Taşra Kültürünün Yansımaları (Söyleşi: Leyla Tavşanoğlu) Kaynak : 25.11.2012 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır



Mimar Doğan Hasol Taksim Meydanı’nın yeniden düzenlenmesi çalışmalarına son derece tepkili. Projesi olmayan proje olarak nitelediği meydan düzenleme çalışmalarının bir an önce durdurulması çağrısı yapıyor. Taklit cami projeleriyle zaman geçirildiğine işaret eden Hasol, gelecek kuşakların bugün her türlü yaratıcılıktan uzak kopya bir mimari uygulaması yapıldığını görüp çok şaşıracaklarının da altını çiziyor. “Ama bu hükümet hep, ben yaptım oldu mantığıyla hareket ediyor” diyor.

- Bizim hükümet durup durup sorun çıkaracak gündem değişiklikleri yaratmaya bayılıyor. Son marifeti de Taksim Meydanı’nda yapılacak düzenlemeler. Sizce gerçekten ne yapılması amaçlanıyor? Taksim Meydanı’nın yeniden düzenlenmesi için sağlam bir proje var mı?

D.H.- Şu anda Taksim Meydanı’nda yapılacak düzenleme için bir proje var mı yok mu bilmiyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesinde gösterilen bazı resimler var. Ama o resimlerden de fazla bir şey çıkarmak mümkün değil.
Aslında konu Taksim Meydanı’nın yayalaştırılması. Ama bence aranan çözüm yine trafik için. Yayalaştırmayla ilgisi yok. Belediyenin internet sitesini incelediğiniz zaman yayalar için herhangi bir düzenleme getirilmiyor. Taşıtlar için bir düzen düşünülmüş.
Proje olup olmadığını da tam olarak bilmiyoruz. Varsa bunu hangi mimar ya da mimarlar yapmış? Bunu da kimse bilmiyor. Taksim Cumhuriyet Meydanı Cumhuriyet’le özdeşleşmiş bir meydandır. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra Fransız şehircilik uzmanı mimar Henri Prost’un planlarına göre yapılmıştır. Bu meydana bu anlamda dokunmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

- Peki, orada bir meydan düzenlemesi yapılamaz mı?

D.H.- Tabii yapılır. Dünyada benzer pek çok meydan var. Ama kimsenin aklına o meydanların altını oyup trafik düzenlemesi yapmak gelmiyor.
Her şey düzenlenebilir. Ama bu bir yöntem meselesidir. Doğru yöntemi seçmek gerekir. Örneğin Bedrettin Dalan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde de Taksim, Üsküdar, Beşiktaş meydanları düzenlemesi için yarışmalar açılmıştı.
Sonradan o düzenlemeler yapılmadı ama yine de yarışma açılmıştı. Bugün Taksim Meydanı düzenlemesi için böyle bir yarışma açılabilirdi diye düşünüyorum. Bizim İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin eski ve yeni başkanlarının imzaladıkları bir yazı mart ayında Başbakan Erdoğan’a gönderildi. Bu yazıda kendisine görüşlerimiz sunuldu. Hatta uygun gördüğü takdirde görüşme arzusu belirtildi. Ama herhangi bir yanıt alınamadı.
Bunu şunun için söylüyorum. Bizde, mimarlar eleştirirler ama çözüm önerisi getirmezler kanısı yaygındır. Biz o yazıda çözüm önerisi de getiriyorduk.

- Siz Taksim Meydanı’nda yapılacak düzenlemelerle ilgili ciddi kaygılarınız olduğunu söylüyorsunuz. Neden kaygılanıyorsunuz?

D.H.- Bakın, elli yıllık bir mimar olarak söylüyorum. Taksim Meydanı çevresinde bir de Taksim Gezisi var. Taksim Gezisi Prost’un planına göre iki numaralı park alanının bir parçasıydı. Gezi Taksim’den başlar, Nişantaşı’na kadar devam eder, oradan dönüp vadiden Dolmabahçe’ye kadar giderdi. Gezi zaman içinde kemirildi. Pek çok yapı yapıldı.

Esas hedef rant yaratmak

Taksim’de halkın yeşil alanı kemirile kemirile şu anda gördüğümüz kısım kaldı. Bir de oraya yeniden Topçu Kışlası yapılmak isteniyor. Orası aslında sadece rant getirici bir tesis olacaktır.

- Gezi’nin kemirilmesi 1950’li yılların ortalarında Hilton Oteli’nin yapımıyla başlamadı mı?

D.H.- Evet. Hilton orayı kesti. Derken Orduevi’ni yaptılar. Ardından eski vakıflar oteli, bugünkü Ceylan Intercontinental geldi. Daha sonra belediyenin de katkılarıyla Hyatt Oteli yapıldı. Son olarak da Harbiye Kültür Merkezi oraya getirildi.
Dolayısıyla, halkın yeşil alanı kemirile kemirile son parça olarak şu anda gördüğümüz kısım kaldı. Oraya da yeniden Topçu Kışlası yapılmak isteniyor. Evet, o kışla tarihiydi ama mimari tarz olarak çok da değer ifade eden bir yapı değildi. Zaten o kışla kullanılmadığı için sonradan Taksim Stadı’na dönüştürülmüştü.
Bu kışlanın doğru dürüst bir rölövesi yok. Zaten yapılmak istenen kışla değil. O çevredeki öbür kışlalar bugün eğitim amaçlı kullanılıyor.

- Peki, yapılmak istenen kışla değilse nedir?

D.H.- Orasının aslında rant getirici bir tesis olacağı, rezidans, alışveriş merkezi yapılacağı ifade ediliyor. Hatta buz pisti yapılacak diyenler bile var. Anlaşılıyor ki daha o konuda bir karar da verilmemiş.
Aslında bu tür projelerin İstanbullularla paylaşılarak yapılması gerekir.




Taksim için bunun en doğru yolu açılacak bir yarışmanın jürisinin kurulmasıydı. Bu jüri geniş araştırmalar yapar, yarışmanın şartnamesini hazırlardı. Ne yapılacağı konusunda bir toplumsal uzlaşmaya varılırdı.
Yarışmanın iyiliği şudur:
Yarışmaya, her biri ortalama altı-yedi kişilik yüz mimarlık ekibinin katıldığını düşünürsek altı yüz-yedi yüz kişinin fikri katkısı sağlanmış olur. Sonuçta da onların içinden bir seçim yapılır.

- Ama şu anda böyle bir katkı söz konusu değil…

D.H.- Evet, öyle. Burada ben yaptım oldu anlayışı var. Taksim İstanbul’un çok önemli bir noktası. Bu yapılanlardan sonra onun yeniden düzenlenmesi gerekecektir. Ancak bu da hem hoş değil hem de kolay değil. Burada kaygılanmamak elde değil.

- Peki, İstanbul’un çok önemli bir meydanında yapılmak istenen bu projesiz projeyi engellemenin hiç yolu yok mu?

D.H.- Bilmiyorum. Şu anda inşaat devam ediyor. Bu tür girişimlerin sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, odaların katkılarıyla yapılmasında yarar var. Ayrıca bugünkü uluslararası demokrasi anlayışına baktığımız zaman üç erkin, yani yasama, yürütme ve yargının yanı sıra dördüncü güç olarak sivil toplum kuruluşları ve uzman kuruluşlar kabul ediliyor.
Üstelik İstanbul gibi bence dünyanın en güzel şehrinin en önemli meydanında yapılacak bir operasyonun çok titizlikle ele alınması gerekir; bunun için gerçekten bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır.


Kopya çekmeyi bırakıp kendi mimarinizi yaratın

- Ancak bu hükümet sizin de dediğiniz gibi hiç kimseyi dinlemeden ben yaptım oldu mantığıyla hareket etmiyor mu?

D.H.- Ama olmuyor. Sonuçları çok kötü oluyor. Bakın, cami konusu da öyle. Şu anda Çamlıca’da yapılması istenen cami için de aynı uygulama yapıldı. Çamlıca’da tabii ki cami yapılabilir. Ama önce doğru dürüst araştırmaları yapıldıktan sonra yarışma jürisi kurulur. Jüri şartnameleri hazırlar. Sonuçta da bu iş bütün mimarlara açık bir yarışma haline getirilir.
Ama öyle olmuyor. Bu proje için TOKİ mensuplarından bir jüri kuruldu. Önyargıyla Osmanlı-Türk sentezi bir cami yapılması istendi. Mimarlıkta böyle bir önyargı olamaz. Bugünün dünyasında bugünün teknolojisiyle yepyeni fikirlerin ortaya konulması, yepyeni biçimlerin yaratılması gerekir.
Bizim bundan yüzyıllar sonrasına bırakacağımız mimarlık eserlerimizin olması gerekir. Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalmış Mimar Sinan’ın eserleriyle övünüyorsak, bugünün yöneticileri de ileride günümüzde yaratılan eserlerle anılmak istemeliler, diye düşünüyorum.

Kes-yapıştır yöntemiyle bina yapıyorlar

- Ama geleceğin insanları Ataşehir Camisi’nde olduğu gibi sürüyle Mimar Sinan’ın kopyalarıyla karşı karşıya kalmayacaklar mı?

D.H.- Bu tür kopyalamalar marifet değil. Kes yapıştır yöntemiyle elde edilen binalar. Asıl toplumsal sorun şu:
Toplumumuzun bugün özellikle kültürel yapısı açısından geldiği nokta taşra kültürüne, tarımsal kültüre dayanıyor. Tarımsal kültürün beğenileri tam olarak gelişmemiştir. Tıpkı vaktiyle Avrupa’da olduğu gibi ortaya çıkan burjuva sınıfı, eğitilmemiş beğenilerinin etkisi altında geriye dönük birtakım uygulamalara yönelmiştir. Bunlar özellikle de bunalım dönemlerinde olur. Toplumsal ve siyasal bunalım dönemlerinde yeni fikirler, yeni yapıtlar üretemezseniz eskiyi kopya etmeye çabalarsınız. Bizim bugün geldiğimiz durumu ben böyle yorumlamak istiyorum. Yani, Çamlıca Tepesi’ne Sultanahmet Camisi’nin bir kopyasının yerleştirilmesinin ne anlamı ne de mimarlıkta yeri vardır.
Dediğiniz gibi tıpkı Ataşehir’de yapılan cami gibi yola yanlış olarak çıkıldı. Yola yanlış çıktığınız zaman sonuçları da yanlış oluyor.

İnadım inat tutumundan vazgeçin

- Taksim Meydanı’nın projesiz projesi kapsamında bir de cami yapılması ihtimalinin yüksek olduğu yolunda duyumlar alınıyor. Buna ne diyorsunuz?

D.H.- Böyle bir şey yapacaklarını sanmıyorum. Ama yalvarmam gerekiyorsa yetkililere yalvarayım. Bu tutumdan vazgeçsinler. Taksim hepimizin meydanı. Herkesin orayla ilgili anıları var.
Ben Cumhuriyet Bayramı’nın 25. yıldönümünde geçit törenini babamın omuzunda seyrettim. Hâlâ o günü hatırlar, duygulanırım.
Ayrıca Taksim Meydanı bütün ana arterlerin açıldığı bir meydan. Onun ötesinde, bünyesinde Cumhuriyet Anıtı’nı barındırıyor. Bütün bunların hepsinin bir anlamı var. Öte yandan getirilmek istenen çözüm ise çözüm değil.
Konu Taksim Meydanı’na cami yapılması değil. Taksim Meydanı’nın tabii ki yeniden düzenlenmesine ihtiyaç var. Ama bu düzenlemenin böyle ele alınması yanlış. Bu operasyonu bir yerde durdurmak ve doğrusu neyse onu yapmak gerekiyor.