ediyorlardı. Mecmualar ve sergiler bütün bu başarıları vurgulayan örnekler olarak hepimizi etkiliyordu. Özellikle bütün bunlar eğitime de yansıdı…”

“…Bizden önceki kuşak daha özgür, daha demokratik bir ortamda güzel örnekler verdiler. Bunları sergileyebildiler, hatta yayın da yapabildiler. Yayınlar içerisinde Türkiye’de ilk kez bir mimarlık dergisi yayınlandı: 1931’de Mimar, daha sonra Arkitekt oldu, 1980’e kadar yayınını sürdürdü. Erken Cumhuriyet mimarisini aktaran, çevresine ışık tutan ve mimarları birbiriyle kaynaştıran, meslektaşları birbirine yaklaştıran, ilerde bunların bir örgüt kurmasına, hatta oda kurmasına da yardımcı olan temel görüş ve bilgileri içeriyordu. “

Maruf Önal’ın, bizim Yapı-Endüstri Merkezi’nde düzenlediğimiz Anılarda Mimarlık dizisi konferansında söyledikleridir bunlar…

Dergicilik konusuna genelde değinirsek… Baskı teknikleri zaman içinde gelişti. Türkiye’ye matbaacılık, biliyorsunuz, Avrupa’dan 270 yıl sonra geldi. 1931’de Mimar (Arkitekt) dergisi yayına başladığında tipo baskı tekniği vardı. Tipo baskı tekniği biraz önce Mücella’nın gösterdiği dergilerin, Mimarlık dergilerinin ilk sayılarında da kullanılmış olan tekniktir. Sonraki yıllarda ofset tekniği devreye girdi. Bu, baskıyı epeyce geliştirdi. Ofset daha kaliteli bir baskı ve daha süratli yayın yapma olanağı sağlıyordu. Daha sonraki yıllarda aynı anda dört rengi birden basan teknikler geldi. Bunlar son 50 yılda baskı teknolojisinde olan gelişmelerdir. Önceleri dizgi biraz da ilkel makinelerde ergitilmiş kurşunla satırlar halinde yapılırdı. Kurşun satırların oluşturduğu sütunlar ve resimler için çinko klişelerle oluşturulan kalıplar baskı makinelerine verilirdi. Tek renk baskı söz konusuydu; ikinci renk için makine benzinle yıkanır, önceki mürekkepten arındırılırdı. Ofset tekniğiyle birlikte, biraz önce de söylediğim gibi baskı işi gelişti.

Kâğıda gelince, iyi kâğıt, kuşe kâğıdı ithal edilirdi. SEKA birinci hamur ve ikinci hamur kâğıtları yapardı, ama o kâğıtların sağlanması da zordu, hattâ zaman zaman özel izin belgeleriyle SEKA’dan kâğıt sağlanabilirdi.

Genelde mimarlık dergilerinin şöyle gruplanması söz konusu olabilir: Profesyonellere yönelik dergiler, akademik dergiler, dernekler ve firmalarca yayımlanan dergiler, sektör dergileri, popüler kültür ve piyasa dergileri. Popüler kültür dergilerine isterseniz bir iki örnek verelim. Bugün de çıkmakta olan VizyonDekorasyon, House Beautiful ve Art Dekor gibi dergiler… Ben daha çok profesyonellere yönelik mimarlık dergileri üzerinde duracağım; şu aşamada ötekilerin üzerinde durmak istemiyorum. Bir çizelge hazırladım; onu göstermek isterim.

Birinci dergi “Mimar”… Beş yıl Mimar olarak çıkıyor. Beş yıl sonra Türkçeleştirme akımına uyularak adı “Arkitekt” olarak değiştiriliyor. Arkitekt ne kadar Türkçe ise!.. Çıkaranlar Abidin Mortaş, Abdullah Ziya Kozanoğlu ve Zeki Selah (daha sonraki adıyla Zeki Sayar). Ocak 1931’de ilk sayısı çıkmış, 1980’e kadar bazı aralıklarla yayın sürdürülmüş. Özellikle savaş yıllarında yayında sıkıntılar olmuş. Biliyorsunuz 20. yüzyılın başında 1914-18 arasında dört yıllık bir savaş dönemi var, 1939-45 arasında da 6 yıl, yani yüzyılın yüzde 10’u dünya savaşlarıyla geçmiş. 1929’da da dünya ekonomik bunalımı… Arkitekt 380 sayı çıktı 1981 yılına kadar ve Zeki Sayar daha sonra derginin yayınını sürdürmekten vazgeçti. İlkin “yapı sanatı, şehircilik ve dekoratif sanatlar” dergisiydi, daha sonraki yıllarda “belediyecilik ve turizm” gibi sözler de eklendi. Çizelgedeki notlar bölümüne, dergilerin kendilerini nasıl tanıttıklarını almaya çalıştım. Dergi 380. sayıdan sonra Zeki Beyin sağlığında el değiştirdi. Başka bir grup aldı, Yaşama Sanatı adı altında bir süre çıkardı; daha sonra yeniden el değiştirdi, şu anda ortalıkta çok görünmeyen bir şekilde yayımlanıyor.

Bir YAPI dergisi var, Mimari, Güzel Sanatlar, Fikir, Kültür dergisi olarak Kasım 1941-43 arasında, yani savaş yıllarında çıkmış. Behçet Ünsal, İsmet Barutçu, Tahir Tur, Necmi Ateş, Turgut Tokat çıkarmışlar. 15 günde bir çıkıyor. Son sayısı 48-49. Mimarlık ve sanat konularının yanısıra ağırlıklı olarak edebiyatla da meşgul olmuş. Ulusalcı bir eğilimi var. Savaş yıllarında ulusalcı eğilim her yerde görülüyor zaten. Nazilerin, faşistlerin Avrupa’yı kasıp kavurdukları dönemde bunun Türkiye’ye uzanmış olması da pek beklenmeyen bir durum değil. Zaten bizim Milli Mimari yani İkinci Ulusal Mimarlık akımı da bunun uzantısı. Almanya’dan gelen sergiler, etkiler bu tür eğilimleri körüklüyor.

Daha sonra “Mimarlık” dergisi var, birinci Mimarlık dergisi… Bunu Türk Yüksek Mimarlar Birliği çıkarmış, 1944-53 arasında. Bunun da yine ulusalcı bir tutumu var.

Ardından, mimar büyüklerimizden Selçuk Milar’ın çıkardığı “Eser” dergisi var, 1947-48’de. Bir sanat dergisi ağırlığı var. Çok özenle çıkarılmış bir dergi, ama sadece iki sayı.

Daha sonra “Mimarlık ve Sanat”… Bülent Özer’in öncülüğünde, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden birçok kişinin yayınına katıldığı bir dergi. İki ayda bir çıkması öngörülüyor, 1961-63 arasında ancak 10 sayı çıkabiliyor, maddi nedenlerle kapanıyor. Mimarlık ve sanat alanındaki gelişmeleri tartışarak aktarmak, derginin amacı.

Oda’nın “Mimarlık” dergisi 1963’ten beri çıkıyor, şu anda 343. sayıda. Çıkıştaki hedefi, üyelerle Oda arasında iletişim ortamı sağlamak. Sevgili Mücella serüveni gayet güzel anlattı.

Güzel Sanatlar Akademisi’nin bir dergisi oldu: “AKADEMİ”. 1964-67 arasında belirsiz aralıklarla çıkan 10 sayı.

Yapı Endüstrisi” diye Or-An İnşaat’ın Ankara’da çıkardığı dergi, 1968-73 arasında… Periyodu belirsiz… Or-An etkinliklerinin yanısıra tasarım konularına eğiliyor.

Bizim dergimiz “yapı”nın, birincisiyle herhangi bir bağı yok, isim benzerliği dışında. Yapı-Endüstri Merkezi’nce Temmuz 1973’ten bu yana çıkarılıyor. Temmuz 1988’e kadar iki ayda bir, sonra aylık… Şu anda 323. sayısı çıkmış durumda.

Çevre” dergisi Selçuk Batur, Afife Batur ve bazı arkadaşlarının iki ayda bir çıkardıkları dergi… Mimarlık ve görsel sanatlar dergisi olarak 1979-80’de sadece 11 sayı çıktı.

Cemil Gerçek’in Yaprak Yayınları’ndan çıkardığı “Mimar” dergisi….. Tümü 16 sayı… Uygulamalar, çevre, yarışmalar…

Arredamento Dekorasyon” 1998’den sonra “Arredamento Mimarlık” oldu. Boyut Yayıncılık’ın dergisi… 1989’da başlamış, önce yılda 11 sayı, şu anda aylık… 217. sayısı çıktı. Başlangıçta “yaşam kültürü” dergisiydi, adı Mimarlık olunca “tasarım kültürü” dergisi oldu.

Tasarım Yayın Grubu’nun çıkardığı “Tasarım” dergisi var. Önce iki ayda bir, şimdi aylık… 185. sayısı Eylül’de çıktı. Mimarlık, içmimarlık, görsel sanatlar…

MD” Mimarlık-Dekorasyon, 1990’dan bu yana çıkıyor, önce iki ayda bir, şimdi aylık. 80. sayısı Eylül’de çıktı. O da mimarlık, içmimarlık, görsel sanatlara dayanıyor.

Ege Mimarlık”, Mimarlar Odası İzmir Şubesi’nin. Şu ana kadar 67 sayı çıktı.

SMD Mimar”, Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin 1991-99’da çıkardığı dergi. 12 sayısı çıktı, şimdi yeniden o dergiyi canlandırmaya çalıştıklarını duyuyoruz.

Mimarist”, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin yayını. 2001’den beri çıkıyor. Güz 2008 sayısıyla 29. sayısı çıktı. Bu da mimarlık kültürü dergisi…

XXI (Yirmibir)” dergisi… Yayını Tepe Grubu başlattı, şimdi Depo Yayıncılık sürdürüyor. 71 sayı çıktı; mimarlık, tasarım, mekân. Bir de “Natura” ve “Icon-Türkiye” var. Natura, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin dergisi. Icon-Türkiye de mimarlık, tasarım, kültür üzerine Om Yayıncılık tarafından çıkarılan dış kökenli bir yayın…

Mimarlar Odası’nca çıkarılan “Malzeme”’yi tam bir mimarlık dergisi olarak düşünmedim; belki düşünülebilir. Yine aynı şekilde çizelgede eksik olan “Tasarım Merkezi” dergisi, Ankara’da çıkarılan aylık bir dergiydi, Haluk Pamir işin başındaydı ama o da çok kısa ömürlü oldu.. “Arkiskop, Domus M” gibi dergilerin yanısıra bir de mimarlık gazetesi söz konusu: 15 günde bir çıkan “Yeni Mimar”.

Ben bu çizelgenin tam olduğu düşüncesinde değilim, ama en azından bir yapboz gibi tamamlanmak üzere hazırladığımı söylemeliyim. Daha önce de zaten Arredamento Dekorasyon’un 2000 yılında çıkan 12. sayısında iki değerli mimar arkadaşımızın hazırladığı Cumhuriyet Türkiyesinde mimarlık süreli yayınları konulu bir yazı vardı; çok değerli bir yazı. Hepsini birlikte düşünürsek sanıyorum ki bu konuya iyi bir şekilde yaklaşmış oluruz. Ben sözü daha fazla uzatmayacağım, zaten sabrınızın kalmadığını da biliyorum. Dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

DOĞAN HASOL- Ben bir şey ekleyebilir miyim?

DOĞAN HASOL- Mücella sunuşunda Mimarlar Odası toplum hizmetinde sloganının 1969’dan itibaren kullanıldığını söylüyordu. O slogan daha eskidir; sanıyorum 1965 yılından sonra kullanılmaya başladı. O tarihte  Oda’dan gönderilen, zarfların üzerinde kaşe olarak basılı olurdu bu. O zarflardan bulabilsek iyi olurdu diye düşünüyorum. Yazım benim 69’da değil, ama sizin sunuşunuzda 69’dan itibaren diye çıktı. 1969 değil, onu söylemek istiyorum. Teşekkür ederim.

 

Dergiler için tıklayın.!