| TRANSFER |
Kaynak :
05.06.1997 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Birçok spor dalında sezon kapandı, sıra transfere geldi. Medyada spor müsabakalarının heyecanlı yerini bu kez transfer çekişmeleri ve dedikoduları aldı. Özellikle futbol pazarı, şimdilik elle tutulur ciddi sonuçları olmasa da dedikoduylarıyla canlı.. Sözleşmeleri bitmiş futbolcuların parasal talepleri “astronomik” olarak nitelendirilirken, bu kez, kulüplerin satış listeleri açıklandı; şimdi, listelerdeki rakamların ulaşılmaz olduğu söyleniyor. Profesyonel futbolda uygulanan sisteme göre, sözleşmesi biten futbolcuların 6 Haziran’a kadar kendi kulüpleriyle anlaşmaları bekleniyordu. Anılan tarihe kadar anlaşma sağlanamayan futbolcuların adları ve başka kulüplere transferleri için, istenen bonservis bedellerini içeren listeleri kulüpler T. Futbol Federasyonuna verdiler. Bildirilen bu bedellerin gerçekte iki anlamı vardır : Birincisi, bu futbolcuları almak isteyen herhangi bir kulüp, futbolcuyla anlaşıp bu bedeli ödeyerek transferi otomatik olarak gerçekleştirebilir. Bu durumda, kulüplerarası bir anlaşma gerekmez. İkincisi, bu bedeli ödeyecek bir kulüp çıkmazsa futbolcu, zorunlu olarak bir yıl süreyle kulübünde kalır ve bu bir yıl için kendisine, listede gösterilen bedelin yüzde 20’si brüt olarak (yüzde 15 vergi kesilerek) ödenir. Bir yılın sonunda futbolcu serbest kalır. Ancak o bir yılın her iki taraf için nasıl geçeceğini düşünmek bile zor.. Bonservis bedelleri saptanırken doğal olarak, iki başlı bu durum kulüplerce dikkate alınır. Özetle, bedeller, başka bir kulübün ödemesini güçleştirecek, buna karşılık futbolcuların kulüpte kalmasını kulüp açısından kolaylaştıracak düzeyde tutulur. Şimdi, örneğin, son günlerde üzerinde çok konuşulan Alpay ya da Sergen’den herhangi birini almak isteyen kulüp, Beşiktaş ile bir pazarlığa girip anlaşma sağlayamadığı takdirde, futbolcuya ödeyeceğinin dışında Beşiktaş’a lisans için peşin 800 milyar lira ödemek zorundadır. Bunu ödeyecek kulüp çıkmazsa Beşiktaş Alpay’a ya da Sergen’e |
bir yıl için brüt 160 milyar ödeyecek, bir yılın sonunda da futbolcu lisansı ile birlikte serbest kalacaktır.
Burada, bedellerin azlığını çokluğunu tartışmak değil amacımız. Bunu arz-talep dengesi ve kendi olanakları içinde kulüpler ve sporcular düşünsünler. Asıl söylemek istediğimiz şudur : Bugünkü transfer sistemi, işleri bir düzene sokmuştur. Bonservis bedelinin anlaşmazlık sonrası saptanması, ve zorlama içermesi, sistemin düzeltilmesi gereken bir kusurudur. Bu sistemde, eskiden olduğu gibi, atlatmalar, zorlamalar, futbolcu kaçırmalar görülmüyor. Artık, herşey açıkta olup bitiyor. Kaldı ki, listelerin Federasyon’a verilmiş olması, kulüpler ve futbolcular arasında yapılabilecek anlaşmaları engellemiyor. Bekleme süresi içinde taraflar, görüşmelerini sürdürüp anlaşmaya varabilirler. Başka bir konu da, bazı kulüpler arasında imzalandığı bildirilen ve aralarında oyuncu alışverişini sınırlayan anlaşmaların, yasalar karşısında hiçbir geçerliliği olmadığıdır. Buna kimileri, yaptıklarının ne olduğunun bile farkında olmadan, centilmen anlaşması diyorlar. Centilmen anlaşması söze dayanır, yazılı olmaz. Acaba bu davranış sporculara karşı da centilmence sayılabilir mi ? Bu tür anlaşmalar insan haklarına da, liberal sisteme de, profesyonellik sisteminin özüne de aykırıdır. Transferin önemli bir püf noktası da “vergi” dir. Vergi sistemimiz, profesyonel sporcuların vergisini yüzde 15 gibi çok düşük bir düzeyde tutarak büyük bir kolaylık getirmiştir. Aslında, futbolcular pazarlıklarını net bedel üzerinden yapma alışkanlığını bir türlü bırakamadıkları için, kulüplerce futbolculardan stopaj yoluyla kesilmesi gereken bu vergi, bildiğim kadarıyla Galatasaray dışında, sanki kulüplerin vergisiymiş gibi kulüplerin üzerinde kalmaktadır. Aslında, sporcuların buna alıştırılmaları gerekir. Sporcular, genelde kendilerinden çok daha az kazanan sanatçıların bile pek çoğunun kavuşamadıkları bu ayrıcalığın değerini bilmelidirler. |

