Şenes Erzik ve Yeni Başkan Kaynak : 19.06.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Kimi yöneticiler, güç, güven ve onuru, işgal ettikleri koltuktan alırlar, kimileri de o koltuğa onur katarlar.

Şenes Erzik, bu ikincilerden oldu. Yalnızca Türkiye Futbol Federasyonu başkanı olarak kalmadı, sıçrayarak önce, 51 Avrupa ülkesinin oluşturduğu UEFA’da Başkan Yardımcılığı’na, sonra da 191 ülkenin temsil edildiği FİFA’da İcra Kurulu üyeliğine seçildi. Bu başarıları kendi kişiliği ve çabalarıyla sağladı; başkalarının, futbol topluluğumuzun, spor medyamızın katkılarıyla değil.

Yüceltme konularında Türk insanı çok cimridir, desteğini yakınlarından esirger. Dünyanın her yerinde, seyirciler bir ip cambazının bir uçtan ötekine geçerken hangi hünerleri göstereceği beklentisiyle gösteriyi izlerler; bizde ise cambazın ne zaman, nasıl düşeceği beklentisi egemendir.

Erzik’in hataları olmadı mı ? Elbette oldu, ama önemli olan, sekiz yıllık yönetimi boyunca başarılarının kusurlarından daha çok olmasıdır. Türkiye gibi, yönetici öğüten bir ortamda sekiz yıl süreyle görevde kalabilmesi bile başlıbaşına bir başarıdır. Doğal olarak burada, 3813 sayılı özerk T. Futbol Federasyonu yasasının, politik oyunlar karşısında sağladığı güvencenin de etkisi vardır; ancak Erzik yeniden seçilmek, yeniden güvenoyu almak başarısını defalarca göstermiştir. Bazı kişilerin, bazı kulüp yöneticilerinin, sonra da bazı medya kuruluşlarının haksız, ağır dozlu eleştirilerini cesaretle göğüsleyebilmiştir. Fenerbahçe’nin eski genel sekreteri Erzik bu yolda Fenerbahçe’den ihraç edilme noktasına kadar gelmiştir. Kimi medya kuruluşları, naklen TV yayınları için, var olan geçerli havuz anlaşmasını iptal ettirip kendi ticari istekleri doğrultusunda yenilemek amacıyla Erzik’in

zorlanmasından ve düşürülmesinden medet umarak ve kendisini hiç haketmediği biçimde “kötü adam” ilan etmişlerdir.

İşte şimdi Erzik, önünde daha üç yıllık bir yönetim dönemi olduğu halde kendi isteğiyle koltuğu bırakmaktadır. Bırakabilmektedir çünkü o koltuktan güç aldığı gibi, o koltuğa kişiliğiyle onur verebilmiştir. Bu nedenle, ayrılışının haklılığını çok iyi anlayabiliyorum. Anlayamadığım tek nokta, görevden gitmesi için herşeyi yapanların, şimdi, ayrılmasının zamansız olduğunu ileri sürerek buna da karşı çıkmalarıdır.

Erzik, görevi sırasında Avrupa ile bütünleşme yolunda önemli adımlar attı; içeride kargaşaya prim vermedi, adaletli davranmaya çalıştı ve Federasyonda tesisleşme konularında çaba gösterdi. Milli Takımın son sekiz yıldaki başarıları ise herkesçe biliniyor.

Geleceğe dönük olarak Erzik, Avrupa ve Dünya futbolunu yöneten kurumlarda şimdiki görevlerinden daha üst düzeylerde görevlere adaydır. Uluslararası platformda sağlayacağı başarılarla hepimizi gururlandırmasını diliyorum.

Şimdi T. Futbol Federasyonu’nun önünde, Temmuz’un hemen başında yapılacak olan genel kurul var. Bu kez kim başkan olur ?

Futbol Federasyonu, özerkliğin de sağladığı olanaklarla, geri dönüşü olmayan önemli bir yere gelmiştir. Başkanlığa aday olacak kişilerin artık, yalnızca sporun içinden gelmeleri ve “hevesli” olmaları yetmez. Adayların geniş, çağdaş bir dünya görüşüne, yaratıcı düşünceye, yeterli spor yönetimi deneyimine, uluslararası ilişkilere, birkaç yabancı dil bilgisine ve bu işe ayırabilecekleri tam güne yakın bir zamana sahip olmaları gerekir.

Bu ölçütler “Alp Yalman’ı tanımlıyor” diyebilirsiniz. Neden olmasın ?