| Mösyö Seguin’in Keçisi |
Kaynak :
28.03.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen cumartesi Galatasaraylılar Derneği’nin seçim genel kurulu yapıldı, yeni başkan ve yönetim kurulu seçildi. Başkanlık için iki aday vardı : Prof. Dr. Süheyl Batum ve Ahmet Yolalan. Büyük bir olgunluk içinde geçen seçimi Ahmet Yolalan ve ekibi kazandı. Kendilerini kutlarım. Galatasaraylılar Derneği, topluluğun tarihsel bakımdan Lise ve Kulüpten sonra üçüncü sıradaki kurumudur; Galatasaray Lisesi’nde okumuş olanları bünyesinde toplar. Seçimler için Lise’de toplanılmıştı; büyük bir kalabalık tarihî binanın öğrencilikte arşınladığımız – bizler için duygu yüklü – koridorlarını doldurmuştu. Koridor sohbeti saatlerce sürdü. İki Galatasaraylı bir araya geldiğinde söz döner dolaşır, sonunda kesinlikle Galatasaray’a varır; çoğu kez de Kulübe.. Yine öyle oldu. Arkadaşlarla ve Kulüp yöneticilerinden bazılarıyla ayaküstü bir ufuk turu yaptık. Temel konu, ekonomik durum.. Kulübün bu konudaki dertlerinin, ülkenin içine düştüğü bunalımla daha da arttığı kesin. Başka bir konu, kimi futbolcuların, Hakan Şükür örneğini izlemeleri.. Yöneticilerin belirttiklerine göre, Hakan Şükür, Galatasaray’ın haklarını dikkate almaksızın sözleşme imzalayarak İnter’e transfer olmuştu. Kendisini Hakan Şükür yapan kulübü ise, bu transferden 20 milyon dolar beklerken hiçbir şey alamadı. Oldu bittiye dayalı transfer sonrasında iki kulüp kendi aralarında anlaşamadıkları için sorun, şimdi FİFA’nın hakemliğinde çözüm bekliyor. Aynı sorun bu kez Okan Buruk ve Emre Belözoğlu için yaşanacak. Bu iki futbolcu önümüzdeki sezon İnter’e gitmek üzere gizli sözleşme imzalamışlar. Daha önce, “böyle bir şey yok” diyen Galatasaray yöneticileri şimdi şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Galatasaray |
altyapısından yetişen iki yıldız futbolcu böylece, yetiştikleri ocağı hukuki sorunlarla başbaşa bırakarak yurtdışına gidiyorlar. Normal olarak, oyuncunun onayı alındıktan sonra kulüplerin kendi aralarında anlaşmaları gerekir. İnter’le yaşanan örneklerde durum böyle değil. İnter, bonservis bedelini dalgalanmaya bıraktığı için oyunculara biraz daha cömert davranabiliyor. Oyuncular da biraz daha fazla para alabilmek için anlaşmayı gizlilik içinde sonuçlandırıp gidiyorlar. Galatasaray’a ise önce ağlamak, sonra da yasal yollara başvurarak yıllarca beklemek düşüyor.
Bu gelişmeler, Fransızcaya başladığımız ilk yıllarda bize okutulan, Alphonse Daudet’nin “Mösyö Seguin’in Keçileri” öyküsündeki olaylar dizisini anımsatıyor. Mösyö Seguin’in keçileri vardır, ama ne var ki hepsi de özgürlük peşindedir. İyi kalpli Seguin ne yaparsa yapsın yaranamaz ve keçiler birer birer kaçarak kendisini terk ederler. Seguin sonunda bir yavru keçiyi alıp kendince yetiştirir, ama o da dışarının çekiciliğine dayanamayıp kaçar. Bir kurtla bütün gece kahramanca boğuştuktan sonra, o da öncekilerin kaderini paylaşır. Hüzünlü öykü bize okuma parçası olarak tekrar tekrar okutulurdu. Şimdi bu öyküyü yaşayarak görüyoruz. Ne var ki bizimkiler vefasızlığı özgürlük uğruna değil, günümüzün üstün değeri (!) “para” için gösteriyorlar. Öte yandan sormak gerekiyor : “Keçiler kaçarken bizim Mösyö Seguin’ler uyuyorlar mı ?” Emre ve Okan’ın kesinleşen transfer haberini Internet’teki Fransız Sportal sitesi aylar önce dünyaya duyurmuştu ve habere şu sözleri eklemişti : “Umalım ki sonları Hakan Şükür’ünkine benzemesin”. |

