Sağduyu Neredesin? Kaynak : 01.03.2000 - Yapı Dergisi - 220 | Yazdır

Akkuyu’ya Nükleer Enerji Santrali

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Akkuyu’da bir nükleer enerji santralı kurma hazırlığında. Buna karşı çevrecilerin tepkileri var. Santralın büyük bir tehlike oluşturacağı, gelişmiş ülkelerin bu yoldan elektrik üretiminden çoktan vazgeçtikleri, bizde kurulması tasarlanan santralın teknolojisinin eskiliği, imha edilemeyen atıkların depolanma sorunları gibi çok önemli sakıncalar dile getiriliyor.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı ise konuya açıklık getirmek, konuyu kamuoyuna doğru dürüst anlatmak yerine zor kullanarak, insanları dara sokarak santralın kaçınılmazlığını benimsetmeye çalışıyor. Nasıl mı? Çok kolay. Kesersin elektriği.. “Ülkede enerji darboğazı var. Tek çıkış yolu nükleer santral dersin”, olur biter.
Anlayış bu.

Santrala ilişkin her resmî görüşme ya da karar aşaması öncesinde birkaç gün süren elektrik kısıtlamaları oluyor. İlk kısıtlamanın gerekçesi Bakanlıkça, Rusya’dan gelen ve termik santrallarımızı da besleyen doğalgazın, Ukrayna’daki boru hattından çalınması varsayımına bağlandı. Daha sonraki kısıtlamalarda ise gerekçe, Eskişehir’deki doğalgaz merkezinin arızalanması şeklinde açıklandı.

Yöntemi öğrendik artık.. Nükleer santralın ihale adımlarında elektrik kısıtlamaları olacak. Bize de, “ne yapalım nükleer enerji santralı gelsin de bu işkenceden kurtulalım artık” dedirtecekler sonunda.

İşin başka bir gülünç yanı da Çevre Bakanı’nın Nükleer santral konusunda basına yansıyan bilgisizliğiydi. Bakan, konunun kendisine yeterince anlatılmadığından yakınıyordu. Sonunda öğrendi… Çevre Bakanı olduğunu anımsayınca da, “Nükleer Santrala karşı olduğunu” açıkladı.

Cüppeli Ahmet Hoca Külliyesi

Beykoz’da Hazine arazisi üzerine kaçak bir dinsel külliye yapılmış. Adı, Ahmet Hoca Külliyesi. Külliye’yi yaptıran, Cüppeli Ahmet Hoca adıyla anılan softanın öteki marifetleri televizyonlara ve başına yansıyınca kıyamet koptu.. Kaçak Külliye de gündeme geldi. Ve Hazine böylece, kendi arazisini anımsadı. Televizyon görüntülerine ve haberlerine göre, “Hazine görevlileri külliyeyi mühürlediler ve arsayla binaları devraldılar.” Bildiğimiz kadarıyla “devralmak” için önce “vermiş olmak” gerekiyor. Şimdi soralım:
* Hazine arsasını Cüppeli (ve de sarıklı) Ahmet’e kim vermiş?
Verilmemişse, işgaline kim göz yummuş? Milli Emlak uykuda mı?
Kendi malına, daha doğrusu halkın malina niçin sahip çıkmaz?
* Beykoz Belediyesi, hazine arsasına yapılmış koskoca kaçak yapılara niçin ses çıkarmamış?

Yapılaşma alanı tükendiği için üniversitelere ancak orman alanları verilebilen İstanbul’da arsaların irtica yuvalarınca yağmalanmasına göz yumanlardan bunun hesabı sorulmayacak mı acaba? Hazine kimin malını kime veriyor; sonra da devralıyor?

İstanbul’da Denize Otel

Gazete haberlerine göre, Zeytinburnu-Kazlıçeşme’nın tam karşısında denizde oluşturulacak beton bir ada üzerine 600 m yüksekliğinde bir otel yapılacakmış. Haberi birlikte okuyalım:

“Zeytinburnu Kazlıçeşme’nin tam karşısında, deniz üzerindeki 120 metre çaplı yapay beton adada oluşturulması planlanan dev otelde, 40 bin kişinin aynı anda konser izleyeceği müzikhol de bulunacak. 1 milyar 200 milyon dolara malolacağı hesaplanan ‘mega-milenyum oteli’nin mimarlari Belçikalı Etienne Livemont ve Türk meslektaşı Erdil Ergür şunları anlattı: ‘Tesis, Üç İmparatorluk Oteli adını taşıyacak.
1500 odadan 500’ü Roma, 500’ü Bizans ve 500’ü de Osmanlı İmparatorlukları’nı çağrıştıracak şekilde düzenlenecek. Egemen yapı malzemesini çelik oluşturacak. Üç İmparatorluk Kulesi adlı 600 metrelik kule, oteli içine alacak. Otelin karadan uzaklığı 600 metre olacak. Ulaşım tüpgeçitten ve denizden sağlanacak. Projeyi 2005’te hayata geçirebileceğimizi umuyoruz.’ (1)
Bir de fotoğraf var kulenin.. Gazete kuleyi, “bilim-kurgu ürünüymüş gibi görünen Milenyum Oteli” diye sunmuş.. İstanbul için önerilen kule, Norman Foster’in Tokyo için önerdiği kulenin hemen hemen “tıpkısının aynısı”.

“O kadar kusur kadı kızında da olur” denebilir. Hem, Foster’in kulesi’nin adı Millennium Kulesi, bununki ise Mega-Milenyum Oteli.. İstanbul’da karalar bitti.. Yeşil alanlar da bitti.. Anlaşılıyor ki sıra denizlere geldi şimdi..
Haydi hayırlısı..

Haliç’e Yüzer Otopark
Marmara’ya otel yapılır da Haliç’e otopark yapılmaz mı? Eminönü Belediyesi Haliç’te yer alacak altı katlı bir yüzer otopark için çalışmalarını hızlandırmış. Biz bu konuya YAPI’nın 215. sayısında BÜYÜTEÇ sütununda yer vermiştik. Gazetelerin şehir ekleri çıkarmaları iyi oldu. Bütün icatları bu yoldan kamuoyu da öğrenebiliyor..

Haber şöyle (2):

“Eminönü Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu seçimden önce gündeme getirdiği Haliç’e yüzer otopark projesi için harekete geçti. Maketi hazırlanan, fizibilite çalışmaları tamamlanan proje için, inşaatı yapacak şirketlerle temasa geçilip, gerekli izin başvuruları yapıldı..”

“.. Eminönü’ndeki İstanbul Ticaret Odası’nın karşısına konulması düşünülen otopark, binanın sağ çaprazında bulunan koya yerleştirilmek isteniyor..”

“.. Haliç’e yüzer otopark projesi için cevabı merakla beklenen yetkili kuruluş, Anıtlar Kurulu olarak bilinen, Kültür Bakanlığı 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu. Kibiroğlu, şimdiye kadar Anıtlar’dan herhangi bir olumsuz düşünce duymadıklarını, izin konusunda umutlu olduklarını söylüyor. Haliç’in yüzer otoparkı sadece otopark olmayacak. İçinde restoranlar, alışveriş birimleri, kafeteryalar, hattâ düğün salonları da bulunacak..”

“.. Kibiroğlu, ‘Vatandaş Marmara ve Haliç manzarasıyla çayını yudumlayabilecek’ diyor. Kibiroğlu, yüzer otoparkın neden gerekli olduğunu şöyle açıklıyor: ‘Eminönü toprak fakiri bir yer. Otoparka da çok ihtiyacimiz var. Eminönü’nün siluetine bir zarar verecekse önce ben karşı çıkarım..”

“.. Eminönü’nde çok yoğun bir sirkülasyon yaşandığını ve bu otoparkla 700-800 arabayı trafikten çekeceklerini savunan Kibiroğlu, caddenin üzerinde trafik sıkışıklığı kalmayacağını da iddia ediyor..”

İşte böyle.. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İstanbul’da karalar bitti, sıra denizlere geldi. Haliç’te daha önce köprüler tuzağına düşmüştük, şimdi de otopark tuzağına düşeceğiz. Sayın Belediye Başkanı herhalde, otoparkın daha çok trafik çekeceğini bilmiyor.
6 katlı devboyutlu yapının Haliç’e hiç uymayacağını da.. Silueti mahvedeceğini de.. Amacın yalnızca otopark olmadığı açık.. Haliç’in yüzer (ama sabit) otoparkı yalnızca otopark olmayacakmış. İçinde restoranlar, alışveriş birimleri, kafeteryalar, hattâ düğün salonları da bulunacakmış. Kısacası, Haliç rant tesislerine kurban ediliyor.

Dalan’dan İstanbul Önerileri (!)

İstanbul’un eski Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, Sabah Gazetesi İstanbul ekinin başlığına göre, “Sekiz duyarlı işadamı ile birlikte, İstanbul için ortak bir çağrı” yapmış. Dalan ve arkadaşları, şehrin hem tarihi dokusunu, hem de trafiğini perişan eden çarşıların, 1980’lerde başlattıkları büyük ataklarla şehir dışında oluşturulmuş merkezlere taşınmasını öneriyorlar. Ve bu yoldan Türkiye’nin sadece İstanbul’dan yılda 10 milyar dolar gelir sağlayacağını belirtiyorlar.. Bunu yapmak yerine ülkenin IMF’nin kucağına bırakılarak 3 yılda 4 milyar dolara muhtaç edilmesine şaştıklarını vurguluyorlar.

Dalan kendi Belediye Başkanlığı döneminde yapılmış olan yeni çarşı merkezlerini sıraladıktan sonra görüşünü özetliyor:

“.. Tüm bu yatırımlar bedava olmadı. Nereden bakarsanız bakın en az 20 milyar dolarlık bir yatırım, yıllardır ülkemizin gelişmesine engel olan vurdumduymaz zihniyet yüzünden atıl kapasitede bekliyor ve yavaş yavaş yok oluyor..”
“.. Basit bir matematik hesabı ile İstanbul’un 30 milyar dolar yıllık gelir getirebilecek bir altyapıya sahip olduğu ortaya çıkıyor. Bunun için ne mi yapılacak? Cevabı basit:
1. Atıl kapasitedeki 20 milyar dolarlık yatırımı canlandırmak için herkesi kendi çarşısına gönderirsin.
2. Temizlenen tarihî şehri turizmin, festivallerin, kongrelerin merkezi haline getirerek yılda en az 10 milyar dolar gelir elde edersin..” (3).

İşte size çözüm, işte havadan para!.. Bana, Dalan döneminde İstanbul’un bağrına saplanmış usul dışı gökdelenleri, kazıklı yolları, çarpık yapılaşmayı, İstanbul’u Hong Kong yapma tasarılarını anımsatmanıza hiç gerek yok.

Yalnızca biz şunu anımsatıverelim: Bedrettin Dalan şu anda İkitelli Kooperatifleri Birliği Başkanı.. Öteki duyarlı işadamlarının çoğu yine bu tür çarşı merkezlerinin yöneticileri.. Bu görevler de haberde belirtilmiş.

1. Deniz Oteli’ni Mimarları Anlattı, Sabah-İstanbul, 31.1.2000.
2. Kara bitti sıra denizde, Hürriyet-İstanbul, 15.2.2000.
3. Dokuz duyarlı İşadamının İstanbul için Yaptığı Ortak çağrı, Sabah-İstanbul, 4.2.2000.