Rüzgâr Eken.. Kaynak : 07.10.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen haftaki yazımızda, stat olaylarının önlenebilmesi için “önce kulüp yöneticileri sağduyulu olmalı” demiştik. Olaylı Fenerbahçe-Galatasaray maçından sonra başlayan bahar havası yazık ki çok kısa sürdü. Kimi kulüp yöneticileri ipleri germeyi yine sürdürüyorlar.

Anılan maçta çıkan olaylar nedeniyle Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’ye 1 milyar lira para cezası verdi ve stadını iki maç için kapattı. Kıyamet koptu.. Fenerbahçe, Futbol Federasyonu’nu “Galatasaraylı” ilan etti; Federasyonu Galatasaray’ın yönettiğini söyledi. Bir Fenerbahçe yöneticisi, “Binalarındaki TFF tabelâsını söksünler, oraya Galatasaray Kulübü’nün tabelâsını koysunlar” demekten çekinmedi. Sonuç : ipleri geren yeni bir polemik..

Fenerbahçe yönetimi, olaylı maçtan önce başkanının “ceza gelirse ben öderim” diyerek taşkınlıklara yeşil ışık yaktığını unutmuş görünüyor. Maç öncesi ve sonrası yaşanan tatsız olayları anımsamıyor; maçın niçin 12 dakika geç başladığını da.. Oysa, “Cezası kaç paraysa öderiz” anlayışı, hukukla bağdaşmayan bir anlayıştır. Her şeyin “para”ya endeksli hale geldiği, parayla her şeyin çözülebileceği düşüncesinin egemen olduğu günümüz ortamında bile yeri olmayacak bir anlayıştır.

Yanıcı-patlayıcı maddelerin stada nasıl girdiği, tribünlerin çatısına nasıl çıkarıldığı saptanamadı mı
acaba ? Artık, statların yönetimi kulüplerde olduğuna göre kulüp yöneticileri bu maddelerin stada nasıl sokulduğunu bilmediklerini söylemekle sorumluluktan kurtulamazlar. Yönetimin bunların nasıl girdiğini bilmemesi de bir hizmet kusurudur.

Olaylar böyle çıktı.. Ceza geldi.. Fenerbahçe, Federayonu suçluyor.

Fenerbahçe yönetimleri, “gerilim”i son yıllarda yönetim

anlayışının ekseni haline getirmiş gibi.. Futbol Federasyonu’yla didişmek yalnızca bugünün olayı değil. Eski Federasyon Başkanı Şenes Erzik, Fenerbahçe’nin eski genel sekreteri olmasına karşın, uygulamalarıyla dönemin Fenerbahçe yönetimine yaranamadığı için kulüpten ihraç edilmenin eşiğine gelmişti. Gerilimin sürmesi, naklen yayın havuzuna karşı Fenerbahçe’nin tek başına önce Star, sonra BİMAŞ’la anlaşmaktaki ısrarları Erzik Federasyonu’nun başağrısı oldu ve sonunu getirdi. Yine bir Fenerbahçeli olan ve hattâ bugünkü Fenerbahçe yönetiminde görev alan Abdullah Kiğılı da Federasyon Başkanı olarak baskılara ancak iki ay dayanabildi. Futbol Federasyonu bugünlere, yaratılan kargaşa içinde geldi; sıkıntılar sürüyor.

Aslında gerilim ilkin Fenerbahçe’nin içinde başlamıştı, dalga dalga çevreye yayıldı. Aykut ve Oğuz’a karşı başlayan ve onları kulüpten uzaklaştıran çekişmeler, Fenerbahçe’nin simgesi olmuş kimi spor yazarı eski futbolcularla devam etti. Daha sonra sıra, Federasyon’la, öteki kulüp yöneticileriyle, hattâ antrenörleriyle (Cavcav, Toshack..) çekişmeye geldi. Sonunda, havuz çekişmesi ve bunlar geride kaldı ama gerilim bitmiyor.

Bu arada, “rüzgâr eken, fırtına biçer” örneği, Fenerbahçe olaylardan sürekli olarak zararlı çıkıyor. Geçen sezon Türkiye Kupasında Trabzon’da sahadan çekildiği için cezası nedeniyle şimdi Kupa’da yok. Takımı sahadan çekmenin cezası bilinmiyor muydu ? Federasyon o cezayı bağışlasaydı Fenerbahçeli olmakla mı suçlanacaktı ?

Şimdi Fenerbahçe, Türkiye Kupası’nda yok.. Avrupa Kupalarında da yok. Yalnızca ligde var. Bu durum Fenerbahçe için, dinginlik içinde bir onarım dönemi fırsatı olmalı.

e-posta : hasmim7@ibm.net