| Ülkede Barış, Sporda Barış |
Kaynak :
20.04.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Sporda ortalık toz duman. Kulüp yöneticileri sportmenlik dışı tartışmaların içindeler. Çekişme kendi aralarında kalmıyor, hakemlere, federasyona da sıçrıyor. Sanki maçlar sahada değil de ağız dalaşıyla kazanılıyormuş gibi… Maçlardaki küçük taşkınlıklar bile bir anda seyircileri ateşleyebiliyor. İşte, Vestel Manisaspor-Fenerbahçe maçı sonrasında bir görevlinin hoparlörden densizce yaptığı bir anons bardağı taşırabiliyor. Sonuç : yaralanan seyirciler, güvenlik görevlileri; kırılan yüzlerce koltuk… Sinirler gergin… Herkes kavgaya hazır. Özerk T. Futbol Federasyonu seçimleri bile kavga konusu olmuştu. Federasyon seçimleri öncesinde spordan sorumlu bakan, Haluk Ulusoy’un başkan seçilmemesi için çeşitli girişimlerde bulunmuş, seçildikten sonra da görevden ayrılması için çeşitli baskılar uygulamıştı. Sonuçta ne oldu ? Hiçbir şey. Yaratılan gerilimle kaldık. Kavgalar, kısır çekişmeler toplumu germekten, patlama noktasına getirmekten öteye gitmiyor. Çevre Bakanı çevrecilerle, Kültür Bakanı kültür adamlarıyla, Turizm Bakanı turizmcilerle, Milli Eğitim Bakanı YÖK’le, üniversitelerle; Spor Bakanı federasyonla… Bakanların çoğu, yönetmek yerine, |
yakınmakla, başkalarını eleştirmek ve suçlamakla zamanlarını harcıyorlar.
Devlet kurumlarında ideolojik yapılanma doğrultusunda kadrolaşma dolu dizgin. “Bizden olanlar – bizden olmayanlar” anlayışı giderek yaygınlaşıyor. Üst düzey yöneticilerin büyük bir çoğunluğu doğrudan atanamadığı için eğreti olarak vekaleten görev yapıyor. Ana ölçüt dinci görüş ve eşin sıkmabaşı… Yönetim ve eğitim dinselleştikçe, adalet siyasallaştıkça hoşgörü azalıyor, gerilim artıyor. Ve giderek toplum parçalanıyor. Bayramları bile şenlik olmaktan çıkarıp kavga platformu haline getiriyoruz : İşte Nevruz, işte 1 Mayıs. Öte yandan, Türkiye siyasal bakımdan talihsiz bir coğrafyada. Çevremizdeki ülkeler barut fıçısı. Onların derdi de bizi olumsuz etkilemekten geri kalmıyor. Dönelim spora… Spor, toplumsal davranışların dışa vurduğu en iyi göstergedir. Sporda gerilimi çözmek, barış ve huzuru sağlamak istiyorsak öncelikle ülke çapında toplumsal barışı sağlamak zorundayız. Tek çare demokrasi… Ancak demokrasiye de hep şekil şartı olarak bakıyoruz. Oysa, demokrasiye yürekten inanarak onu içimize sindirmemiz, özümsememiz, kafamıza yerleştirmemiz gerekiyor. Çözümde en büyük görev iktidar partisine düşüyor. Değiştiği savında olan iktidar partisi toplumu germek yerine sağduyulu, uzlaşmacı adımlarla Cumhuriyet ilkeleri içinde sorunları çözmeye yanaşmalı. Bu olabilir mi, bilmem. Ancak olmak zorunda. Ayrıca, yineleyelim : Yönetimlerin işi yakınmak değil, yapmaktır. |

