| Pritzker Ödülü Üzerine.. |
Kaynak :
01.07.2002 -
Yapı Dergisi - 248
|
Yazdır
|
|
Pritzker Ödülü uluslararası saygın mimarlık ödüllerinden biri. 1979 yılından bu yana her yıl, yapıtlarıyla yetenek, vizyon ve meslek ilkelerine bağlılığını ortaya koyan ve mimarlık sanatı yoluyla insanlığa ve yapılı çevreye önemli ve tutarlı katkılar sağlayan, hayattaki bir mimara veriliyor. Ödül, adını ABD’li Pritzker ailesinden alıyor ve onların kurduğu The Hyatt Foundation (Hyatt Vakfı) tarafından düzenlenerek veriliyor. Aile, Hyatt oteller zincirini geliştirirken, mimarlığın, otellerin toplam başarısında ne denli önemli olduğunu fark etmiş ve kendilerine böylesine olumlu katkı sağlayan mesleğin mensuplarını ödüllendirmeye yönelmiş. Şu anda Vakfın başkanı olan Thomas J. Pritzker, ödüllerin başlangıcını şöyle anlatıyor: “Doğuştan Şikagolular olarak, gökdelenlerin doğum yerinde, Louis Sullivan, Frank Lloyd Wright, Mies van der Rohe gibi efsanevi mimarların tasarladıkları yapılarla dolu bir şehirde yaşayan ailemizin mimarlıktan bilinçli bir şekilde haberdar olması şaşırtıcı değildir. 1967’de Atlanta Hyatt Regency için henüz bitmemiş bir bina almıştık. Yükselen atriyumu müthiş başarılıydı ve bu atriyum daha sonra dünyanın her yanındaki otellerimizin imzası haline gelecekti. Hemen açıkça görülüyordu ki, bu tasarım, konuklarımızın ruhsal durumu ve çalışanların davranışları üzerinde dikkate değer bir etkiye sahipti. Bir yandan Şikago mimarlığı bizim, mimarlık sanatının bilincine varmamızı sağlarken, oteller tasarlayıp inşa etme işimiz de bize mimarlığın insan davranışları üzerindeki etkisini öğretti. Böylece 1978 yılında, yaşamakta olan mimarları ödüllendirme düşüncemiz karşılık buldu. Annem ve babam anlamlı bir ödülün, binalar konusunda bir kamuoyu bilinci yaratmasının yanısıra mimarlık mesleğindeki büyük yaratıcılığa da olumlu katkılar getireceğine inanıyorlardı” (1). 2002 Jürisi, daha önce ABD’den 7, öteki ülkelerden 18 mimara verilmiş olan ödülün bu kez Avustralyalı mimar Glenn Murcutt’a verilmesini kararlaştırmıştı. Jüri, raporunda Glenn Murcutt için özetle şunları söylüyordu: “Glenn Murcutt bir modernist, bir natüralist, bir çevreci, bir hümanist, bir ekonomist ve ekolojisttir. Bütün bu seçkin nitelikleri çalışmalarında biraraya getirerek, doğduğu ülke Avustralya’da, fikirden uygulamaya değin tek başına çalışmaktadır. Her ne kadar yaptığı işler, zaman zaman Mies van der Rohe ile Avustralya kökenli yüz kulübenin bir bireşimi olarak tanımlansa da, tümüyle tatmin olmuş malsahipleri ve sırada bekleyen yeni işverenler onun yaptığı konutların emsalsiz ve uygun çözümler olduğunu ortaya koyuyor. Murcutt genellikle, büronun genişlemesini gerektirecek ve şu anda her projeye en ince ayrıntısına kadar sağladığı titizliği aksatacak büyük projelerden kaçınmaktadır. Onunki, peyzaja ve iklime yanıt veren, bulunduğu yere bağlı bir mimarlıktır. Evleri, toprağa ve hava durumuna ayarlanmıştır. Metalden ahşaba, cama, taşa, tuğlaya ve betona uzanan, her zaman bilinçle seçilmiş malzemeler kullanır; öncelikle de bunların üretiminde harcanan enerji miktarını göz önünde tutar. Ayrıntıları hazırlarken bir konutun nasıl davranacağını, çevresine nasıl yanıt vereceğini araştırır, ışığı, suyu, rüzgârı, güneşi, ayı kullanır. Yapılarının peyzaj içinde yüzdüğü söylenir ya da kendisinin de dile getirmeyi sevdiği gibi, Batı Avustralyalı yerli halkın deyişiyle, ‘bu yapılar yere hafifçe dokunurlar’. Glenn Murcutt’ın yapıları, incelenmeleri derinleştirildikçe anlamlarını artırırlar. Henry David Thoreau’nun, Murcutt’ın çok sevdiği bir deyişiyle: “çoğumuz yaşamımızı sıradan işlerle geçirdiğimize göre, en önemli şey onları olağanüstü yapmaktır”. 2002 Pritzker Mimarlık Ödülü ile Jürimiz, Glenn Murcutt’ın bu deyişe fazlasıyla ulaştığını düşünmektedir.” Jüri Başkanı J. Carter Brown’ın kişisel yorumu ise şöyle: “Glenn Murcutt günümüz mimarlığında kendine özgü bir yere sahiptir. Şöhrete tutkun bir çağda, kalabalık kadrolar ve yoğun halkla ilişkiler desteğiyle beslenen yıldız mimarların (3) parıltısı, gazete başlıklarına egemendir. Bunun tam tersi olarak Murcutt, dünyanın uzak bir köşesinde, mimari çevrelerin dikkatinden uzak, tek kişilik bir büroda çalışmaktadır.
Ancak, uzun bir sıra bekleyen işverenler listesindeki her bir projeye en iyi kişisel katkıyı getirebilmek çabasındadır. Çevreye ve yerelliğe olan duyarlılığını, tümüyle dürüst, gösterişsiz sanat yapıtlarına dönüştürebilen yenilikçi bir mimarlık teknisyenidir. Bravo.” Tören her yıl ayrı bir yerde, ama her zaman mimarlık bakımından önem taşıyan bir yerde yapılıyor. Bu kez, 2002 Ödül Töreni 29 Mayıs akşamı Roma’da Michelangelo’nun ünlü Campidoglio Meydanı’nda görkemli bir şekilde yapıldı. Törenin organizasyonunu üstlenmiş olan American Academy in Rome (Roma’daki Amerikan Akademisi) törenden bir gün önce bir sempozyum düzenlemişti (2). Roma şehrine egemen tepelerden birinin doruğunda yer alan tarihsel Villa Aurelia’da yapılan sempozyumun sabah oturumuna Pritzker Ödülleri adına tanıtım konuşmasıyla Bill Lacy, “Tarihsel perspektifi içinde geçmişte ve günümüzde küreselleşme” başlıklı konuşmasıyla Princeton Üniversitesi’nden Prof. Anthony Grafton, “Küçülen Dünyada Mimarlık” adlı konuşmasıyla Architectural Record dergisinden Karen Stein ve “Mimarlığın Küreselleşmesinin Altı Yönü” başlıklı konuşmasıyla Prof. Wilfried Wang katıldılar. |
Öğleden sonraki oturumu oluşturan panele ise konuşmacı olarak Rolf Fehlbaum (Vitra Dizayn Müzesi kurucusu), Zaha Hadid, Doğan Hasol ve Ricardo Legorreta katıldılar. Bill Lacy’nin yönettiği panelde (4) “Yeni Yüzyıl, Yeni Dünya-Mimarlıkta Küreselleşme” tartışıldı. Ricardo Legorreta kendi ülkesi Meksika ile başka ülkelerde gerçekleştirdiği yapıtlarını saydam gösterisi eşliğinde sundu. Ben YAPI’nın geçen sayısında yer alan yazımda özetlediğim görüşleri sundum. Bir yıldız mimar olarak dünya coğrafyasında çemberini hayli genişletmiş olan Zaha Hadid, havayolları firmalarının uçuş yollarını gösteren haritaları andırır, Londra merkezinden dünyanın pek çok noktasına uzanan ve küre yüzeyindeki gibi eğri çizgilerden oluşan bir harita sundu. Bürosunun bulunduğu Londra’dan o noktalara projeler hazırlamıştı ya da hazırlamaya hazırlanıyordu. Kendisine göre mimarlıkta küreselleşme işte buydu; doğal ki, benim söylediklerimle de pek mutabık değildi. Rolf Fehlbaum ise Basel’daki Vitra Dizayn Müzesi’nin kuruluşu ve yürütülmesi sırasında yaşadığı, küreselleşmeye ilişkin deneyimlerini anlattı.
Zamanın sınırlı olması nedeniyle ne yazık ki geniş bir tartışma açılamadı. Gelelim görkemli ödül törenine… Törenin yapıldığı Campidoglio Meydanı, Roma’nın kalbi sayılan bir noktada Capitoline tepesinde yer alıyor. Michelangelo’nun 16. yüzyılda düzenlediği, öteden beri Roma’nın siyasal, toplumsal ve dinsel merkezi olan ve her dönemde gücü simgeleyen alan, çevresindeki saraylarla bugün de Roma Hükümeti’nin merkezi olarak kullanılıyor. Törene katılanlar şık giysileri içinde, anıtsal Cordonata rampasını tırmanarak ünlü “piazza”ya ulaştılar. Törene Pritzker ailesi ile Hyatt Vakfı yetkililerinin yanısıra dünyanın pek çok yerinden gelmiş çağrılı mimarlar ve medya mensupları katıldılar. Gelenler arasında, daha önceki dönemlerde Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazanmış mimarlardan Frank Gehry, Christian de Portzamparc, Renzo Piano, Sir Norman Foster da vardı. Resmi konuşmalardan sonra Glenn Murcutt’a ödülü ve madalyası verildi. Murcutt, yaptığı uzun, duygusal konuşmada dünya görüşünü, iç dünyasını, mimarlık anlayışını ve çalışma ilkelerini anlattı. Konuklar törenden sonra, yakındaki Colonna Sarayı’nda verilen kokteyle ve akşam yemeğine katılarak geceyi tamamladılar. Glenn Murcutt ile, Ağa Han Mimarlık Ödülleri Jürisinde birlikte çalışırken kurduğumuz dostluğun sıcaklığıyla kucaklaştık. Mutluluktan uçuyordu. Haklıydı… Hakedilmiş bir mutluluktu bu… Glenn’in başarısı, daha açık bir deyişle dünyanın bir ucunda, kendi bürosunda tek başına, küçük projeler üzerinde çalışan bir mimarın ödüllendirilmesi, “Yıldız Mimarlar” sistemine vurulan bir darbe sayılabilir miydi acaba? 1. A Brief History of the Pritzker Architecture Prize, Media Kit Announcing the 2002 Pritzker Architecture Prize Laureate.
|






