| Naklen Yayın |
Kaynak :
10.06.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Birinci futbol ligi maçlarının naklen yayını konusundaki ihale sonuçlandı, ama pastanın kulüpler arasındaki bölüşülmesinde çekişme sürüyor. Türkiye Futbol Federasyonu, CINE 5’le yapmış olduğu üç yıllık havuz anlaşması sona ererken yeni bir ihale düzenledi ve çeşitli çevrelerden gelen baskılara karşın ihaleyi sonuçlandırdı. Kim ne derse desin, başarılı bir ihale gerçekleştirdi ve önümüzdeki iki yıllık dönem için naklen yayın pastasının çok büyümesini sağladı. CINE 5 anlaşmasına göre yaklaşık 50 milyon dolar olan yıllık bedel, bu kez birinci yıl için 120,5 milyon dolara yükseldi. Bu rakam ikinci yıl yüzde 7 artacak. Bunun Fransa’da 500 milyon FF (yaklaşık 80 milyon dolar) olduğu düşünülürse bizdeki rakamın önemi daha iyi anlaşılır. Önceki dönemde TV’lerarası çekişme çok başağrıttığı için, başta DSP olmak üzere politik çevreler naklen yayın işini açık kanala, özellikle de TRT’ye yakıştırıyorlardı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı’nın çabaları da bu doğrultuda oldu. Ancak ne var ki, naklen yayın işinin doğrudan TRT’ye verilmesinin serbest rekabet koşulları içinde olanaksızlığı anlaşılmıştı. Bu durumda TRT’nin de öteki kanallarla birlikte ihalede yarışması gerekiyordu. Bu yolda bir çözüm bulunabilmesi umuduyla, ihalenin Hükümet, güvenoyu alıncaya kadar ertelenmesi istendi. Baskılara karşın, Federasyonun transfer ayından önce ihaleyi sonuçlandırmak üzere direnmesiyle ihale sonuçlandırıldı. Özerk Federasyon bu konuda tek yetkiliydi. Açık kanaldan naklen yayının statları boş bıraktığını herkes biliyor. Bu nedenle naklen yayınların şifreli kanaldan yapılması, kulüplerin işine gelir. Ayrıca, kulüplerin futbol maçlarını açık kanaldan |
halka naklen izlettirmek gibi bir yükümlülükleri olduğu da söylenemez. Tıpkı, konser, tiyatro, sinema gibi.. Kaldı ki hiçbir açık kanal, şifreli kanalın ödediği bedeli ödeyemiyor. Oysa kulüplerin ve futbolun gelişmesinde naklen yayın havuzundan gelen paranın çok önemli bir yeri var. Bundan 2. ve 3. lig kulüpleri de pay alıyorlar. Sayın Bakanın Güneydoğu’ya yönelik açık yayın yapılması düşüncesi, Devletin, ihaleyi kazanan kuruluşla anlaşmasıyla kolayca gerçekleştirilebilir.
Şimdi kulüpler, beklemedikleri kadar büyük bir parasal olanağa kavuştular, ama bunu nasıl paylaşacaklarında anlaşamıyorlar. İlk dört büyük kulüp yani Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor pastadan en büyük payı istemek üzere birbirleriyle anlaşmışlar. Ancak öteki 14 kulüp onların yüzde 60 dolayındaki taleplerine karşı çıkıyorlar. İhaleyi kazanan Tele 10’un yüzde 30 peşinat olarak ödediği 36 milyon dolar şu anda Türkiye Futbol Federasyonunun banka hesabında.. Dağıtım için kulüplerin kendi aralarında anlaşmalarını bekliyor. Bekleyen para, bu transfer kasırgasında, zaten darda olan kulüpler için ilâç gibi.. Bu nedenle uzlaşmak zorundalar. Kulüplerin bugünü aştıktan sonra, önümüzdeki yıllara dönük olarak daha tutarlı bir paylaşım için geçerli kıstaslar bulmaları gerekiyor. TV reytingi, taraftar sayıları, bugüne değin kazandıkları şampiyonluklar, kupalar, son sezondaki başarılar gibi.. Başarıyı bu yoldan da ödüllendirecek bir sistem kurulmalı. İhalenin sonucu ligin bir kolektif ürün olduğunu ve havuzun parçalanmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuş oldu. |

