Süren Niçin Öfkeli ? Kaynak : 06.01.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Milliyet’te dokuz sütuna manşet : “Palavrayı Bırakın..” Bu deyiş, belki inanmayacaksınız ama, Faruk Süren’in. Galatasaray Başkanının ağzından bu sözler çıkmamalı. Ne var ki, Başkan çok sinirli, çünkü hayaller gemisi karaya oturdu. O başlığın altında işte Süren’in söyledikleri : “Hem şampiyonluk, hem Avrupa’da başarı, hem transfer, hem de tesis isteyeceksin. Yatırım yap, Florya’yı çağdaş hale getir diyeceksin. Sonra da bu ne borç diye ortaya çıkacaksın. Böyle çelişki olmaz. Palavrayı bırakın.”

Aslında, alınan borçların şampiyonlukla ilgisi yok. Bir bütçe disiplini uygulanmaksızın paralar çok başka yerlere harcandı, adeta savruldu. Hem, “ben kulübü bir borç batağına batırdım, ama şampiyonluklar sağladım” demeye kimin hakkı olabilir ki ? Marifet, kulübü batırmadan şampiyon olmak. Galatasaray yakın tarihte, Alp Yalman’ın başkanlığı sırasında üst üste iki kez şampiyon olmuştu, yurtdışı başarıları vardı, ama kulüp mali bakımdan da güçlüydü. Bankalara borcu olmadığı gibi, bankada parası vardı kulübün. Hattâ bir süre, “repocular” diye eleştirilmişti Yalman yönetimi.

Süren zaman zaman eski yönetimin borç bıraktığını söylüyor. Süren, Yalman’ın son iki yıllık döneminde yönetim kurulunda görevliydi. Belirttiği gibi bir borç bırakılmadığını, hele hele kulübün bankalara borcunun olmadığını bilmemesi olanaksız. Kaldı ki, borç söz konusu ise bunda kendisinin de sorumluluğu olduğunu unutuyor.

Süren yönetimi hayal üretti, ürettiği hayalleri gerçekleştiremedi. Stadyum işi askıda, kurulan şirket sürekli zararda.. Hayaller borçlanma yoluyla sağlanan büyük paralarla beslendi. En kötüsü de, bankalara borçlanıldı. Hem de döviz bazında ve yüksek faizle.. Bu, borçların hergün daha da artması anlamına geliyor.

Şimdi deniz bitti. Borçlar, faizler sıkıştırdıkça sıkıştırıyor. Yeni borçlanma olanağı kalmazken, ödemeler kapıya geldi. Şirket hisselerinin bir bölümünün bir yabancı firmaya satılması için çaba harcandı ama, satış koşulları öylesine kötüydü ki bunu da genel kurul kabul etmedi. İşte, Süren’in öfkesi bundan..

Süren bu ruh hali içinde üyelerin bu konulardaki eleştirilerine çok kızıyor, öfkesini, kendisini eleştirenlerden çıkarmaya çalışıyor. Onları susturmak için Disiplin Kurulu’nu kullanmayı deniyor. Bu yolu birkaç kez, gazete yazılarından dolayı Turgay Şeren için denedi, şimdi de yine Şeren’in yanısıra kulübün duayenlerinden Necdet Çobanlı için aynı yola başvuruyor. “Çobanlı Disiplin Kurulunda..” İnanılacak gibi değil.. Çobanlı ne yaptı ? Şirket hisselerinin satışı için yönetimin yaptığı ön anlaşmayı didik didik araştırıp olumsuzlukları saptadı, sözlü ve yazılı olarak üyelere duyurdu.

Herhalde, Galatasaray’da, 80 yaşında bir ağabey ilk kez Disiplin Kurulu’nda yargılanacak. Çobanlı, Galatasaray’a ve Türk Sporuna hizmetleri tartışılmaz bir kişi, Jupp Derwall’in kitabındaki deyişiyle, “yüz yılda bir ender görülen futbol centilmenlerinden biri”. FIFA’da 12 yıl süreyle Yürütme Kurulu üyeliği yapmış sonra da 110 ülkenin katıldığı bir oylamada FIFA onur üyeliğine seçilmiş tek Türkü, Çobanlı’yı, Disiplin Kurulu’na sevk etmekle Süren yönetimi bir “ilk”e daha imza atmış (!) olacak.

Yapılan iş temelden yanlış. Disiplin Kurulu’na gönderme konusunda böyle bir çığır açılırsa kimleri nerelere götürür, bilinmez. Disiplin Kurulu’nun böyle bir kötü geleneğin yaratılmasına yeşil ışık yakacağını hiç sanmıyorum.