| Sahip Çıkalım.. (Sedad Hakkı Eldem’i Anarken – Haliç’i Katleden Haliç Köprüsü – Gecekonduya Tapu Yerine Sertifika – Dört Genç Ressamdan İkisi – Gülmek mi, Ağlamak mı?) |
Kaynak :
01.10.1996 -
Yapı Dergisi - 179
|
Yazdır
|
|
Sedad Hakkı Eldem’i Anarken Haliç’i Katleden Haliç Köprüsü Gecekonduya Tapu Yerine Sertifika |
Eylül ayında açılan ve ekonomistlerle iş çevrelerince ciddi bulunmayan yeni paketten ise gecekondular için “sertifika” çıktı. Gecekondu sahiplerine verilecek sertifikalar ileride bu alanlarda gerçekleştirilecek toplu konutlardan pay almalarını sağlayacak. Ankara’da Murat Karayalçın’ın, Belediye Başkanlığı döneminde başlattığı Portakalçiçeği Vadisi benzeri bir uygulama… Bunun, tapu vermekten daha akılcı bir çözüm olduğu kuşkusuz. Kamuya ait toprakları, popülist politikalarla, oy avcılığı için elden çıkarmak yerine, Ankara’daki Portakalçiçeği Vadisi’ndekine benzer uygulamalar ve biraz daha soluklu çözümlerle şehirlerimizin ve halkın yararına çağdaş, yaşanabilir ortamlara dönüştürmek, yavaş yavaş politikacılarımızın aklına geliyor galiba. Kent topraklarımıza sahip çıkalım. “Dört Genç Ressam”dan İkisi “Liseli dört genç, Semra Dağada, Özgür Ecevit, Ertem Ertunga, İhsan Yüceoğlu, Helikon Galerisinde bir sergi açtılar, Ertem Ertunga Arif Kaptan’ın, ötekiler de Eşref Üren’in öğrencileri. Dördünün de resimleri, şimdiden, ustalarının yüzünü ağartacak değerdedir. Aralarında “Z Grubu” diye bir de grup kurmuşlar ama, hepsinin tuttukları yol ayrı. Hepsi, belli ki, resimde kendi kişiliğini arıyor. Zevk, duygu ve renk bakımından da birbirlerinden ayrılıyorlar. Mesela, Semra Dağada’da en hakim renk yeşil, Özgür Ecevit’te siyah, İhsan Yüceoğlu’da kırmızı. Özgür Ecevit (x), çizgi ve formdan önce renge önem veriyor. Rengi yalnız dekoratif bir unsur değil, daha çok bir ifade unsuru olarak kullanıyor. Bugün memleketimizde empresyonizm’in baştemsilcisi olarak gösterebileceğimiz Eşref Üren’i bu sergideki üç öğrencisi içinde en yakından ve en iyi anlayarak takip etmiş olanı, belli ki Özgür Ecevit’tir. Resimlerinden ciddi bir araştırmacı olduğu anlaşılıyor … ” Yüceoğlu ve Dağada’nın çalışmalarına ilişkin görüşlerini de aktaran Ecevit, yazısını şöyle sürdürüyor: “••• Ertem Ertunga, giriştiği zor konstrüksiyon denemelerinde yaşından beklenemeyecek bir olgunluk göstermiş. Çizgileri duru ve sağlam. Teknik erginliğe genç yaşta bu kadar önem vermesine ve stilizasyona eğilimi olmasına rağmen, Ertem Ertunga’nın resimlerinde toplumsal bir ifadecilik de ön planda yer alıyor. Henüz hayata atılmamış bu dört gencin, karşılarına çıkması mukadder olan engellere aldırmayıp ressamlığı meslek edinmelerini, insan, gönül rahatlığı ile dileyebilir.” Özgür Ecevit’in adının yanındaki (x) işaretinin dipnottaki açıklaması ise şöyle: “Özgür Ecevit’le Bülent Ecevit’in bir akrabalığı olmadığını, resimlerini överken iltimas yaptığımız sanılmasın diye belirtiriz. B.E.” Özgür Ecevit ve Ertem Ertunga, Bülent Ecevit’in dileğine uymayarak ressamlık yerine mimarlığı meslek edinmişler, böylece de resim yerine mimarlığın “mukadder engelleriyle” karşılaşmayı yeğlemişler. Bülent Ecevit örneğindeki gibi, genç sanatçılara sahip çıkalım. Gülmek mi? Ağlamak mı? 1.Hauser, 3/89, s.61-72. |

