Spor Kulüpleri Yasası Kaynak : 12.03.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Spor Kulüplerine ilişkin bir yasa taslağı çeşitli spor kurumlarından 19 kişilik bir komisyonca hazırlanarak Spordan Sorumlu Devlet Bakanına sunuldu. Bakanın bu konuya sıcak baktığı biliniyor.
Aslında spor kulüpleri yasası konusu Bakanın programında da vardı.

Bilindiği gibi, bugün kulüpler dernek statüsü kapsamındalar ve Dernekler Yasası’nın hükümlerine bağlılar. Doğal olarak, başka bir amaca yönelik Dernekler Yasası kulüplere dar geliyor. Üstelik öyle bir yasa ki, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra hazırlanmış bir tepki yasası. Herkesi, her derneği önce anarşist olarak görme eğiliminde.. Bu bakımdan, spor kulüplerini kapsamına alacak özel bir yasanın hazırlanması girişimi çok olumlu.. Ancak ne var ki, Bakana sunulan taslak bu haliyle yasalaşırsa yine
yeterli olmayacak. Her şeyden önce, amaç, iyi belirlenip taslağa yansıtılamamış. Komisyon üyelerinin bile bu konuda kuşkuları var.

Amaç kulüplerin gelişebilecekleri ve böylece ülke sporuna, özellikle de amatör dallara daha iyi hizmet edebilecekleri ortamı sağlamak, sporcu sayısını ülke çapında artırmak olmalıdır. Bugün, ticari kuruluş kulüpleri dışındaki bütün kulüplerin birinci sorunu parasaldır. Hiçbir kulübün geliri giderini karşılamıyor.
Bu nedenle kulüpler, istenmeyen, uygun olmayan yöntemlerle yönetiliyorlar. Pek çok kulüp varlıklı, cömert, üne meraklı yönetici arayışı içine düşüyor. Bu kargaşa içinde, kulüpler gerektiği gibi değil, kişilerin ceplerine ve keyiflerine göre yönetiliyor. Kulüplerde kurumlaşmayı sağlayacak ortam oluşturulamadığı için de yalnızca günü kurtaracak yöntemler uygulanıyor.

İşte, Spor Kulüpleri Yasası öncelikle kulüplere nefes aldıracak maddi olanakların sağlanabilmesine katkı getirmeli. Bu, sporun korunup geliştirilmesi adına

yapılmalı. Taslak, bunu sağlayabilecek gibi görünmüyor. Daha çok, bir disiplin yasası gibi hazırlanmış; yani kulüpler bir cendereden çıkıp bir başkasına girecekler. Hatta daha da kötüsü olacak, çünkü Dernekler Yasasının uygulayıcıları, “düşünce suçu”nun peşinde oldukları için kulüplerle pek fazla ilgilenmezler. Oysa yeni yasayla izleme, denetleme, hatta neredeyse yönetme görevi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne veriliyor; Genel Müdürlük, kulüplerin üst kurumu konumuna getiriliyor. İllerde polisin dernekler masasının yerini Gençlik ve Spor il müdürlükleri almış.

Taslak bu haliyle yasalaşırsa “sporda devlet” etkisini iyice perçinlemiş olacağız. İlke olarak devlet sporu yönetmez; ancak gelişmesine yardımcı olur. İşin doğrusu budur; örneğin altyapıyı, tesisleri iyileştirir, çoğaltır. Oysa, Türkiye’de bürokrasi herşeyi yönetmek, bütün yetkileri kendisinde toplamak eğiliminde. Her alanda olduğu gibi, sporda da böyle..

Taslağın bir başka bölümü federasyonlarla ilgili. Spor kulüpleri Federasyonu, Konfederasyon ve Spor Federasyonları gibi tanımlar var. Kulüpler, bu yasa hükümlerine göre, olanak ve güçlerini birleştirmek amacıyla her ilde birden fazla olmamak üzere spor kulüpleri federasyonları kurabilecekler. Her ilde bir federasyondan 72 ilde 72 federasyon.. İl federasyonları birleşerek ülke çapında bir konfederasyon oluşturacaklar. Bu federasyonlar, spor dallarının federasyonlarından bağımsız, ama çoğunun yine Genel Müdürlük güdümünde olacağı anlaşılıyor. Oldukça karışık bir sistem..

Burada tasarının ayrıntılarına girmek istemiyorum. Önemli olan, ilkelerin, amacı sağlayacak şekilde baştan konması. Yasanın şimdi sporun gündemine ağırlıklı olarak girmesi gerekiyor. Ölü doğmaması için.

e-posta : hasmim7@ibm.net