Teşekkürler Süreyya Ayhan Kaynak : 14.08.2002 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Süreyya Ayhan’ın Avrupa Atletizm Şampiyonası’ndaki başarısı Türkiye için yeni bir sevinç ve gurur kaynağı oldu. Ayhan 1500 m. de şampiyon olurken, başta Gabriela Szabo olmak üzere pek çok ünlü atleti arkasında bıraktı. Yaptığı hiç de kolay değildi Ayhan’ın. Yıllardan beri atletizmde alabildiğimiz ikinci önemli madalya bu. Daha önce, Ruhi Sarıalp’in üç adımda olimpiyat üçüncülüğü vardı; Ayhan’ınki yıllar sonra ona eklenen ikinci gurur halkası oldu.

Süreyya bu başarıya ulaşırken arkasında ciddi bir destek yoktu. Herşey kendi çabasının ürünü. 14 yaşında başladığı atletizmde şampiyonluk öncesinde de başarılar kazanmıştı. Yalnızca rakiplerini değil, karşısına dikilen engelleri ve güçlükleri de aşarak…

Atletizmde çarklar yıllar boyunca, yerli sporcuların aleyhine işledi. Çoğu kez, Türkleştirilen yabancılardan medet umuldu. Kimi yöneticiler devşirme atletlerle başarı kazanmak gibi bir kolaycılığa saptılar. Bu konuyu eleştiren yazılarımı okurlar anımsayabilirler. Sorabilirsiniz : “başka ülkeler de yabancılardan yararlanmıyorlar mı ?” Doğal ki yararlanıyorlar, ama spor politikalarını “yabancılar” üzerine kurmuyorlar. Kendi sporcularını yetiştirme çabasını sürdürürken, yalnızca eksiklerini yabancı desteğiyle kapatmaya çalışıyorlar. Biz kendi atletlerimizi bir yana itip küstürerek, geleceğimizi, umudumuzu, herşeyimizi yabancılara bağladık. Bu konuda, bana gönderdiği 8 Temmuz 1999 günlü yazısıyla bir bayan atletimizin tanıklığına başvurmak istiyorum. Şöyle diyor : “atletizmde neler olduğunu atletizm camiasındaki her insan üzüntü ve şaşkınlıkla izliyor. Bu durumdan en çok mağdur olanlar atletler. Şu anda Bolu’da Avrupa Gençler Şampiyonası için kamp yapılıyor. Bu kampta 4 Etyopyalı Türk vatandaşı kız bulunuyor. Türkiye adına bu yarışmada yarışacaklar. Bunun dışında ağustos ayında Sevilla’da yapılacak olan Dünya Şampiyonasının baraj derecelerini geçebilen sporcuların ikisi Rus asıllı Türk vatandaşları. Ayrıca Temmuz

ayının sonunda Göteborg’da yapılacak olan 23 yaş altı Avrupa Şampiyonasının barajlarını geçen üç gerçek Türk bayan atleti çalışmalarını kendi imkânları çerçevesinde sürdürmekteler. ”

İşte sonuç ortada… Başarı yabancılardan değil, kendi kendini yetiştiren öz kızımızdan geldi. Süreyya Ayhan desteklenmedi, üstelik hırpalandı; her başarısının ardından, başarısından çok, özel yaşamı tartışma konusu edildi. Tiraj uğruna işin spor yönü değil, magazin yönü yansıdı gazete sayfalarına. Bütün bu engellere karşın Süreyya yılmadı, sessizce çalıştı, koştu, koştu…Sonuç, müthiş bir başarı… Babasının gazetelere yansıyan üç cümlesi halimizi özetliyor : “Türkiye, bu başarıyla oradan garip ayrılmadı. En azından bir madalya alındı. Onun için mutluyuz ve gururluyuz.” Öte yandan; bugüne kadar kendisine destek vermeyen yetkililer şimdi Süreyya’nın başarısından pay kapma yarışındalar…

Süreyya’nın gözardı edilmemesi gereken çok önemli bir katkısı daha var : Topluma yaptığı, yapacağı öncülük… Bir yandan, çağdaş Türk kadınının simgesi olma özelliği… Öte yandan gençlere başarıyı ve sporu sevdirmesi… Bunlar ülkenin kolay elde edebileceği fırsatlar değildir. Kısır türban tartışmalarına en güzel çağdaş yanıt Süreyya’dan geldi. Ayrıca onun başarısı, gençlerimizi spora heveslendirebilir, onları çarpık eğitim sistemimizin sınav yarışı içine hapsedilmiş dünyalarından biraz olsun uzaklaştırarak sporun sihirli dünyasına yöneltebilir belki de… Yetkililer, bu örnek sayesinde gençlerin, artan zamanlarında dershanelere hapsedilmeleri yerine spor alanlarına yönlendirilmelerinin daha yararlı olduğunun bilincine varabilirler mi acaba ?

Şimdi Süreyya, kazandığıyla yetinmiyor, kendisine yeni hedefler koyuyor : “Hedefim artık dünya şampiyonluğu… En azından madalya kazanmak isterim.” Bravo Süreyya… Ülkenin senin gibi insanlara gereksinmesi var… Devam…