Toz Pembe.. Kaynak : 13.09.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’ın futboldaki bunca üstün başarısına karşılık üyelerin kuşku ve tedirginlikleri sürüyor. Bu, geçen cumartesi günü yapılan olağanüstü genel kurulda da açıkça görüldü.

Genel Kurul, Yönetim Kurulu’nun 2000 yılı bütçesinde öngördüğü değişikliklerin
görüşülmesi için toplanmıştı. Doğal ki bu konu üzerinde farklı görüşler ortaya konulup
tartışılacaktı. Ama kimi konuşmacılar, yönetimi desteklemek adına, “bunca başarı, bunca kupadan sonra bunları tartışmanın ne gereği var?” diyebiliyorlardı. Oysa gündem bütçeydi. Yönetim Kurulu da bunun için toplamıştı Genel Kurulu.

Yönetim Kurulu, ilk kez 100 milyon doları aşan bir bütçe getirmiş olmakla övünüyordu.
Oysa 2000 yılı bütçesi daha Mart’ta kabul edilmişti ; onu da Süren yönetimi hazırlamıştı. Aradan altı ay geçmeden, evdeki hesap çarşıya uymamış, bütçenin pabucu dama atılmıştı. Harcama yapılmış, sıra, gecikmiş de olsa tüzük gereği, aşımları genel kurula onaylatmaya gelmişti. Harcamaların karşılığının Hakan Şükür’ün İtalya’ya transferinden ve Galatasaray Sportif A.Ş. hisselerinin satışından sağlanacağı varsayılıyordu. Şükür’ün transferinden 20 milyon dolar, hisse satışlarından da 42.5 milyon dolar bekleniyordu.

Hakan Şükür için FIFA 20 milyon dolara karar verir mi ? İnşallah verir. Hisse satışına gelince.. Bu konuda üzerinde durulması gereken iki ciddi nokta var. Birincisi, hisse satışları ve halka açılma yıl sonuna kadar gerçekleşebilir mi? Bu işten anlayanlar, en azından formaliteler bakımından bunun olamayacağını belirtiyorlar. İkinci nokta : Bir an için hisse satışlarının 2000 içinde gerçekleştiğini düşünsek, buradan gelecek paranın tümü, Yönetim Kurulu önerisine göre bütçeye ekleniyor ve tüketilmiş oluyor. Evet.. Yıllardan beri büyük umutlar bağlayarak tartıştığımız hisse satışlarından gelen para, üretici bir yatırıma yöneltilmek yerine, bu yılın bütçesi içinde harcanıp eritilecek. Tıpkı Devlet özelleştirmelerinde olduğu gibi.. Gelecek yıl ne olacak

? Ya daha sonraki yıllar?
Aslında, Süren Yönetimi o gün parlak bir tablo çiziyor ve Galatasaray’ın futboldaki başarısının yanı sıra artık büyüyen bütçesiyle de dünyanın sayılı kulüpleriyle yarışır duruma geldiğini ileri sürüyordu. Tablo öylesine pembeydi ki, neredeyse, Kulübün borcu olmadığı bile söylenecekti. Oysa yine bütçeye “banka faiz ve komisyonları” olarak bu yıl için 9.3 trilyon lira (15 milyon dolar) konmuştu. Olmayan borcun faizi olur mu? Borç yoksa, Kulübün gelecek yıllara ilişkin alacakları niçin temlik edilmiş, bütçeye böylesine büyük bir faiz rakamı niçin konmuştu ? Bu sorular genel kurulda dile getirildi.

Kulübün, kaydı açık üye sayısı altı bine yakın. Genel Kurula katılanlar ise 916. Bunların 808’i oy kullanmış : 452 kabul, 356 ret. 108 üye de oy kullanmamış. Niçin ? Bunlar ya kararsız kaldıkları ya da Yönetim Kurulundan çekindikleri için oylarının rengini belli etmediler. Bir sınıf arkadaşım, “Üzerinde adlarımız bulunan yaka kartlarımızı sandığa atacağız. Ya fişlenirsek?” diye söylenmekteydi. Daha sonra başkalarının da aynı doğrultuda konuştuklarına tanık olduk. 21. yüzyılın eşiğinde insanlarımız ilkel duygu ve düşüncelerden kendilerini hâlâ kurtaramıyorlar. Galatasaray topluluğu içinde dahi, fişlenmekten korkanlara pes doğrusu..

Böylece, yeni bütçeyi kabul edenlerin oranı, katılanların yüzde 49’u oldu. Genel Kurula
katılanlar ise üye sayısının yalnızca yüzde 15’i. Rakamlar şunu anlatıyor : Üyeler kulübe daha çok sahip çıkmalılar, Yönetim Kurulu da bunca sportif başarıya karşın, aldığı bu uyarıdan ders çıkarmalı.

Not : 2. Başkan, sevgili Mehmet Cansun Genel Kuruldaki sunuş konuşmasında, 1996 yılı kulüp bütçesinin 7 milyon dolar olduğunu belirterek aradaki büyük farka dikkat çekmek istedi. 1996 bütçesi, 1.99 trilyon TL idi. Dolar olarak (Mart 1996) karşılığı 29 milyon eder. Eh, bu kadarcık hata (yüzde 315) olur herhalde.