Sezon Bitti Paralar Yandı Kaynak : 03.06.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’ın şampiyonluğu geçen hafta belli olmuştu. Ligin son maçını da oynadıktan sonra resmen şampiyon oldu. Bütün Galatasaraylıları bir kez daha kutlayalım.

Pazar günü statta bir şenlik havası vardı. Balonlar, konfetiler, rengârenk pankartlar, müzik.. Çağın, futbolu gösteriye dönüştüren anlayışına uygun bir atmosfer egemendi Ali Sami Yen’de. Ayrıca, seyircilerin büyük çoğunluğu Fatih Terim’in çağrısına uyarak futbolcular gibi forma giymişlerdi. Tribünler böylece daha da renklenmişti. Bu formalarda ilginç görüntüler de vardı. Pek çok kişi kendi adlarını yazdırmıştı tişörtüne; ancak birisi çok dikkatimi çekti : başı türbanlı gencecik bir kızın tişörtünün sırtında “10” rakamı vardı, ad olarak da Hagi yazılıydı. “Top”u “kutsal baş” sayan anlayıştan buraya kadar gelebilmişiz.

Pankartlar arasında ikisi çarpıcıydı. Çok büyük bir pankartta “Mekteb-i Sultani” yazılıydı, yani Kulübün, bir dersliğinde kurulduğu Galatasaray Lisesi’nin o zamanki adı.. Yazının iki yanında da Galatasaray’ın eski harflerle düzenlenmiş bugünkü logosunu çok andırır ilk logosu.. Öteki ilginç pankartta Fenerbahçe’ye ince bir şekilde sataşan sözler yer alıyordu : “Aziz Amca, Game over, Insert Coin.” Oyun makinelerindeki söz olduğu gibi kullanılmıştı. Aziz Yıldırım’a “oyun bitti, yeniden jeton koy” deniyordu. Bu sesleniş aslında, ligin de neredeyse bir kumar olduğunu ve her sezon sonunda transferler için dev çarkı yeniden parayla beslemek gereğini ince bir biçimde dile getiriyordu. Eh, ezeli rakip Fenerbahçe’ye de bu kadarcık sataşma olması doğal karşılanmalıydı.

Bu bana, çocukluğumun bayramyerindeki atlıkarıncalı kısırdöngüyü anımsattı. Parayı verip ata binersiniz. Atlı karınca döner döner, bir süre sonra yavaşlar ve durur. Atlıkarıncanın işleticisi bağırır :

“paralar yandı !” Transfer de tam öyle.. Sezon bitti, paralar yandı. Özellikle de aldıkları sonuçtan hoşnut olmayan kulüpler için.

Fenerbahçeliler geçen hafta Bağdat Caddesini kendi bayraklarıyla donatmışlar. Bir okuyucum gönderdiği yazıda, sarı-kırmızı bayraklara dalgalanma hakkı tanınmaması yolundaki kaba kuvvetten yakınıyor ve “Sanırsınız ki Fenerbahçe şampiyonluk kutluyor” diyor. Erenköy’e de “Cimbom’u sevenleri de sevmiyoruz” yazılı kocaman bir pankart asılmış. Fenerbahçe lig üçüncülüğüne bu denli sevinemeyeceğine göre, amaç herhalde Galatasaray’ın Fenerbahçe semtinde sevinmesini engellemek.

Rekabet dostluk çerçevesinde olmalı; atışmalar incelik içermeli. Bu kurala öncelikle de kulüp yöneticileri saygı göstermeli. Örneğin, ben Galatasaraylıyım ama, Kanaryayı sevenleri de severim. Fenerbahçeli pek çok arkadaşım, dostum var. Ayrıca, Fenerbahçe bir semt kulübü mü ? Kendisini niçin bir semtle sınırlıyor ? Anlayamadım..

Yine Ali Sami Yen stadına dönelim.. Maçtan sonraki şenlik görülmeye değerdi. Uçan balonlar, ışık seli, havai fişekler, sevinç çığlıkları.. Kupanın alınmasından sonra futbolcular topluca, maç öncesindeki konser için kurulmuş sahneye çıktılar ve toplumumuzun müzikal ses konusundaki gelişmişlik düzeyinden örnekler verdiler. Burada amacım onları eleştirmek değil, toplumumuzun müzik eğitimindeki umursamazlığa dokunmak.

Tören sırasında yine birisi hoparlörden bağırıyordu : “Yüzyılın son şampiyonlarını kutluyoruz”.. Öyle görünüyor ki, bu bilgisizlik sürerse biz 21. yüzyıla bütün dünyadan bir yıl önce gireceğiz. Geçen hafta da yazmıştım : Yüzyılın son şampiyonu önümüzdeki yıl belli olacak çünkü 20. yüzyıl 31 Aralık 2000’de bitiyor. İkinci binyıl da öyle..