| Şevki Vanlı Anısına… |
Kaynak :
01.09.2008 -
Yapı Dergisi - 322
|
Yazdır
|
|
Şevki Vanlı ile 1962’de tanıştık. |
Vanlı, bir yandan Or-An projeleriyle uğraşırken bir yandan başka projelerle mimarlık çalışmalarını sürdürüyordu. Yarışmalara katılıyor, Mimarlar Odası’nda çeşitli görevler alıyordu. MSB Kız Öğrenci Yurdu, Adana’da Türker evi, Bursa’da Merkez Bankası bu döneme ilişkin dikkate değer yapılardı. Ayrıca 1968’de birincilik ödülü kazandığı, Ankara Milli Kütüphane Yarışması da yine bu döneme rastlar. 1980’li yıllar Vanlı’nın Cezayir yıllarıdır. Orada aldığı bir proje işi yaşamındaki dönüm noktalarından birini oluşturacaktır. Cezayir Ulusal Merkezi projesi için orada kurduğu büronun mimarları arasında Erdem Aksoy, Özgönül Aksoy, Feyyaz Kuğu ve Güven Birkan da yer alacaktı. Büyük bir çalışmaydı yapılan… Ne var ki 1985’te petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle Cezayir’de ortaya çıkan sorunlar projenin gerçekleştirilmesini engelledi. Ancak Cezayirliler mimarın hakkını son kuruşuna kadar ödediler. İşte Vanlı, Cezayir’de mimarlıktan kazandığım mimarlık için son kuruşuna kadar Ankara’da Erkeksu Çiftliği’ne yatıracaktı. Amacı, yeni kurduğu “Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı”na kaynak sağlamaktı. Düşlerinin sonu yoktu… 673 hektarlık alandaki çiftlikte kuracağı tesisler Vakfı parasal olarak besleyecekti ve bunların yapımı, Vanlı‘ya dilediği gibi mimarlık yapma özgürlüğü sağlayacaktı. Artık, işveren de mimar da kendisiydi. Burası Ankara’nın rekreasyon merkezi olacaktı. Girişim, ayın zamanda bir mimarın Ankara’ya yeni bir yaşam biçimi önerisiydi. Golf ve Tenis Kulüp yapıları, Golf sahası, Binicilik tesisleri, manej ve otel ileride daha da gelişecek kompleksin ilk yapılarıydı. Vakıf kurulmuş, çalışmaya başlamıştı. Kimi kitaplarla yayın etkinliği başlatıldı. Vakıf, sonraki yıllarda YEM’le birlikte Archiprix – Türkiye’ye sponsor oldu. Ancak Erkeksu Çiftliği’nde işler, Vanlı‘nın düşlediği şekilde gelişmedi. Büyük çaba ve özveriyle bir süre işletilebilen kulüpler ve bunlara ilişkin tesisler verimli olmaktan uzaktı. Otel de İtalya’dan getirilen mobilyalarına varıncaya kadar tamamlanmıştı, ancak bir türlü işletmeci bulunamadığı için işletmeye açılamadı. Galiba aynı anda hem karar verici yatırımcı hem mimar olmak başarılı sonuç vermemişti. Kulüpler kapandı. Vanlı‘nın orayı canlandırabilmek için kimi eğitim tesislerine parasız yer tahsisi önerileri ve çabaları da, başlayan bir okul inşaatına karşın sonuçsuz kaldı. Düşler her zaman gerçekleşmiyor. Ankara’nın kentsel gelişmesi. Erkeksu Çiftliği yani Sincan doğrultusunda değil, Eskişehir yolu ekseninde olmuştu. Bu da projenin başka bir talihsizliğiydi. Bütün bu girişimlerin yanısıra Vanlı, serbest mimarlık çalışmalarını sürdürüyordu. Her yeni projesi, bir dil birlikteliği, sürekliliği yerine yeni form arayışlarının ürünüydü. Soyut İşhanı, Gölbaşı İhracatçılar Birliği Sosyal Tesisleri ve Or-An Orman Apartmanı bu dönemin dikkate değer yapılarıdır. Neyse ki çabalar her zaman ödülsüz kalmıyor: Mimarlığın çeşitli dallarıdaki başarılarıyla, 1992 yılında 3. Ulusal Mimarlık Ödülleri kapsamında Mimarlar Odası’nın Büyük Ödülü’nü kazandı. Şevki Vanlı mimarlık için yaşadı denebilir. Temelde ticari görünseler de girişimleri hep mimarlık adınaydı. Bunlara, mimarlık yapabilmek uğruna yarattığı bahaneler diye de bakılabilir. Or-An projesine de, Erkeksu projesine de… Zaten, ikinci kitabının adı “Mimarlık Sevgilim”, onun dünyaya bakış açısını göstermiyor mu? Mimarlık, gerçekten sevgilisiydi. Belki, ailesi ve yakınları bile mimarlıktan sonraki sıradaydılar. Vakfı ve Erkeksu Çiftliği’ni yaşatmaktaki sıkıntılarına karşın mimarlık adına çalışmaları büyük bir çaba ve hızla sürüyordu. Son yıllarda proje işi gelmemesinden yakınırken daha çok yazmaya yönelmişti. Bunun ürünü, hazırladığı “20. Yüzyıl Türk Mimarlığı” kitabı oldu. Son günlere doğru bir yandan sağlık sorunlarıyla boğuşurken bir yandan da Rusya’daki Türk Kültür Yılı etkinlikleri kapsamında Moskova’ya götürmek üzere bir mimarlık sergisinin hazırlıkları içindeydi. Kısacası, Vanlı, mimarlık için yaşadı: Mimarlık düşledi, mimarlık konuştu, mimarlık tartıştı, mimarlık yazdı, mimarlık yaptı. Bu dünyadan Şevki Vanlı geçti, ama iz bırakarak… Huzur içinde dinlenmeyi hak ettiğini düşünüyorum. |


