Yanlışlık Geçen Yıllardaki Cömertlikte.. Kaynak : 17.06.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Futbolda transfer sürüyor. Bu yılın özelliği, kulüplerin pek çoğunda yaşanan iç transfer huzursuzluğu. Birçok kulüp, sözleşmesi biten futbolcularıyla transfer ücretinde anlaşamadığı için, zorunlu tarihte Federasyon’a verilen bonservis satış listeleri bir hayli kabarık oldu.

Futbolcunun adının bu listede bulunması onun kesinlikle eski kulübünden kopacağı anlamına gelmiyor. Yine kendi kulübüyle anlaşabileceği gibi, transfer olacağı başka bir kulüp de bulabilir. Ancak transfer durumunda yeni kulüp, eskisine, listede belirtilmiş olan bonservis bedelini ödemek zorunda.. Futbolcunun alacağı ücret ise ayrı.. Bu konuda futbolcuyla yeni kulübü arasında ayrı bir anlaşma gerekiyor. Futbolcu başka bir kulüple anlaşamazsa, statüye göre bir yıl daha eski kulübünde kalır ve kendisine bir yıl için, listede gösterilen bedelin yüzde 20’si brüt olarak ödenir.

Genelde çok kimse kulübe ödenen bonservis bedeli ile futbolcunun alacağı transfer ücretini birbirine karıştırıyor; bonservis bedelini de futbolcu alacak sanıyor. Oysa durum öyle değil.. Bonservis bedeli futbolcuyu yetiştiren ya da ona emek veren eski kulübe ödeniyor. Bu kulüpler arası işlemde futbolcunun herhangi bir payı yok. Futbolcuların aldıkları transfer ücretinin olduğundan da büyük görünmesi biraz da bu iki ücretin karıştırılmasına dayanıyor. Ve herkesin gözünde daha da büyüyor.

Geçen yıllarda kulüpler yapay bir rekabet ortamında kendilerinden geçerek transferlerde çok cömert davrandılar; kaldıramayacakları yüklerin altına girdiler; ödemede güçlük çektiler; ödemeleri zamanında yapamadılar. Kulüplerin büyük borçların altına girmesindeki bir nedenin de bu olduğu biliniyor. Bu yılki durum, sıkıntılardan alınan dersten kaynaklanıyor. Kulüpler transfer konusunda

daha cimri davranmak zorunda olduklarını sonunda gördüler.

Doğrudur : Yıldız futbolcu kolay yetişmiyor; futbolcunun meslek yaşam süresi çok kısa; vergi oranları yüzde 15’ten yüzde 40’a yükseldi. Bunları biliyoruz, ama Kulüplerin durumu ortada.. Hepsi borç batağında.. Gelirler giderleri karşılamıyor. Hele yönetim biraz da savurgan davranışlar içindeyse gelsin borçlanma..

İşte Galatasaray örneği.. Bu kez, kendi ocağında yetişmiş olanlar da dahil pek çok sporcusuyla anlaşamadı. Yönetimin önerdiği ücretleri beğenmeyen futbolcuların adları şimdi “bonservis satış listesinde”. Kulüp yönetimi, geçen yıllardaki hatalardan ders almış görünüyor.

Gelelim sporcular cephesine.. Serbest ekonomi düzeninde, gönüllerinden geçen ücreti isteyebilirler. Veren olursa sorun yok.. Bizim kulüpler bugünkü durumlarıyla o yüksek bedelleri ödeyemezler. Yanlışlık geçen yıllardaki cömertlikte.. Şimdi arz-talep dengesi içinde futbolcuların gerçek değerleri daha iyi anlaşılacak. Belki de bu durum, sonuçta, dış pazara açılmalarına neden olmak gibi bir yarar sağlar. Geçtiğimiz yıllarda futbolcular her istediklerini aldıkları için yurtdışı arayışlarına hiç girmediler. Niye girsinler ki, içeride ekmek elden su gölden..

Bir iki söz de, Galatasaray altyapısından yani ocaktan yetişmiş futbolculara.. İstekleri büyük.. Yabancı bir kulüple çekişir gibi sürdürüyorlar pazarlıklarını. Onları kim yetiştirdi ? Kulübün onlar üzerinde hiç mi hakkı yok ? Renk aşkını bir kenara bırakalım haydi.. “Ana hakkı” nerede ?.. Ayrıca Galatasaray gibi, üç yıl üst üste şampiyon olmuş bir takımla yola devam etmenin bir bedeli yok mudur ? Galatasaray bunun parasal değerini hâlâ ödüyor.