| Öfke Denetimi |
Kaynak :
18.09.2008 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Şu sıralar herkes öfkeli… Başbakandan futbolculara kadar herkes… Başbakan çok öfkeli… Kendisini ve partisini desteklemeyen medyaya, başta da en yaygın medya grubu patronu Aydın Doğan’a çok kızıyor. Kızgınlığını her yerde dile getiriyor; gündüzleri partisinin toplantılarında, akşamları iftar davetlerinde yaptığı konuşmalarda… Benim bildiğim, ramazan ayı huzur ve barış ayıdır. Aslında, ülkenin barışa, huzura gereksinmesi var. İnsanlar çok mutsuz ve öfkeli. Ancak ne var ki barışı, huzuru bozan, başta siyasal iktidarın kendisi… Şaşılacak bir durum… Böylece huzursuzluk dalga dalga bütün ülkeye yayılıyor: insan ilişkilerine, spora, her alana… Son günlerde spor dünyasında yaşananlara şöyle bir göz atalım. Ulusal takımlar başantrenörü Fatih Terim de öfkeli. Fenerbahçe stadında oynanan son Türkiye-Belçika maçında konuk takım antrenörünün üzerine yürüdü. Neyse ki, hem konukseverlikle hem de spor dünyasına örnek olması gereken konumuyla bağdaşmayan bu davranışından ötürü daha sonra kamuoyundan özür dilemek akıllığını gösterdi. Terim, spor yazarı ve yorumcusu Osman Tanburacı’ya da öfkelenmiş. Bir telefon görüşmesinde çok ağır sözler kullanmış olmalı ki, Tanburacı, “ben bağışlayabilirim, ancak annem bağışlar mı bilemem” diyor. Antrenör öfkeli olur da futbolcular olmaz mı? Emre Belözoğlu’nun, kendisini televizyonda eleştiren yorumcu Hıncal Uluç’u mahkemeye verdiği söyleniyor. Yine Emre ile Gökdeniz ulusal maç öncesi yumruklaşmışlar. Başka bir olay Galatasaray-Antalyaspor lig maçı sonunda yaşandı. Konuk takımın kalecisi Ömer, tribünlere öfkesini yakışıksız bir şekilde yansıtmaya kalktı ve bu nedenle kırmızı kart gördü. Son zamanlarda özellikle de futbolumuza el kol hareketleri, küfür, kavga, yumruklaşma egemen olmaya başladı. Pazar günü bir gazetenin ekinde, güzel ünlü hanımlarla, yapılmış, “Kadınlara göre futbolu kurtarmasının 9 yolu” başlıklı bir magazin röportajı vardı. Yanıtlar ilginçti: |
- Herkes yorum yapmasın – Herkes kendi işine baksın – Kişilik dersi verilmeli – Anti-depresan alsınlar – Paylaşmayı öğrenirlerse kimse kavga etmez – Bu kadar büyük paralar harcanmasın – Futbola çeki-düzen şart – Cem Uzan’a verilen ceza futbolculara da verilmeli. Yanıtları siz de ilginç bulmadınız mı? Bu anketin yer aldığı sayfanın karşısında da “Politikacıların Öfkesi”ne ilişkin değişik yorumlar yer alıyordu. Bilindiği gibi Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, başbakana hakaret ettiği savıyla yargılandığı mahkemece, bir rehber eşliğinde “öfke kontrol sistemi” programına katılma, “öfke kontrolü” ve “gelişim” konularında 5 kitap okuma cezasına çarptırıldı. İşte, yorumlarda bu cezanın spordaki öfkelilere de uygulanması öneriliyor. Öfkeliler yalnızca sporda mı var? “Öfke baldan tatlıdır” dememiş mi büyüklerimiz? Ötekileri ne yapacağız? Özellikle de kavga kültürünü besleyen siyasileri… Ülkeyi “bizden olanlar, olmayanlar” şeklinde bölenleri, sürekli olarak huzuru bozanları, toplumu gerip sevgisizleştirenleri, halkı kavgaya sürükleyip öfkesini burnuna getirenleri… Şimdi bunların hepsini, “öfke kontrol sistemi”ne tabi tutup “kitap okuma” cezasına mı çarptıracağız? Kitap okumanın ceza haline geldiği bir ülkede öfke denetimi pek de olanaklı görünmüyor. |

